Sanırım başlıktaki ifadeyi “Amaç her aracı meşru kılar” diye çevirebiliriz.

Otoriterleşme fikrinin en büyük savunucularından Niccolo Machiavelli’nin ünlü eseri “Il Principe” (Prens) doğrudan bu ifadeyi içermez ama eserin içeriğinde verilen mesajın özü böyle ifade edilebilir.

Makyavelizm diye literatüre geçen bu yaklaşımın özünü şöyle özetleyebiliriz:

1) İktidarın devamı ve korunması en yüksek önceliktir. İktidarın korunması için ahlaki açıdan en sert, aldatıcı veya acımasız yöntemler gerektiğinde kullanılabilir.

2) İktidar, klasik kurallara her zaman bağlı kalırsa iktidarı kaybedebilir.

3) Gerektiğinde sertlik, hile, korku ve manipülasyon kullanılabilir.

4) Hem sevilmek hem korkulmak iyidir ama ikisi bir anda olmuyorsa gerektiğinde sevilmektense korkulmak daha güvenlidir.

5) İktidar gerektiğinde otoritesinin sarsılmaması için orantısız güç kullanabilir.

6) İktidarda kalmak için yalnızca güç yetmez, kandırmak gibi yollara başvurmak gerekebilir. Bu durumlarda sözünden dönmek, sözünün tam tersini söylemek ve yapmak sıradan faaliyetlerdir.

7) Algılanan ya da görünen, gerçek kadar önemlidir. Çünkü halk hep olana değil görünene, algılanana bakar. İktidarın gerçekte nasıl olduğu değil nasıl göründüğü önemlidir.

***

Okuduklarınız size tanıdık geliyorsa yaşadığınız ülkede Machiavelli’nin ruhu dolaşıyor demektir.

Bir ülkede siyaset etikten, ahlaki değerlerden, ideal erdem öğretisinden, hayallerden arındırılmış ve her şey gerçek güç üzerinden tanımlanmaya başlamışsa o ülkede Machiavelli’nin arzuları büyük ölçüde gerçek olmuştur.

Günlük hayatınızda “temel hak ve özgürlükleri”, “demokrasi”, “hukuk”, “adalet”, “şeffaflık”, “denge ve denetleme” gibi sözcüklerden çok “reel politika”, “devlet aklı”, “propaganda”, “algı”, “otorite”, “siyasal manipülasyon” gibi sözcükleri duyar olduysanız, işiniz çok zor.

Zira artık başka (muhtemelen alttaki bir) ligdesinizdir.

***

Diyeceksiniz ki “Machiavelli nereden çıktı şimdi?”

Arz edeyim:

Ne yazık ki ruhu Türkiye’nin üzerinde de dolaşıyor.

Şu olup bitenlere bir baksanıza...

Muhalefete ne yapılırsa mübah.

Millete yoksulluk, yalnızlık, hayat pahalılığı, düşük maaş, barınma ve beslenme sorunu mübah.

İktidardakilere her şey hak.

İkili hukuk, çifte standart almış başını gitmiş.

***

Türkiye Cumhuriyeti, Anayasa’nın ikinci maddesinde şöyle diyor:

“Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir.”

Türkiye’yi yönetenler şunu unutmamalıdır:

İktidarda kalma hırsıyla 2. maddede sayılan ve demokrasinin temel dayanağı olan özelliklerin yerini sadece güçle doldurmaya çalışmak, sadece “Amaç her aracı meşru kılar” demek, bizi dönülmez yollara sokabilir.

İktidardakiler iktidarlarını sürdürmek için CHP’yi bitirmeyi/kapatmayı kafaya koymuş ve bu yolda her şeyi mübah görüyor.

Böyle devam ederse biten sadece CHP olmaz. Ülkemiz de demokrasimiz de büyük hasar alır.

Biraz sağduyu lütfen.

Caddeyi açık otoparka çevirdiler!

ABD Ankara Büyükelçiliği’nin eski binasıyla eski TRT binası arasında eski adı Nevzat Tandoğan olan bir cadde var. 2018’de ABD’yle yaşanan bir krizin ardından caddenin adı “Zeytin Dalı Caddesi” olarak değiştirildi. Böylece TSK’nın Suriye’deki operasyonuna koyduğu ad, o operasyona karşı çıkan ABD’nin elçilik binasının tam önündeki caddeye verilmiş oldu.

O caddede ABD elçiliğinin tam karşısında eskiden TRT ve Başbakanlık Denetleme Kurulu vardı. Yıllar içinde Başbakanlık Denetleme Kurulu, Ombudsmanlık binasına dönüştü. TRT ise önce Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı sonra TBMM Ek Binası yapıldı.

Bu değişime ABD’nin Ankara Büyükelçiliğinin taşınması da (güvenlik sorununun ortadan kalkması) eklenince Zeytin Dalı Caddesi adeta açık otoparka dönüştü. Günün bazı saatlerinde dört şeritlik yolun üç şeridi otopark olarak kullanılıyor ve hem otomobiller hem yayalar hem mahalle sakinleri açısından tam bir kabusa dönüşüyor.

Sorumlusu kim bilmiyorum.

TBMM mi Ankara Emniyet Müdürlüğü mü ilçe ya da Büyükşehir belediyeleri mi yoksa Ankara Valiliği mi?

Her kimse sorumlusu, artık harekete geçmeli. Ne önlem gerekiyorsa almalı. Millete bu kadar da saygısızlık edilmemeli!