ANALİZ

Bu köşede dün yayınlanan bir yazımda “Yalakalıkta bile hadsizlik olmaz” başlığı ile Tamar Tanrıyar’ın gözaltına alınmasını konu etmiştim.

Ancak bundan sonrası çok farklı hale geldi.

Tamar Tanrıyar kendiliğinden gelip polise teslim oldu, yapılan ilk sorgulamasından sonra çıkarıldığı mahkeme tarafından adli kontrol koşuluyla serbest bırakıldı.

Tamar Tanrıyar bir gazeteci eşi ama asıl mesleği gazetecilik değil.

Buna karşın son bir yılda ortaya çıktı, çektiği videolarla CHP ve yönetimine çok ağır iddialar yöneltti.

Sosyal medyada çok izlenmesine karşın gazete ve televizyonlar Tamar Tanrıyar’a neredeyse hiç yer vermedi.

Söyledikleri doğru muydu bilmiyorum ama sonuçta yargı onun iddialarını da içeren konularda çok sayıda tutuklama yaptı.

Tamar Tanrıyar’dan yine kimse söz etmedi bu süreçte.

Ne zaman konu AKP’nin kalelerinden biri olan Turkuaz Medya’ya geldi işte o zaman kıyamet koptu.

Yandaş medya bir anda Tamar Tanrıyar’ı projektörlerin altına koydu.

Belli ki iktidar içinde klikler var.

Bir güç savaşı sürüyor.

Tamar Tanrıyar sadece CHP, Özel ve İmamoğlu yayınları yaparken sessiz kalanlar yeni durum karşısında bir anda şahin kesildiler.

Ancak şunu görüyorum; Bu iş böyle bitmeyecek. AKP içindeki kliklerin savaşı bir anlamda ortaya çıktı. Erdoğan’ı çok sevdiğini söyleyen Tamar Tanrıyar yargının eline düşüyorsa galiba yakında başka çok bildik isimlerin de başına iş açılacak.

Neşeli günler geliyor gibi.

Bİ SOR BAKALIM

NATO Zirvesi’nde bu olacak mı?

Temmuz ayına da girdik, bu ayın en önemli olayı 7-8 temmuzdaki NATO Zirvesi.

Bu zirvenin sonuçları Erdoğan iktidarı için çok kritik.

Bu zirveden Türkiye’ye biçilecek yeni bir rol çıkması şaşırtıcı olmayacaktır.

Ancak benim merakım şu; Erdoğan NATO Zirvesi’nde İsrail ile ilgili bir şey söyleyecek mi?

Merakla beklememin nedeni de şu; Trump, Erdoğan’a İsrail’le bir çatışmaya girmemesi gerektiğini söylediğini ve Erdoğan’ın bunu kabul ettiğini, bu nedenle kendisini çok sevdiğini ilan etmişti.

Erdoğan NATO Zirvesi’nden önce NATO Parlamenter Heyetine yaptığı konuşmada İsrail’in adını anmadan şöyle dedi:

“Bölgemizin istikrara kavuşmasına tahammül edemeyen, hatta bunu kendi güvenliği için tehdit olarak gören soykırım şebekesinin provokasyonlarına fırsat verilmemesi noktasında sizlerin desteğini bekliyoruz.”

Oysa Erdoğan kamuoyuna yaptığı açıklamalarda İsrail ve Netanyahu için çok ağır sözler söylüyor.

Örneğin “Hitler, katil, soykırımcı, terörist” tanımlarını çok kullanmıştı.

Peki Erdoğan bu tanımlamalarını NATO Zirvesi’ndeki konuşmasında ya da liderlerle yaptığı görüşmelerde söyleyecek mi?

GÜNÜN SÖZÜ

“Köklerine bağlı kalmasını, gitme-kalma mesajlarını ifade etmek” için kullanılan bir deyimimiz vardır...

“Avluda dut kuruyor, geldiğin yol duruyor” diye...

70 üstü siyasilerin artık anlaması lazım...

Yoksa bu millet, siz gitmek istemeseniz de sandıkta gönderecek...

Cesaretli olun gençler, yaşlı ağabeylerinizi rahat ettirin (!) Ahmet ÜSTÜN

DİKKATİMİ ÇEKEN ŞEYLER

Ha gayret! Kurtar beni Devlet Bey

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 14 Ekim 2025’teki grup toplantısı konuşmasında askeri hastanelerin kapatılmasının çok vahim bir hata olduğunu söylemiş ve “Bu hastaneler yeniden açılmalı” demişti.

MHP’liler ilgili kanunun çok kısa süre içinde meclise geleceğini söylemişti.

Ancak aradan 8,5 ay geçmesine rağmen AKP bu konuda harekete geçmedi.

Bahçeli aylar önce yaptığı ancak sonuç alamadığı konuyu dünkü grup toplantısında tekrar dile getirdi.

NATO’da askeri hastanesi olmayan tek ülkenin Türkiye olduğunu belirten Bahçeli “Askeri hastanelerinin yeniden açılması ve ordu bünyesine kazandırılması meselesi hayati değerdedir” dedi.

Bakalım Bahçeli bu kez istediğini yaptırabilecek mi?

Biliyorsunuz konunun benimle de ilgili önemi çok büyük.

Çünkü iki yıl önce yaptığım konuşmada askeri hastanelerin açılmasını istediğim için hakkımda halkı yanıltmak, yalan bilgiyi yaymak, panik yaratmaya çalışmak, devleti zayıf göstermek gerekçeleriyle dava açılmıştı.

CANIMI SIKAN ŞEYLER

Ama bu vicdansızlık değil mi?

Yargı yoluyla CHP’ye yapılan en son operasyonda gözaltına alınan Seferihisar Belediye Başkanı İsmail Yetişkin dahil 12 kişi tutuklandı.

İddialar doğru mudur şu anda elbette bilemeyiz.

Ancak öğrendiğim kadarıyla İsmail Yetişkin böbrek hastası ve haftanın belirli günlerinde diyaliz makinesine bağlanıyor.

Bu durumda Başkan Yetişkin, her seferinde diyaliz merkezine mi götürülecek yoksa diyaliz makinesi hapishaneye mi getirilecek?

Bu durum bilinmesine rağmen bir belediye başkanını ev hapsi yerine tutuklamak vicdansızlık olmuyor mu?