30 yıl önce diplomasi muhabirliğine başladığım zamanlarda ilk öğrendiğim şeylerden biri Azerbaycan’ın Türkiye için özel bir ülke olduğuydu. Türkiye’de seçim kazanan her lider ilk yurtdışı ziyaretlerini KKTC’ye ve Azerbaycan’a yapar. Merhum liderler Haydar Aliyev ve Süleyman Demirel Türkiye-Azerbaycan ilişkileri için “bir milletin kurduğu iki devlet” tanımını yapardı. İki ülke ilişkileri de gerçekten hep bu yaklaşımla şekillendi. Türkiye, Karabağ işgali bitmeden Ermenistan’la diplomatik ilişki kurmadı. Azerbaycan, Rusya’nın bütün baskısına karşın, petrol ve doğalgaz boru hatları konusunda Türkiye’yle iş birliği yapmayı seçti. İki ülke halkları arasındaki yakınlığın ve diyaloğun büyüklüğünü anlatmama sanırım gerek yok.

Ne yazık ki son günlerde Türkiye ile Azerbaycan arasında büyük bir gerilim yaşanıyor.

***

Türkiye’de iktidar yanlılarının Azerbaycan’ı önce İsrail’le ilişkileri, şimdi de ortaöğretim okullarındaki başörtüsü yasağı nedeniyle eleştirmesi, gerilimi tırmandırdı. Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral sosyal medyada şöyle bir paylaşım yaptı:

“Azerbaycan’da başörtülü öğrencilerin eğitim hakkının engellenmesi kabul edilemez!

İnancı gereği başını örten bir öğrenciyi okul kapısında bırakmak, hangi vicdana, hangi adalete sığar? Başörtüsü engel değil, inancın gereğidir! Eğitim hakkı hiçbir ideolojik dayatmaya kurban edilemez!

Azerbaycan’ın bu yanlıştan bir an önce dönmesini bekliyoruz. Gençlerin geleceğine engel koymak değil, önlerini açmak gerekir.

Bu çağda böylesi bir anlayışa asla geçit verilmemelidir!”

AK Parti İstanbul Milletvekili İsmail Erdem’in paylaşımı da şöyleydi:

“Azerbeycan’da çağdışı uygulama. 28 Şubat zihniyeti kardeş dediğimiz ülkede hortladı. Başörtülü çocukları okullardan kovuyorlar. Sayın İlham Aliyev bu aklı size kim verdiyse, sizi dipsiz kuyuya sallamış…”

***

Sosyal medya kullanıcılarının ağır paylaşımları içinde Cumhurbaşkanlığı’ndan ve TBMM’deki AK Parti grubundan bu tür açıklamalar gelince Azerbaycan’daki tepkiler arttı. İlham Aliyev’in partisi Yeni Azerbaycan, konuyla ilgili zehir zemberek bir açıklama yaptı. Parti bu açıklamayı Türkiye-Azerbaycan Dostluk Grubu’na da iletti.

İki ülkenin kardeşliğinin birbirlerinin iç işlerine müdahale etme veya kendi siyasi ve ideolojik yaklaşımlarını dayatma hakkı vermediğinin anlatıldığı bildiride “AK Parti iktidarını bu zararlı politikadan vazgeçmeye çağırıyoruz.” denildi.

Parti açıklamasında AK Parti iktidarına yakın medya kuruluşlarının Azerbaycan hakkında uzun süredir yanlış, taraflı ve iftira niteliğinde yayınlar yaptığına da dikkat çekildi. Kampanyanın giderek sistematikleştiğinin belirtildiği açıklamada Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral ile AK Parti milletvekillerinin de buna katıldığına işaret edildi.

***

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Asya’da Karşılıklı İş Birliği ve Güven Artırıcı Önlemler Konferansı (CICA) 7. Zirvesi için gittiği Bakü’de İlham Aliyev tarafından kabul edildi ve muhataplarıyla görüştü. Görüşmelerde krizin yatıştırılması beklentisi gündeme geldi. Ancak şöyle bir durum söz konusu:

Azerbaycan uygulamadan geri adım atmak istemiyor. Zira bu mesele 2010 yılından bu yana süregelen bir konu ve İran’ın Azerbaycan’daki faaliyetleri Bakü yönetimini endişelendiriyor. Azerbaycan’ın Şii nüfusunu fırsat bilen İran, ülkede dinî ağlar kurup bu ağları yönlendirme kapasitesini artırıyor. Başörtüsü eylemlerinde öne çıkan Şii dinî gruplar ve bu grupların başörtüsünü siyasi sembole dönüştürme girişimleri Aliyev yönetiminin en önemli gerekçelerinden birini oluşturuyor.

Bakü yönetimi, laiklik ilkesini koruyarak bu sorunla başa çıkabileceğine inanıyor.

Bunun yanında İsrail-İran savaşı sırasında Azerbaycan’ın İsrail’le iyi ilişkilerini sürdürmesi de İran’ın Azerbaycan’daki dinî ve siyasi nüfuzunu artırma faaliyetlerini artırmasını sağladı.

***

Azerbaycan’da 1920’den itibaren yaşanan Sovyet rejimi, sadece okulda değil, toplumsal hayatta da kıyafet denetimi yapıyordu. Başörtüsü sorunu o tarihten bu yana ciddi bir sorun. Türkiye’deki muhafazakârlar soruna insan hakları sorunu olarak bakıyor. Ben de şahsen insanların özgürlüklerine saygı duyulmasından yanayım.

Ancak Azerbaycan için artık bir “beka sorununa” dönüşen meselelerin de ciddiye alınması ve Azerbaycan’ın egemenliğine saygı duyulması gerektiğine inanıyorum.

Sosyal medyanın muhafazakâr kahramanları fikirlerini paylaşabilir. Ancak Türkiye Cumhuriyeti bu konudaki siyasetini Azerbaycan’ın hassasiyetlerini dikkate alarak belirlemek zorundadır.

Azerbaycan Türkiye’nin Asya’ya açıldığı kapıdır ve enerji kaynaklarıyla/ulaşım hatlarıyla Türkiye’nin en stratejik müttefikidir.

Azerbaycan Türkiye’yi, Türkiye Azerbaycan’ı kaybetmemelidir.