CHP’nin önceki genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu dün bir açıklama yaptı ve CHP’nin arınması gerektiğini ifade etti.

Açıklamanın ilk bölümü ciddi bir etik dersi içeriyor:

“Bir milletin geleceği siyasetin aklıyla, vicdanıyla ve ahlakıyla şekillenir. Milletin helal sofraları temiz siyasetle bereketlenir. Çünkü kirlenen siyaset önce vicdanı çürütür, sonra ahlakı yok eder ve en sonunda da gözünü milletin ekmeğine diker. İşte bu yüzden siyaseti temiz tutmak ve milletin sofrasına bereketi taşımak bu ülkede siyaset yapan herkesin namus borcudur.”

Bu cümlelere itiraz edebilir misiniz?

Ben altına imza atarım.

Çok doğru tespitler.

Okumaya devam edelim:

“Partimiz bizlere kutsal bir emanettir. Emanet kirletilemez, emanete kara çalınamaz. Kardeşlerim... Hele ki bu ulu çınarın gölgesi haramın ve kirlenmişliğin sığınağı asla ve asla olamaz. Gerektiğinde arınmasını da bilir, iç muhasebesini yapmasını da...”

İtirazı olan var mı?

Benim yok.

Hatta hala “altına imza atarım” noktasındayım.

Kemal Bey devamında sözü kendisine getiriyor, kendisi için övgü dolu sözler sıralıyor ve “ben doğruyu söylerim, ben hakikatin yanında dururum” diyerek kendisine iftira atanlara ya da tehdit edenlere meydan okuyor.

Bu bölümle ilgili de bir itirazım yok Kemal Bey’in parayla pulla işi olmadığını, dürüstlüğünü kimsenin tartışmaya açamayacağını CHP Genel Başkanı olduğu 13 yıl boyunca hepimiz yakından gözlemledik.

***

CHP’nin arınması gerektiğini eski bir Genel Başkanın söylemesi çok anlamlı.

Zira bugün arınmasını beklediği isimlerin çoğu, CHP’de 2011 seçimlerinden sonra, yani Kemal Bey’in döneminde parlayan, bizzat Kemal Bey tarafından parlatılan isimler.

Evet, arınmak iyidir. CHP, öncelikle parti ilkelerini ve disiplin mekanizmalarını kullanarak arınmalı.

İktidar partisi mensuplarının kamuda ve belediyelerde imza attığı kanunsuz ve etik dışı eylemlerin aynısını yapanlar varsa, CHP onlardan arınmalı.

CHP bu eylemler için “İktidar yapıyor, onlara dokunulmuyor, CHP’liler yapınca operasyon yapılıyor” gibi bir savunmaya girilmesini de reddetmeli.

İnsanların CHP’ye iktidar mensuplarının yaptıklarını yapmayacakları için oy verdiğini unutmamalı.

CHP, bütün suçlamaların neden hep aynı isimler etrafında döndüğünü de sorgulamalı.

O isimlerin de birileri demeden kenara çekilerek, bir yıldır her türlü baskıya karşı insan üstü bir mücadeleyi başarıyla sergileyen Özgür Özel’e arınmış bir alan açmalı. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, 23 yılda en yakınında olan en güçlü görülen onlarca siyasetçiyi değişik gerekçelerle uzaklaştırdı.

Özgür Özel de gerektiğinde bu liderliği gösterme hakkına ve becerisine sahiptir.

***

CHP’nin arınması gerektiği tespitine katıldıktan sonra Kemal Bey’in baktığı açıdan görmediği ya da görmek istemediği bazı gerçeklere bakmak istiyorum:

Kemal Bey’in açıklamasından iktidar tarafından CHP’ye yapılan bütün yargı operasyonlarının haklı, hukuka uygun ve gerekli olduğuna inandığı izlenimi çıkıyor.

Oysa başlayan duruşmalarda da çok net bir şekilde görüyoruz ki birkaç kurunun yanında onlarca yaş yanıyor.

Operasyonlar sadece kişileri değil, CHP’nin kurumsal yapısını da hedef alıyor.

İktidarın niyetinin, CHP’yi “arınması gereken insanlardan” kurtarmak (CHP’ye iyilik yapmak) olmadığı da açık.

Sadece iki kişi üzerinden bütün CHP’nin “ahlaksız” gibi gösterilmesi, dört beş kişi üzerinden bütün CHP’nin “yolsuz” ilan edilmesi pek de iyi niyetli görünmüyor.

CHP’ye yapılan operasyonların çok büyük bir bölümünün hukuksuz ve haksız olduğu konusunda ülke genelinde yüzde 60’ları bulan, CHP tabanında yüzde 80’leri geçen bir kamuoyu tespiti var.

Somut örnekler de verebilirim: Kemal Bey, kendisine büyük destek veren Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar’ın başına gelenlerin bir “arınma” faaliyeti olmadığını görüyordur herhalde.

***

Kemal Bey’in görmek istemediği bir gerçek de şu:

CHP arınacaksa kendi içinde arınır. Temizlenecekse kendi ilkeleriyle ve mekanizmalarıyla temizlenir.

Bugüne kadar 39 olağan 22 olağanüstü kurultay yapmış bir parti neticede.

Gerekirse bir kurultay daha yapar, bütün ak sakallılarını toplar, herkes eteğindeki taşları döker. Partiyi kirleten kişi ve eylemler teşhir edilir, tartışılır ve uzaklaştırılır.

Doğru liderliği de CHP tabanı seçer.

CHP, Beştepe’nin danışmanlarıyla birkaç yargı mensubunun yürüttüğü butlan/kapatma davasıyla/kampanyasıyla, bitmek tükenmek bilmeyen yargı operasyonlarıyla, mahkemelerin atayacağı yönetimlerle arınamaz, temizlenemez, bilakis yok edilir.

Son bir cümle, büyük bir ekonomik krizin kucağına itilmiş milletimizin teveccühünü kaybettiği halde, iktidarı bırakmak istemeyen bir siyasi yapının, devletin ve yargının gücünü kullanarak açacağı yolda başlanılacak bir yürüyüşün iktidar yürüyüşü olmayacağını en iyi bilenlerden biri de Kemal Bey olsa gerek.