Bayramın ilk günü Ankara 36. Bölge İdare Mahkemesi tarafından CHP Genel Başkanlığına atanan Kemal Kılıçdaroğlu’nun adamları parti binasında iki lüks aracı teşhir etti.
Bu olay bana Ekrem İmamoğlu’nun İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçildikten sonra İstanbul’da bir otoparkta sergilediği yüzlerce kiralık aracı anımsattı.
O gün AK Partili İBB’nin AK Parti teşkilatlarına, üst düzey bürokratlara, eşlere çocuklara tahsis ettiği yüzlerce aracı görmüş, İstanbul’un kaynaklarının nasıl harcandığı hakkında biraz fikir edinmiştik.
İki aracı CHP’nin önünde o şekilde sergileyenler de herhalde bu eylemleriyle AK Parti adına İstanbul’daki yüzlerce araç sergileme eylemine misilleme yapmıştı.
***
Araçlardan birinin üzerine “Havlucu Belediye Başkanından satılık haram araç” ve diğerinin üzerine de “Müteahhit Aziz’den satılık haram araç” yazmışlardı.
Güya bu araçları sergileyerek mahkeme kararıyla alt ettikleri Özgür Özel dönemini psikolojik olarak da çökerteceklerdi.
Ancak gerçek bir süre sonra ortaya çıktı.
Araçlardan biri 2022’de Kemal Kılıçdaroğlu Genel Başkanken alınmış ve uzun süre Kemal Bey tarafından kullanılmış.
Diğer araç da yine parti tarafından satın alınmış.
Zaten CHP’de aynı araçtan üç adet varmış ve biri de Özgür Özel tarafından kullanılıyormuş.
Bu gerçek ortaya çıktıktan sonra “araç sergileme” eylemini gerçekleştiren Kılıçdaroğlu ekibi sergilenen araçların Aziz İhsan Aktaş ve Özkan Yalım’la hiçbir ilgisi olmadığını da itiraf etmek zorunda kaldı.
Ancak bu eylemle birlikte “Aziz İhsan Aktaş CHP Genel Başkanı’na makam aracı mı göndermiş” sorusu gündeme geldi.
Ortaya şu çıktı: Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik saldırılardan sonra zırhlı bir araç kullanma ihtiyacı duyulmuş. O araç da İstanbul’dan CHP Genel Merkezi’ne gönderilmiş. İşte o araç Aziz İhsan Aktaş’ın verdiği zırhlı makam aracıymış.
Özgür Karabat’ın söylediğine göre o zırhlı araç da yaklaşık 1 buçuk yıl Kemal Kılıçdaroğlu tarafından kullanıldı ve Özgür Özel seçilince İstanbul’a geri gönderildi.
***
Olay sadece araçlarla kalsa iyi.
CHP’nin borç batağında olduğu, 300 milyon borçla devredildiği iddia ediliyordu. CHP’nin hesaplarında 1 milyar 150 milyon lira çıktı.
Bir başka iddiayı da bizzat Kemal Kılıçdaroğlu ortaya attı.
Kendisinin Ankara Valiliği’ne, emniyetine “CHP Genel Merkezi’ni boşaltın” dilekçesi verdiği, polisin de koçbaşıyla CHP’nin kapılarını kırıp içeri girdiği gün, güya Adnan Beker’in adamları partideymiş ve partiyi devralmaya gelenlere saldırmışlar.
Kemal Kılıçdaroğlu bu durumu gazetecilere anlatırken kendi kafasına parmaklarını vurarak “bu nasıl olabilir, akıl var mantık var” diyordu.
***
Konuyu dün Adnan Beker’e sordum.
O da olup biteni anlamamış.
“Önce benim adamlarımın Kemal Bey’in adamlarıyla birlikte partiye gittiğini haber yaptılar” dedi.
“Peki olay nedir” diye sordum.
Önce “bilmiyorum” dedi ve şu bilgiyi paylaştı:
“Ben o gün 10:30’da CHP’ye gittim. Sadece danışmanıma izin verdiler ve onunla gittik. Hem de duvardan atlayarak girdik. O sabah erken saatlerde de CHP otobüsünün kullanılamayacağı anlaşılınca benim otobüsü gönderdim. Şoför tek başına gidip oradakilere anahtarı teslim edip döndü.”
Beker, Kemal Kılıçdaroğlu’na da meydan okudu:
“Ankara Emniyeti’ne ‘Partiyi boşaltın’ diye verdiğiniz dilekçenin bir benzerini daha verin. Polis orada olanları 10 dakikada bulur. Bakalım kimin adamlarıymış. Başvurmazsa ben çağrı yapıyorum, kimin adamlarıymış bulsunlar. 78 yaşında adamsın, resmen yalan söylüyorsun.”
***
Pazartesi günü CHP’nin Parti Meclisi toplansa bir yol haritası belirlenebilir, CHP’de neler olup bittiğini merak eden halkımız bu saçma yalanlara maruz kalmaktan kurtulurdu. Ancak Kemal Kılıçdaroğlu ekibi daha tebligatlar yapılmadığından PM toplantısının da yapılmayacağını duyurdular. Oysa PM üyeleri sabah gidip tebligatları elden alıp öğleden sonra da toplantıya katılabilirdi.
Belli ki PM’de “kurultay yapılsın” diyecek üyelerin sayısının 40’ı geçeceği anlaşılınca, ipe un serme, işi yokuşa sürme çabaları devam ediyor.
Kurultay süreci geciktikçe de CHP’deki iki tarafın mahremleri karşılıklı olarak bir bir ortaya dökülecek.
***
Ne yalan söyleyeyim, bu bayramı tam anlamıyla yaşayan tek kesim AK Parti ve iktidar oldu. Düşünsenize halkın yaşadığı yoksulluğu konuşmak yok. İktidarın ekonomi programının çökmesini konuşmak yok. Enflasyonu, yüksek faizleri, Merkez Bankası’nın bozdurduğu rezervleri, hayat pahalılığını, düşük ücretleri, biten hayvancılığı, tarımı ve sanayiyi konuşmak yok.
Varsa yoksa Kılıçdaroğlu gibi CHP’lilerin CHP’ye ve diğer CHP’lilere yaptıkları...
AK Parti için bundan iyisi Şam’da kayısı...