ANALİZ

Bugün 15 Temmuz olayının 10’uncu yıldönümü.

Boğaz köprüsü dün geceden kapatıldı, törenler burada da yapılacak.

Yandaş medya günlerdir 15 Temmuz güzellemeleri yapıyor, halkın nasıl kahramanlık göstererek darbeyi önlediğini anlatıyor.

Ama o gecenin hala karanlıkta kalan tarafı, aydınlatılandan daha fazla. 10 yıldır söylediğimi tekrarlayacağım: “Biz 15 Temmuz’la ilgili ayrıntıların sadece yüzde 15’ini biliyoruz, gerisi karanlıkta.”

Bunlardan biri o gece genelkurmay başkanlığı binasında uzun bir toplantı yapan Hakan Fidan ve Hulusi Akar’la ilgili.

Hakan Fidan 15 Temmuz’da MİT Başkanıydı.

Hulusi Akar ise genelkurmay başkanlığı görevini yürütüyordu.

İkili o gece başbaşa saatlerce ne konuştular?

Darbe girişimi başladığı halde ne MİT başkanı ne de genelkurmay başkanı o sırada cumhurbaşkanı olan Erdoğan’ı neden bilgilendirmedi?

Erdoğan darbe kalkışmasını neden eniştesinden öğrendi?

Erdoğan gibi başta başbakan Binali Yıldırım da içişleri bakanı Efkan Ala da bilgilendirilmemişti.

Bunlar hala karanlıkta.

Gerçi 15 Temmuz’dan sonra Erdoğan’a bu iki kişi defalarca sorulmuştu.

Erdoğan ise bu sorulara “Dere geçilirken at değiştirilmez” cevabını vermişti.

İyi güzel de 15 Temmuz’dan bu yana 10 yıl geçti.

Peki dereyi hala geçemedik mi?

Hulusi Akar daha sonra milli savunma bakanı oldu, Hakan Fidan ise şu anda dışişleri bakanı.

10 yıl sonra, anlaşılan dere hala geçilmemiş ama tekrar sormak istiyorum; Bu iki ismin darbe girişiminde rolleri var mıydı, varsa neydi ve neden hala başta bu iki isim olmak üzere siyasilerden hesap sorulmuyor?

GÜNÜN SÖZÜ

Yoksa biz son yıllarda sahtekar, dolandırıcı, çıkarcı, hırsız mı olduk?..

Önce Kızılay çadır sattı, sonra “Ahbap” temiz duygularımızı istismar etti, iktidar sözünü tutmadı...

Son 25 yıl kötü örneklerle dolu...

Önce MHP, sonra halk titreyip kendine gelse, fena olmayacak bence... Ahmet ÜSTÜN

ÇOK GÜLDÜM

Rus ruleti fıkrası

Pazar günkü bir yazımda Erdoğan’ın NATO zirvesine katılan hükümet ve devlet başkanlarına hediye ettiği rovelver tabancaları konu ederken “Bu tabanca Rus ruletinde kullanılır” demiştim.

Bugün de aklıma Rus ruleti ile ilgili bir fıkra geldi.

Fıkra şöyle:

Bir (Laz, Kürt, Yahudi, Kayserili, Arnavut, hepsini yazdım ki biri çıkıp ‘bu fıkrayı böyle anlatamazsın, ayırımcılık yapıyorsun, halkı kin ve nefrete itiyorsun’ diyemesin) Rus ruleti oynamaya kalkmış ve daha ilk tetiği çekişte ölmüş.

Çünkü Rus ruleti oynarken şarjörlü tabanca kullanmış.

Bu arada Erdoğan’ın tabanca hediye etmesine dün Macaristan’ın yeni başbakanından bir gönderme gelmiş.

Macar Başbakan elinde bir mango ile poz verdiği mesajında, “Pakistan başbakanı 90 mango hediye etti. Hepsi birkaç dakika içinde yenip bitirildi. Herkes tabanca hediye etmez” dedi.

Ne demek istedi acaba?

ÇOK GÜLDÜM

Ece Güner kimseye yaranamadı

Son zamanların en büyük skandallarından biri Haluk Levent olayı kuşkusuz.

Bu olayla ilgili olarak avukat Ece Güner de gözaltına alındı.

Ece Güner CHP’li Erdoğan Toprak’ın eski eşi.

İmamoğlu-Özel yanlıları sosyal medya üzerinden “Bu Ece Güner kim biliyor musunuz? Kılıçdaroğlu’nun en yakın isimlerinden Erdoğan Toprak’ın eşi. Vay, vay, vay” paylaşımını yaptı.

Kılıçdaroğlu yanlıları ise aynı Ece Güner için “Biliyor musunuz bu Ece Güner kim? İmamoğlu’nun danışmanı. Vay, vay, vay” iddiasında bulundu.

Komediye bakar mısınız?

Paralel yapı edebiyatı

Parti içinde büyük kavga verilirken CHP’nin butlan kararı ile geri dönen genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu dün TV100 ekranındaydı.

Kılıçdaroğlu bir soruya cevap verirken “Partide paralel yönetim var, bu olmaz” dedi.

Kastettiği CHP’de iki genel başkan varmış gibi davranılması, milletvekillerinin grup toplantısı yapması, Özel’in burada konuşması, yurt gezilerinde Özel’in CHP genel başkanı olarak tanıtılması gibi geliyor bana. Ama biz paralel yapı tanımını Erdoğan’dan duyduk.

Cemaatin tasfiyesi sırasında bu tanımı çok sıkça duyduk.

CHP’de bir paralel yapıdan söz edilebilir mi?

Bu mümkün ama asıl dikkatimi çeken başka bir nokta var.

Kılıçdaroğlu aslında bal gibi Özel ve arkadaşlarını FETÖ ile ilişkili göstermeye çalışıyor.

Buna kanıt olarak da yurtdışından yayın yapan cemaatçi isimlerin kendisine ağır eleştiriler getirdiğini Özel-İmamoğlu ekibine ise yoğun destek vermesini gösteriyor.

Çok da yanlış değil.

Yurtdışındaki cemaatçiler ilk günden beri çırpınırcasına Özel’i destekliyor
gerçekten de.