ANALİZ

Ne güzeldi değil mi Dünya Kupasına giderken yaşadığımız heyecan.

Bizim çocuklar” dünya şampiyonu olacaktı.

Her şeyi bilen tek adam spor bakanını “İyi bir sonuç alacağız” dediği için azarlamıştı “Ne demek iyi sonuç, şampiyon olacağız desene” demişti.

Tüm şirketlere talimat gitmişti.

“Bizim çocukların dünya şampiyonu olacağı yönünde reklam filmleri çekin” bile denmişti.

Ama olmadı.

TOGG arıza yaptı.

SİHA’nın kanadı koptu.

Balistik füzenin fitili ateşlenmemişti.

Uçak gemimizin yakıtı bitmişti.

Tüneller tıkanmış, viyadüklerin direkleri çatlamıştı. Savaşa gidiyorduk ama barutu unutmuştuk. Barutun gazla patlamayacağını düşünmemişlerdi nedense.

Şaka bir yana bizim çocuklar çok da kötü oynamadılar.

Şansları da yoktu.

Ama iş ne zaman tersine döndü biliyor musunuz? Bütün gaz vermelerin, büyük reklam kampanyalarının, alanlara kurulan dev ekranların, şampiyonluk duası edilen toplu namazların üstüne AKP’nin milli takımı destekleme filmi ortaya çıkmasından sonra döndü hava.

Yazık oldu.

Büyük rüyadan tokat yiyerek uyandık. Ne diyelim artık önümüzdeki dünya kupalarına bakacağız.

HOŞUMA GİDEN ŞEYLER

Herkese yakışan kahraman vardır

Bu hafta gazeteci Erdem Beliğ Zaman üç iğneleme göndermiş.

* AKP, Dünya Kupası’na katılan Türkiye Cumhuriyeti Millî Takımı’mız için bir klip hazırladı... Bu klipte Erdoğan’ı, takım oyuncularından daha fazla gördük! Ayrıca klipte İHA’lar, SİHA’lar, tanklar, tüfekler futbol topundan çok görünüyor! Bunca silah dostluk içeren bir maçta neden var? Mesela ilk maçımızda Avustralya’ya kaybettik; yenildiğimiz takımı vuracak mıyız? Ya da Erdoğan, onların başkanlarına nota mı yollayacak? Sonuç Paraguay’a da yenilerek elendik.

* NATO toplantısı için Ankara’da hummalı bir temizliğe gidilmiş… Binaların cepheleri bedava boyanıyormuş, sokaklar temizleniyormuş, Macron’un sabah koşusunu yapabilmesi için parkur hazırlanıyormuş… Türkiye Cumhuriyeti gençleri, eğer bu ülkeyi yönetenlerden insan gibi muamele görmeniz için yapacağınız açık; okuyunca NATO ülkesi bir devlette yönetici olun!

* Kızını çocuk yaşta evlendirmekten dolayı tutuklanan Hiranur Vakfı kurucusu Yusuf Ziya Gümüşel sağlık sorunları sebebiyle tahliye edilmiş… Hapishane çıkışında müritlerince kahraman gibi karşılanmış... Ee, herkesin kendine yakışan kahramanı vardır!

ÇOK GÜLDÜM

Pazar için iki fıkra

Bu hafta Yıldırım Tuna’dan iki fıkra geldi.

Birlikte okuyalım;

Harem

Eski Demirperde ülkelerinden birinde genç ve çok güzel bir kız, ucuz satılan soğan kuyruğunda iki saate yakın bekleyip, sıra ona gelince doldurduğu çantasını zorlukla yüklenip evine doğru sürüklerken tam yanında muhteşem bir limuzin durmuş, şoförü koltuğundan fırlayıp kapısını açmış, aşağı Arap kıyafetli, son derece yakışıklı bir genç delikanlı inmiş, siyah güneş gözlüğünü ağır ağır çıkarıp kadını süzdükten sonra, “Ben Ortadoğu petrol bölgesinin en zengin ülkelerinden birinin şeyhiyim” demiş, “Çok zarif ve çok güzelsiniz. Sizi görür görmez de çok beğendim ve sizi onun için takip ettim. Bu zor hayattan kurtulup zengin haremime katılmak ister misiniz?”

“Olmaz!” diye çok kesin bir cevap vermiş bizim güzel kız, “2 saat soğan beklemek kolay da.. Koynuna gireceğim adamda acaba sıra bana ne zaman gelecek diye asla bekleyemem!”

Belli ama...

Dernek Başkanlığı seçimimizde beni destekler misiniz?

Neden? Sizi tanımıyorum bile.

Size oyunuz karşılığında 5 bin dolar versem?

Bak şeyy. O olur. Yani olabilir.

Peki, 100 dolar versem?

Aa? Siz beni ne sanıyorsunuz?

Ne olduğunuz belli oldu da rakamı ikimiz için de makul bir seviyeye çekmeye uğraşıyorum!

DİKKATİMİ ÇEKEN ŞEYLER

Arınmaysa isim de lazım

Butlan kadarı ile işbaşına gelen Kemal Kılıçdaroğlu ilk kez televizyona çıktı.

Beklediği olmadı gibi geldi bana.

Çünkü bu kadar iddialı iseniz net konuşmanız gerek.

Arınma erken “kimlerden arınılması gerektiği” net biçimde açıklanmalıydı.

İddianameleri okumadığını çünkü hukukçu olmadığını söylemesi pek inandırıcı değil, eğer arınacaksanız hukukçu olmasanız bile iddiaları net olarak bilmeniz gerek.

Kılıçdaroğlu normal bir TV röportajına çıkmadı. Kendisini adeta çapraz sorguya alan ekibin karşısındaydı. Soru değil ithamlara cevap verdi.

Peki kamuoyunun aleyhindeki algısını değiştirebildi mi?

Hayır.

Bundan sonra değiştirebilir mi?

Belki.

Ama kırk fırın ekmek yemesi gerek.