Bir paylaşıma denk geldim. Artık “bu kadarı da fazla” demekten başka bir söz bulamadım. Ülkece, genci yaşlısı resmen sosyal medya bağımlısı oldu. Doğru kullanılmadığında sosyal medya tam anlamıyla bir çukur. Çocuk istismarı, pornografik paylaşımlar, teşhir, dilencilik, her türlü rezillik var.
Beğeni Uğruna Kaybolan Kimlikler
Yılbaşı gecesi Fransa’nın başkenti Paris’ten gelen görüntüleri görmüşsünüzdür. Zafer Takı önünde toplanan mahşeri kalabalık havai fişek gösterilerini izledi. Herkesin ama herkesin elindeki telefon havadaydı. Milyonlarca kişi “bakın ben ne kadar eğleniyorum”u kanıtlamaya çalıştı.
Artık mesele mutlu olmak değil; mutlu görünmek.
Modern çağın niteliksiz araçları resmen bizi bizden çaldı.
Ve bu bir yere kadar masum.
Ancak özellikle TikTok’ta sınır yok.
Bir kişi inanılmaz dikkat çekici. 60 yaşlarında bir kadın… Üzerine, saçına ne bulursa takıp takıştırıyor, abartılı makyaj yapıyor, canlı yayınlar açıyor, enteresan müziklerle dans ediyor… Ve neredeyse her paylaşımda “beni kıskanıyorsunuz, kimseye yaranamıyorum” diye izleyenlere bağırıyor. Takipçisi de çok… İnanmak zor.
İsmini yazmıyorum, bu teyzemiz paylaşımları yüzünden eşinden ayrılmış. İki kızı var, ikisi de doktor. Onlar da kendisiyle görüşmeyi bırakmış. “Yapma” deseler de asla bir karşılık alamamışlar.
Aynı kadın bir sonraki yayınında yemeni takıyor ve Kur’an-ı Kerim’den ayetler okuyor. Resmen para için her tuşa basıyor.
Üstelik yalnız da değil… Ölüm döşeğindeki babaannesiyle canlı yayın açan, savunmasız yaşlı insanları rezil eden bir güruh da var.
60’lı yaşlardaki anne baba ve 30’lu, 40’lı yaşlardaki oğulları yalnızca yer sofrasında yemek yiyerek ayda 150.000 TL kazanıyormuş.
Biraz daha derine daldım. Yıllardır gecekondusunu çekip “çocuklarım aç” diyen bir kadının da ayda ortalama 200.000 TL kazandığını, sırf para gelsin diye muhtaç taklidi yaptığını gördüm. Bu sanal dilencilik.
Kazancın 1 milyon liraya ulaştığı bilinen TikTok canlıları var bu ülkede…
Vergisiz kazanç!
Ve asıl sorun ne biliyor musunuz? Hiç kimse “dur” demiyor.
Hem ekonomik, hem sosyolojik hem de psikolojik bir durum bu. Bir milletin genci, yaşlısı, çocuğu, dedesi, ninesi batakta. Haber paylaşımı yapanlar var, yararlı bilgiler de var ama öyle az ki…
Tablo korkunç.
The Guardian’da çıkan bir makaleyi inceledim. İngiltere’de 2021’de TikTok Shop faaliyete girdi. Şimdi perakende sektörünün güçlü oyuncularından biri. Sistem; birçok marka, satıcı ve içerik üreticilerini destekliyor, pastadan koca dilimler paylaştırıyor.
Biz ise bir mal ya da hizmet değil; niteliksizlik satıyoruz.
Sosyal medyada büyük tepki görmezse, birinin canı yanmazsa, şikâyet olmazsa da kimse hiçbir şey yapmıyor. Cezasızlık, korkusuzluğu tetikliyor. Çürüme de işte böyle geliyor.
Aile Bakanlığı, 15 yaş altına yani çocuklara sosyal medya yasağı üzerinde çalışıyor. Tabloya bakınca bu çalışmanın bir an evvel hayata geçirilmesinin ne denli önemli ve hayati olduğu ortada.
İşi hem psikolojik hem de dijital takipsizlik anlamında ele almak şart.
Önce psikolojik boyutuna bakalım.
Uzman Klinik Psikolog Yasemin Meriç Kazdal’a göre, bu paylaşımlar her şeyden önce: teşhircilik.
Teşhircilik ve Kimlik Erozyonu
“Teşhircilik var ve farkında olmadan da teşhir edilen bireylerin sınırları ihlal ediliyor. Ayrıca, ‘empati’ uyandırma amaçlı bireyleri araçsallaştırma gibi bağlamlarda etik bir bozulma riski olabiliyor.”
TikTok’taki “figürlerin” davranışları ne anlatıyor?
Prof. Kazdal:
“Bağış toplamak olarak değerlendirildiğinde bireyin bir kimlik oluşturmaktan ziyade bir amaç uğruna gelen yorumlara göre şekil aldığını ve performans odaklı bir yaklaşım sergilediğini söyleyebiliriz.”
Doomscrolling Kıskacına Dikkat!
Sosyal medya kullanırken gardımızı nasıl almalıyız?
“Farkında olarak ya da olmayarak günün herhangi bir zamanında bu tarz içeriklere maruz kalıyoruz. ‘Doomscrolling’ adı verilen sürekli kaydırma alışkanlığını sürdürüp sürdürmediğimizi fark etmeliyiz. Bağımlılığa dikkat etmeliyiz.”
Çünkü, aile düzeni-şiddete eğilimi tetiklemesinin yanında; yapılan son araştırmalara göre bu tarz videolar beyni yavaşlatıyor, küçültüyor.
Dijital Dünyada Suçun Sınırı Nasıl Çizilir?
Hem devlet kurumlarına hem de kullanıcılara düşen görevler var. Avukat Elif Selen Ay anlattı.
Sosyal medyada hak ihlali ve suç nerede başlıyor, nerede bitiyor?
Av. Elif Selen Ay:
“Çocuk istismarı, dolandırıcılık, özel hayatın gizliliğinin ihlali, yasadışı yollarla bağış toplanması gibi konular hak ihlalleri ve suçlardan bazılarıdır. Türk Ceza Kanunu’nun yanı sıra Çocuk Koruma Kanunu, 5651 sayılı kanun, Kişisel Verilerin Korunması Kanunu, Türk Borçlar Kanunu ve Yardım Toplama Mevzuatı bu vakalarda değerlendirilmelidir.”
Suç Duyurusu Nasıl ve Nereye Yapılır?
“Yalnızca içerik sağlayıcıya şikâyet etmek yeterli olmuyor. Deliller toplanmalı, BTK’ya e-Devlet üzerinden başvurulmalı ve Sulh Ceza Hakimliği’ne gidilmelidir. BTK 24 saat, Sulh Ceza Hakimliği ise 48 saat içinde harekete geçer.”
Av. Elif Selen Ay çarpıcı bir örnek de verdi:
“Müvekkili olduğum ailenin küçük yaştaki çocuğu, oyun sitesine para yatırdı ve siber zorbalığa maruz kaldı. Suç duyurusuyla sahte hesaplara ulaşmak ve failleri cezalandırmak mümkündür. Bunu yaptık.”
Platformlar Masum mu?
“Toplanan paranın nerede kullanıldığının bilinmemesi, vergilendirilmemesi ve sistematik ihlaller platformları da hukuken sorumlu hâle getirir. İdari para cezaları hatta ticari faaliyet durdurma yaptırımları uygulanabilir.”
Yani hem kullanıcı hem de platform için yaptırım uygulanabilir. Hesap dondurma ve idari cezalar caydırıcı olacaktır. Bir, “DİJİTAL TELİF YASASI” çalışması dillendirildi, kapsamı ne olacak? Ne zaman ve nasıl hayata geçecek..?
Şahsi görüşümü de ekleyeyim: Bu kadar kolay ve niteliksiz para kazanmak, yakın gelecekte bazı meslekleri öldürecek.
Yıllarca okuyup doktor, mühendis, öğretmen olup kıt kanaat geçinmek istemeyen; para böyle akıyorken eğitimi bile gereksiz gören bir gençlik geliyor.
Bugün önlem almazsak, yarın çok ama çok geç olacak.