Öncelikle şunun altını çizelim:
Türkiye hava savunmasına yeni nesil savaş uçağı katmak zorundadır. O nedenle F-35’lerin, KAAN isimli yerli uçağın motorlarının ve Eurofighter’ların bir an önce ithal edilmesi hayatidir.
Zaten İsrail ve Yunanistan’ın Türkiye’nin F-35’e erişeceği sinyaline dahi tahammül edememesi bu projenin ne denli önemli olduğunu gösteriyor.
***
AK Parti iktidarının bugünlerde “başarı hikayesi” olarak sunmaya çalıştığı F-35 meselesi, bu ülkenin vergi verenlerine, sanayicilerine 14 milyar dolara mal olmuş bir ‘beceriksizlik hikayesi’dir.
Bir yere not etmeniz, kesip saklamanız için bu beceriksizlik hikayesini kronolojik olarak özetleyeceğim:
Türkiye,
- 1999’da ABD’nin başlattığı Joint Strike Fighter (JSF) projesiyle ilgilenmeye başladı.
- 2002’de F-35 programına ilk ortaklardan biri sıfatıyla Seviye 3 ortak olarak alındı.
- 2003’te Aselsan, Roketsan, TUSAŞ gibi Türk savunma şirketleri projeye dahil edildi ve toplamda 900 parçanın üretim görevini üstlendi.
- 2007’de Türkiye 100 adet F-35A alacağını duyurdu. İlk teslimat hedefi 2015’ti
- 2010’da nihai tedarik kararı alındı. İlk etapta 100 uçak alınacağı, ek alımlarla sayının 116’ya çıkacağı duyuruldu.
- 2012’de Türkiye ilk resmi siparişini verdi. Türk pilotlarının ABD’de eğitimi başladı.
- 2013’te uzun menzilli hava savunma ihalesini Çin’e verdi.
- 2015’te NATO baskı yapınca Çin ihalesi iptal edildi. ABD’yle Patriot görüşmeleri başladı.
- 2016’da Türkiye-ABD ilişkileri gerildi.
- 2017’de Rusya’yla S-400 alımı konusunda anlaşma yapıldığı açıklandı.
- 2018’de Türkiye’nin ilk iki F-35’i Texas’ta törenle teslim edildi ancak uçaklar ABD’de kaldı. Türk pilotları eğitim uçuşlarına başladı. Aynı yıl ilk Türk pilot F-35’le solo uçuşunu yaptı. Ancak ABD Kongresi de S-400 anlaşmasını tartışmaya başladı.
- 2019’da S-400 bataryaları teslim edilmeye başlanınca ABD’yle ipler koptu. ABD Türkiye’nin F-35 programından çıkarıldığını resmen açıkladı. Gerekçe olarak da S-400 radarlarının F-35’in görünmezlik özellikleri hakkında Rusya’ya istihbarat sağlayabileceği ihtimali gösterildi.
- 2020’de ABD Türkiye’yi CAATSA yaptırımları kapsamına aldı. ABD Kongresi Türkiye’ye F-35 satışını yasayla engelledi.
***
S-400 alımı konusunda iktidarın yanlış yaptığını hepimiz söyledik. Ancak iktidar “ben yaptım oldu” zihniyetiyle tek bir geri adım atmadı. Şimdi S-400’leri başka bir ülkeye satıp, Trump desteğiyle F-35’leri almaya çalışıyorlar.
Bakın Türkiye bu süreçte neler kaybetti?
- Programa yaptığı 1.5 milyar dolarlık katkı iade edilmedi.
- Türkiye’ye ait altı adet F-35 ABD’de kaldı.
- Projeye dahil olup parça üreten Türkiye’deki şirketlerin üretim payı başka ülkelere aktarıldı. Bu da 10 milyar dolar civarında bir sanayi geliri kaybı anlamına geliyordu.
- S-400’e 2.5 milyar dolar ödendi ama sistem adeta paketinden çıkarılmadı. Ruslara bakım eğitim ücreti ödenmeye devam ediliyor. İkinci el satışı gerçekleşse dahi bugüne kadar harcanan paranın tam telafisi mümkün değil.
***
Hadi Türk savunma sanayisinin F-35 projesinden dışlanınca kaybettiği 10 milyar doları bir kenara bırakalım.
F-35’e ve S-400’e ödediğimiz 4 milyar dolar da buhar oldu.
Bugünkü dolar kuruyla 180 milyar lira ediyor.
Emeklinin, emekçinin, tüyü bitmemiş yetimin ihtiyacı olduğunda “para yok” diyen hükümetin bir yanlış kararının bedeli 180 milyar liranın havaya uçması oluyor.
CHP’yi köşeye sıkıştırmak için yapılan operasyonlarda konu edilen para miktarının bu paranın küsuratı dahi etmediğini de unutmayın lütfen.
İktidarımız (sorumluluğunu üstlenmek yerine) bu fiyaskodan bir “başarı hikayesi” çıkarmaya çalışmasına da kanmayın!