Telefonun ucundaki AK Partili bir iş insanıydı. Kimliği bende saklı. Ancak şu anda AK Parti’nin önemli bir kentteki yöneticisi olduğunu söyleyebilirim.

Sohbet sırasında söz fon meselesine geldi.

“Sen de çok kazandın mı fonlardan” diye sordum.

Gülerek, “Yok abi ben mağdurlardanım” dedi.

Nasıl olduğunu sormadan anlatmaya başladı:

“Biliyorsun ticaret yapıyorum. Bir alım yaptım, 25 milyon lira ödedim. 80 milyon lirayı işlemler bittikten sonra ödeyecektim. O arada param değer kaybetmesin diye Odine ve Aden hisseleri aldım. Şu anda hesabımdaki toplam para 2 buçuk milyon lira...”

Şaşırdığım için birkaç defa gerçek olup olmadığını sordum.

Yemin billah etti.

Sonra “bunları sana kim tavsiye etti” diye sordum. Yanıtı çok netti:

“Camiada konuşuluyordu. Aşırı değer kazandıkları için de dikkatimi çekmişti. İlk defa böyle bir iş yaptım ve battım...”

***

Son günlerde TERA’yla ilişkilendirilerek ismi gündeme gelen başka bir AK Partiliyle de benzer bir sohbetim oldu. Espriyle “parayı yatıran beş kişiden biri sen misin yoksa” diye sordum. Kahkahayı patlattı ve durumunu aynen şöyle aktardı:

“TERA’daki fonlarla ilgili hiçbir hissem yoktu. Normal borsa işlemleri yapıyordum. Borsadan da iyi anlarım diye düşünüyordum. Ancak iki yıl önce 100 birim param varsa, şu anda 40 birim param var. Tartışmalı fonlardan hissem olmasa da borsadaki kayıp nedeniyle varlığımın yüzde 60’ını kaybettim.”

Aynı soruyu ona da sordum:

“Peki bu hisseleri nasıl buluyorsunuz?”

Aynı yanıtı o da verdi:

“Borsa konusunda iyi olduğumu düşünüyordum. Bu hisseler de camiada konuşuluyordu.”

***

Belli ki TERA, Pusula, Bulls gibi şirketler AK Parti camiasında “kolay para kazanmanın en iyi yolu” olarak nam salmış.

Bu nedenle de en çok AK Parti camiasından insanlar bu işe girmiştir.

Onlardan zirveye yakın ilk bir iki çemberde olanlar ya da onları tanıyanlar içeriden bilgi alabilmişse zamanında paralarını katlayarak almış olabilir. En kötü ihtimalle kurtarmışlardır.

Ancak o çemberlerde bulunmayan ya da oralarda tanıdığı olmayan AK Parti seçmeni yatırımcılar da diğer olup bitenden bihaber yatırımcılar gibi hisselerden çıkmaya fırsat bulamamışlar. Biraz önce aktardığım iki AK Partili gibi, yüzbinlerce AK Parti seçmeni de parasını kurtarmaya çalışıyor.

***

Yeni Parti lideri Özgür Özel dünkü TBMM Grup Toplantısı’nda şu ifadeleri kullanmıştı:

“Atayan AK Partili, atanan AK Partili. Soyan AK Partili, soyulan AK Partili ama soyulan AK Partili kardeşime söylüyorum: Sizin hakkınızı aramak da boynumuzun borcudur. Çünkü karıncanın kardeşi var. O da Yeni Parti’nin ta kendisidir.”

Bu son derece doğru ve önemli bir tespit.

Zaten AK Parti’nin bu krizi lehine çevirememesinin nedeni de AK Parti tabanının mağdur olması. Üstelik insanları mağdur ederek büyük kazançlar sağlayanlar da AK Parti’nin en ortadaki çemberlerine yakınlıkları sayesinde bu sonuca ulaşabilmişler.

Bir önemli detay daha: Bu işten büyük paralar kazanan bazı isimlerin hâlâ gizli saklı tutulması da AK Parti tabanında tepki topluyor.

Şöyle düşünün: Bir kentte AK Parti yöneticisi olan iş insanı, Odine ve Anel hisseleri nedeniyle 80 milyon lirasını kaybetmiş ama Odine ve Anel’in iktidara yakın patronları Tera ve Pusula gibi şirketlere sırtlarını yaslayarak milyarlarca lira kazanarak olay yerini terk etmiş.

İktidar tabanına bunu izah edebilir mi?

Siber Güvenlik Kurumu ne iş yapar?

Pazartesi günü NEFES’teki yazımda bir dolandırıcılık girişimi anlatmıştım. İnsanların vatandaşlık numaralarını, telefon numaralarını, banka hesap numaralarını ele geçiren dolandırıcıların belli mobil ve karasal telefon hatları kullanarak neler yaptığını detaylıca anlatmıştım.

İnanır mısınız bilmiyorum ama sadece dolandırıcıların ismini kullandığı banka konuyu ciddiye aldı.

Halbuki dolandırıcıların kullandığı telefon numaralarını açık açık yazmış ve şu soruları sormuştum:

O numaraları satan servis sağlayıcının harekete geçip o hatları alanların kimliklerini savcılıklara iletmesi gerekmez mi?

Ya da bankanın mobil uygulamasının eşleştirildiği telefon, IP numarası sayesinde bulunup sahibi hakkında işlem yapılamaz mı?

Efendim onlar işin tarafı değilmiş ve bizim beyanımız bu işlemi yapmaları için yeterli olmazmış. Hatta o numaraların ya da telefonun sahibini kişisel verilerin korunması kanunu nedeniyle bizimle paylaşamazlarmış. Ancak savcılık üzerinden isteyebilirmişiz.

Gördüğünüz gibi sistemimiz dolandırıcıları koruyor.

Onlar da bu durumu sonuna kadar suistimal ediyor.

Bir soruyla bir iki cümle de Siber Güvenlik Kurumu’na iletmek istiyorum:

-Siz sahi ne iş yaparsınız?

-Gazetecilerin sosyal medya hesaplarını engellemekle uğraşacağınıza, asıl işinizi yapın ve kişisel verilerimizin havada uçuşmasına, dolandırıcıların elinde oyuncak olmasına karşı tedbir alın.