Bu aralar davranış analizi kavramına sardırdım. Ne bulsam okuyor, izliyorum.

Kendimi fazla kaptırmış olacağım ki olup biteni takip ederken de benzer analizleri kullanmaya başladım.

Bugün Yetkinreport.com’da yayınlanan deneyimli gazeteci Muharrem Sarıkaya’nın yazısındaki bilgileri analiz etmek istiyorum.

Yazıda Muharrem Ağabey “Kemal Kılıçdaroğlu’nun yakın çevresine söyledikleri” ifadesini kullanmış ama cümle kalıplarına bakınca konuşanın bizzat Kemal Kılıçdaroğlu olduğunu anlamak zor olmuyor.

***

İddialar bizzat Kılıçdaroğlu’ndan geldiği için ciddiye almamak olmaz.

1) İlk iddia bir yangın. Kılıçdaroğlu şöyle diyor:

“Zenginleşmesinin kaynağını açıklayamadığı için muhasebe ofisini yakan bir insandan söz ediyorum. Neden yanar bir şirketin muhasebe ofisi? Kirli paranın kaynağını aklayamadığı için...”

İlk işim, ismi verilmeyen CHP’liyi bulmak oldu. Kılıçdaroğlu “yakın çevresine” o ismin Veli Ağbaba olduğunu söylemiş.

Bu veriyi alınca “Veli Ağbaba” ve “yangın” sözcüklerini Google’da aradım.

İlk önüme çıkan 19 Temmuz 2025 Cumartesi günü yayınlanan haber oldu. Habere göre o gün Malatya’da bir yangın olmuş. Belediyeden 12 İtfaiye aracı 50 personel, Orman İtfaiyesi’nden bir araç dört personel, 7. Ana Jet Üssü itfaiyesinden bir araç dört personel, Büyükşehir, Yeşilyurt ve Battalgazi belediyelerine ait su tankerleri ile Emniyet Müdürlüğü’ne ait TOMA’lar ile AFAD ekipleri söndürme faaliyetlerine katılmış.

Bir yangın iki hikaye! - Resim : 1

19 Temmuz 2025’te çıkan yangın böyle görüntülendi.

Bir yangın iki hikaye! - Resim : 2

Söndürme ekibinin büyüklüğüne ve fotoğraflara bakılırsa, oldukça büyük çaplı bir yangınmış. Yangın söndürüldüğünde can kaybı olmamış ama büyük maddi hasar oluşmuş.

Bir yangın iki hikaye! - Resim : 3

Ağbaba ve ailesine yangın sonrasında tazminat ödendi.

Bu yangının “Belgeleri yakmak için” bilinçli çıkarıldığı iddiası somut kanıt olmadan söylenemeyecek kadar büyük bir iddia. Yangından sonra yapılan soruşturma sonucunda iddiayı kanıtlayacak hiçbir delil bulunamamış. Tersine kılı kırk yaran sigorta şirketi, itfaiye ve güvenlik raporlarına dayanarak Ağbaba ailesine yangın tazminatı ödemiş.

Bu bilgilere ulaştıktan sonra Veli Ağbaba’yı aradım. “Muhasebe ofisinizi yakmak için iş yerinizde yangın mı çıkardınız” diye sordum.

İlk cevabı “bu kadar da kötü olamazlar” oldu.

Peşi sıra “Sizin pencerenizden olay nedir” dedim?

Şu yanıtı verdi:

“Bizim için büyük bir felaketti o yangın. Sadece yangın değil, malzemelerin patlaması söz konusuydu. Milyonlarca liralık zararımız oldu. Sigorta sadece bir kısmını karşıladı. Aile olarak günlerce kahrolduk. Bunu bu şekilde gösterecek kadar kötü olamazlar.”

Ağbaba’nın patlama iddiasına da baktım. İtfaiye raporlarında dükkandaki bazı ürünlerin patladığına yönelik detaylar da vardı.

Bu bilgileri elde ettikten sonra bende bir fikir oluştu ama sizi yönlendirmemek adına buraya yazmayacağım. Sizden verilen somut bilgilere, fotoğraflara, açıklamalara bakarak iddiayla ilgili kendi düşüncelerinizi bana yazmanızı rica ediyorum ([email protected])

***

2) Kılıçdaroğlu’nun ikinci iddiası bir şirkete verilen paralar. Şöyle demiş Kılıçdaroğlu:

“Partiden bir şirkete tam 700 milyon lira vermişler. Özgür Bey’e soracağım bu parayı niye verdin diye... Kim bunlar?”

700 milyon lira büyük para.

Ancak CHP sonuçta bir siyasi parti ve Anayasa Mahkemesi tarafından her yıl denetleniyor. AYM bu iş için Sayıştay’dan destek alıyor.

Haliyle Kılıçdaroğlu’nun sorusunun yanıtı Sayıştay’a verilen belgelerde yer alıyor.

Söz konusu para, CHP’nin 2024 seçimleri öncesinde yaptığı kampanya için kullandığı paranın tamamı. Propaganda filmlerinin yapımına, yayınlandığı TV kanallarına, afişlerin yayınlandığı gazetelere, internet sitelerine verilen reklamlara, ilan panolarına asılan ilanlara ödenen bütün paralar bunun içinde.

Belgelerde hangi kanalda kaç saniye tanıtım yayınlandığı, o kanallara ne kadar ödendiği, gazetelerdeki reklamların sayısı, boyutu ve ne kadar ödendiği gibi detaylar da yer alıyor. Google ile Youtube’un reklamlarla ilgili raporları da mevcut.

Ben yine de CHP’nin mali işlerden sorumlu olan Özgür Karabat’a
sordum.

Karabat da benzer bilgileri tekrarlayarak, “hepsinin hesabını kuruşuna kadar verebiliriz” yanıtını verdi.

Bu arada Kemal Kılıçdaroğlu’nun Cumhurbaşkanlığı seçim kampanyasında bu işlere çok daha fazla para ayrıldığını da anımsatmakta yarar var. (Örneğin 2023’te sadece miting organizasyonlarına 300 milyon lira harcanmış.)

***

Kılıçdaroğlu’nun iddiaları sıralama şeklini, önce “yapacağım” dediği şeyler için sonra “ama” diyerek tersini söylemesini, bir zamanlar hep yakındığı, hep şikâyet ettiği yargı kuruluşlarına (kendisini mutlak butlan ilan etmelerinden sonra) sonsuz ve mutlak bir güven duyması dikkate alarak diyorum ki “kafası çok karışık”.

Yaptıklarının CHP’ye çok zarar verdiğinin, iktidardan başka kimsenin işine yaramadığının farkında. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’la aynı safta göründüğünün de farkında.

Bu nedenle, iktidar safında olmanın, iktidarın amaçlarına hizmet etmenin, CHP’ye polisi sokan adam olmanın rahatsızlığını kendi içinde de çok fazla duyuyor.

Bu durumun yarattığı iç sıkıntısından kurtulmak ve kendi konumunu meşrulaştırmak için de parti içindeki rakiplerine yönelik her türlü olumsuz iddiaya (süzgeçten geçirmeksizin) dört elle
sarılıyor.

Bu iddiaları sıralarsa insanların kendisine hak vereceğini umuyor.

Bu da işleri her geçen gün kötüleştiriyor.