Şu iki fotoğrafa iyi bakın.

Solda Gazeteci İsmail Saymaz, sağda Murat Ağırel var. İkisi de ev hapsinde. Gerekçe, fon krizinde ismi geçen Ticaret Bakanı Ömer Bolat’la ilgili iddiaları haber olarak dile getirmek.

Bu utanç fotoğraflarına önce AK Partililer itiraz etmeli! - Resim : 1
Bir de cezaevinde oldukları için fotoğraflarını buraya koyamadığım meslektaşlarım var. Hepsine yöneltilen suçlama benzer, hatta aynı: “Sansür Yasasını ihlal.”

Yasayı çıkaranlar, “Dezenformasyonla Mücadele Yasası” diyor ama ben özellikle “Sansür Yasası” diyorum.

Zira başından bu yana bu yasanın gazetecileri susturmak için kullanılacağını düşünüyordum ve haklı çıktım.

Yasa hazırlanırken ve TBMM’de görüşülürken AK Parti’nin ileri gelenlerine bu yasanın gazetecileri yola getirmek için kullanılacağı uyarısı yapmamıza rağmen “Bu yasa habercilik faaliyetlerini kapsamıyor” savunması yaptılar.

Şimdi hep birlikte görüyoruz ki bu yasa yargı mensupları tarafından gerçekten de bizim öngördüğümüz gibi kullanılıyor. Bu yasanın geçmesi için el kaldıran AK Partili siyasetçiler dahi bu madde çerçevesinde verilen kararlardan rahatsız.

***

AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler’le önceki gün telefonla konuştum. Öncelikle kendisinin SPK Kanunu’nu ihlal edenlerin, suç işleyenlerin kimliğinin gizli tutulmasını istemediğini belirtti. “Lekelenmeme hakları var” derken mağdur olanları kastettiğinin altını çizdi. SPK Kanunu’ndaki 104, 106 ve 107. maddelerini ihlal edenlerin yargılanması gerektiğini söyledi.

Ben de bu konuda hemfikir olduğumuzu söyledim.

Güler’e İsmail Saymaz ile Murat Ağırel’in durumunu, Şaban Sevinç ile Mustafa Balcı’nın tutuklanmasını anlattım.

“Siz hukukçusunuz, en iyi siz bilirsiniz. Tutuklama bu kadar kolay olmamalı” dedim.

Daha önce de iki AK Parti genel başkan yardımcısına T24’ün kapatıldığını söylediğimde haberleri olmadığını fark etmiş ve çok üzülmüştüm.

Ülkenin iktidar partisinin iki önemli yöneticisinin böylesine önemli kararlardan bihaber olması gerçekten çok üzücüydü.

Ne yazık ki Abdullah Güler de meslektaşlarımıza yönelik tutuklama ve ev hapsi gibi yargı kararlarından pek haberdar değildi. Detayları benden duyunca o da bu tür uygulamaları tasvip etmediğini söyledi.

Ben de “Çıkın bu düşüncenizi açıklayın o zaman” dedim. Bu tür uygulamaların kendilerine fatura edildiğini, tasvip etmedikleri uygulamalara karşı çıkarak bu durumun önüne de geçebileceklerini ifade ettim.

***

Ne yazık ki AK Parti yöneticileri, düşünce özgürlüğü ihlallerine karşı sessiz kalmayı sürdürüyor.

Koskoca AK Parti camiasından sadece son zamanlarda Şamil Tayyar’la birlikte AK Parti’nin vicdanı gibi davranan Mücahit Birinci bu duruma tepki gösterdi. Birinci tepki göstermekle kalmadı ve AK Parti camiasına da çok önemli bir uyarı yaptı:

“Çarpıcı ve üzücü bir fotoğraf... Zira 5-10 yıl sonra gelecekte bu fotoğraf ara ara önümüze çıkacak, bir devir suçlanacak ve kıyasıya eleştirilecek. Bunu görebilmemiz lazım.”

Söylediği şey çok önemli.

Gelecekte AK Parti muhalefete düştüğünde ve benzer hukuksuzluklarla karşılaştıklarında bu fotoğrafları gösterecekler ve “Onlar da böyle yapmıştı” diyecekler.

***

Bitirmeden şunun altını özellikle çizmek isterim:

Umutsuz olmakla birlikte bu yazıyı AK Parti’nin demokrasiye, milli iradeye ve hukuk devletine hâlâ inanan yöneticileri varsa onlara yazıyorum.

Kendilerine “Hukuk hepimize lazım”, “Demokrasi hepimize lazım”, “Artık siz de sesinizi çıkarın” demek istiyorum.

Bu hukuk dışı uygulamalarla karşılaşan gazeteciler, komedyenler, siyasetçiler, akademisyenler gider bedel öder, özgürlüklerine kavuşurlar, hatta korkmadan bedel ödemeyi göze alabildikleri için kahraman olurlar ama siz Mücahit Birinci’nin dediği gibi hayatınız boyunca bu fotoğraflarla anılırsınız.

Benden söylemesi!