Bu görev değil vicdansızlık - Resim : 1

KAFAMI BOZAN ŞEYLER

Üniversite sınavlarının ikinci ayağı da yapıldı.

Bu kez yine çeşitli nedenlerle sınava geç kalanlar oldu elbette.

Ama biri var ki gerçekten bir vicdansızlık hatta ahlaksızlık örneği.

Osmaniye’de bir kız öğrenci tam kapılar kapatılmak üzereyken kapıya doğru koşuyor kan ter içinde

Ama tam kapıya vardığı an görevli kapıyı kapatıyor.

Saniye farkı ile.

Yalvarıyor içeri alınması için ama görevliler Nuh diyor peygamber demiyor.

O sırada okul önünde çocuklarının sınavdan çıkışını bekleyen veliler ricacı oluyorlar.

Ama yok, kapı aralanmıyor.

Neymiş efendim, kapıların tam saatinde kapatılması için talimat verilmiş.

Görevli görevini yapmış.

Hayır görevini falan yapmamış, açıkça vicdansızca davranmış.

Namuslu ve vicdanlı bir görevli kapıyı kapatırken en azından yola bakar, gelen var mı diye kontrol eder.

Kız öğrenci kapılar kapanmadan koşarak geliyor, görevli görüyor, ama sanki bir robotmuş gibi kapıyı yüzüne kapatıyor,.

Ne kazandı acaba o kapıdaki görevliler?

Başları göğe mi erdi?

Bir genç kızın hayalini hançerlerken çok mu mutlu oldular?

GÜNÜN SÖZÜ

- Ülkemizde yaşananlar:

- Meydanlarda milli maç seyretmek yasak...

- Haklarını arayan öğretmenlere ters kelepçe...

- TBMM’de sahte oylar gırla...

- CHP’li belediyelere operasyonlar tam gaz devam ediyor...

- Çakarlı araçlar fink atıyor...

- Adam kaçırma, denizde adam dövme olağan oldu...

- Polis, yolda yürüyen vatandaşı çıplak arıyor...

- Davalar, güce göre sonuçlanıyor...

Allah razı olsun (!) yöneticilerimizden...

Ahmet ÜSTÜN

BUNU YAZMAK GEREK

Hakaretin bile namusu olmalı

Şu sıralar Türkiye’nin en tepki çeken ismi kuşkusuz Kemal Kılıçdaroğlu.

Kılıçdaroğlu’nun gelmesiyle birlikte AKP’nin kazanacağına, Erdoğan’ın yeniden cumhurbaşkanı olacağına inanan çok büyük bir CHP’li kesim öfke içinde.

Hakaretlerin bini bir para.

Ancak iş giderek tatsızlaşıyor.

Hakaretlerin dozu artıyor.

Bunları burada sayacak değilim ama bazı haksızlıklar yapıldığını da yazmak gerek.

Örneğin “Kılıçdaroğlu seçimi bilerek kaybetti” deniyor.

Ya da “tekrar geldi ki Erdoğan kazansın diye.”

Bu sözler, söyleyenlerin içini rahatlatıyordur belki ama işe bir de arkasından bakalım.

Kılıçdaroğlu neden seçim kaybetmek istesin?

Diyelim ki o seçim kaybetmek istedi, bugün CHP yönetiminde olan ve muhtemelen yeni parti kuracak olanlar Kılıçdaroğlu ile birlikte değil miydi?

Yani bir anlamda onlar da seçimi kaybetmek için mi çabaladı?

Öfke ciddi ve hatta demokratik bir tepkidir ama saçmalamaya başladı mı anlamını da yitirir.

DİKKATİMİ ÇEKEN ŞEYLER

Direniş derken oyuna gelinmemeli

Butlan kararından sonra CHP iyice karıştı.

Önce genel merkeze polis zoruyla girildi.

Sonra başkanları görevden alınan bazı illerde de benzer görüntüler yaşanıyor.

Bir grup içeriden çıkmıyor diğer grup içeri girmeye çalışıyor sonra da polis geliyor.

Butlan kararına karşı çıkılabilir, ama direniş adı altında parti binasını işgal etmenin bir sonuç getirmeyeceği de bir gerçek.

Sonuçta ortaya çıkan çok çirkin bir manzara var.

CHP binalarına gaz bombalarıyla, su püskürterek ve cop kullanılarak, cam çerçeve kırılarak giriliyor.

İçerdekiler dışardakiler fark etmez, birileri “ne direniş yaptık” ama diye kendilerini tatmin edebilirler ama arada CHP yok ediliyor, bunun bedelini kimse ödeyemez.