Ve beklenen gün geldi.

İktidarın büyük şovla hazırlandığı NATO Zirvesi bugün başlıyor.

Amerika Başkanı Trump öğleden sonra Türkiye’de olacak ve ilk iş olarak Erdoğan’la görüşecek.

AKP tabanının hoşlanacağı dilde yazayım; Trump Erdoğan tarafından kabul edilecek.

Bu görüşmede beklenen hediye paketi de açılacak herhalde.

Zaten büyük heyecanla beklenen de bu değil mi?

AKP’li yöneticiler “Erdoğan’a meşruiyet sağlanması gerek” sözlerini “Bu adam ne istediysem yapıyor, bu nedenle çok seviyorum O’na hayranım” güzellemelerini unutarak açılacak “hediye paketini” bekliyor.

Ne var bu hediye paketinde?

E Başta F-35’lerin olacağı söyleniyor.

İyi de F-35’in hediye ile ne ilgisi var.

15 yıl önce F-35 projesine ortak olmuşuz, parasını yatırmışız, uçak için parçalar üretmeye başlamışız. İki uçağımız da bitmiş hangarda bizi bekliyorken pat diye S-400 sorunu çıkmış, projeden atılmışız.

Şimdi F-35’e geri dönmemiz hediye mi oluyor yani?

Bir başka hediye herhalde yeni nesil F-16’ların alımı ve bizdeki uçakların modernizasyonu.

Sanki bedava yapacaklar, bu mu hediye yani?

CAATSA yaptırımları kalkacakmış.

Amerika’nın “hasım ülkelere yönelik ambargosu” olarak bilinen CAATSA sanki ulusal onurumuza vurulmuş darbe değildi de şimdi hediye paketinden çıkmasına mı sevineceğiz.

Ama ne fark eder?

Saray yönetimi bu zirveyi Erdoğan’ın uluslararası diplomasi dehası, dünya lideri olması, NATO liderlerine ayar vermesi olarak sunacak nasıl olsa.

Bunu yiyenler olacak mı?

Hiç kuşkunuz olmasın.

Bİ SOR BAKALIM

Teyit edilmiş bilgi ne demek?

NATO Zirvesi başlıyor ya, güvenlik açısından olağanüstü önlemler alınırken RTÜK de devreye girerek tüm medya kuruluşlarını tehditvari bir üslupla uyardı.

RTÜK diyor ki “Teyit edilmemiş bilgiyi sakın yayınlamaya kalkmayın, NATO Zirvesi boyunca tüm yayınlar tarafımızdan dikkatle incelenecektir.”

Yani RTÜK şunu söylüyor: “Sadece saraydan gelen haberleri yayınlayın, kendi başınıza haber yapmaya yeltenmeyin.”

İyi de 3 bin yabancı gazeteci geliyor, aralarında hayli şahin olarak tanınan Amerikalı, Alman, Fransız ve İngiliz gazeteciler var.

Bunlar da açık ortamda liderlere soru soracaklar, pek çok soru teyit edilmemiş bilgilerden oluşan konulardan olacak muhtemelen.

Tabii bizimkiler zaten bir şey sormayacaklar ama yabancı gazetecilerin sordukları soruları ne yapacaksınız?

Sanıyorum yabancı gazetecilerin soracağı sorular bizim medyada yayınlanmayacak bile.

Muhalif medyaya akreditasyon verilmemesinin bir nedeni de galiba bu.

GÜNÜN SÖZÜ:

Sen neymişsin Öcalan...

Bebek katili, 50 bin kişinin canisi, yarım asırlık ülkemize saldıran PKK’nın elebaşı...

İyi güzel de TBMM’ye sunulacak “terör yasası” için önce Öcalan’dan utanmadan “onay” alınmış...

Yazıklar olsun!..

Bu kadar güçsüz müyüz?

Ahmet ÜSTÜN

ÜZÜLDÜM

Lüküs Hayat artık cennette

Türk tiyatrosunun bir çınarı daha öteki dünyaya göç etti.

28 yıl boyunca Türkiye’nin en sevilen müzikallerinden Lüküs Hayat’a can veren Zihni Göktay’ı da kaybettik.

Zihni Göktay’ı en son 6 ay kadar önce Cihat Tamer’le birlikte sahneye çıktığı “Bir varmış bir yokmuş” oyununda izlemiştim.

Oyundan sonraki sohbetimizde rahatsızlığından ötürü sanki bir daha görüşemeyecekmişiz gibi konuşmuştu.

Kalça kemiği kırılmıştı, buna rağmen “Bir varmış bir yokmuş” oyununda oturduğu koltuktan birkaç kez ayağa kalkmayı başarmıştı, ama sonuçta günlük yaşamında ne yazık ki tekerlekli sandalyeye bağlıydı.

81 yaşındaydı ve artık aramızda değil.

Mekanı cennet olsun, Lüküs Hayat’ı artık cennette sergiler belki de.

OKURDAN MESAJ

Devlet bir kart bastıramaz mı?

Engelli bir okurumdan aldığım mesajı sizle ve tabii dolayısıyla Aile Bakanlığı yetkilileri ile paylaşmak istedim.

Okurum şöyle demiş;

Can bey sizi sürekli takip ediyorum yüzde 53 engelli bir vatandaşım.

Engelli kartı almak için Aile Bakanlığına başvurdum.

Kartımı 4 aydır alamıyorum çünkü bakanlık yetkilileri ellerinde kart olmadığını söylüyor.

Ne gariptir ki dijital ortamda da hakkımı kullanamıyorum.

Başıma bu gelince başka engelli tanıdıklarıma da sordum meğer pek çok kişi kart olmadığı için bu haklarını kullanamıyormuş.

Mesajı okuyunca çok şaşırdım.

Bakalım Aile Bakanlığı yetkilileri konuya açıklık getirecek mi?