AK Parti iktidarı 2002 yılından bu yana birçok krizle karşılaştı. Her seferinde de bu krizlerden kaynaklanan bir “mağduriyet” ve bu mağduriyeti yaratmakla suçladığı bir “öteki” üretti.
O ötekine yönelik halk tepkisi, iktidarın o krizlerden siyasi olarak güçlenerek çıkmasını sağladı. Hatırlayın lütfen:
- İlk sorun Türk Silahlı Kuvvetleri’ydi. İktidar, başörtüsü meselesi, 27 Nisan bildirisi, Cumhurbaşkanı seçimindeki 367 krizi, kapatma davası gibi AK Parti aleyhine girişimleri çok iyi bir propaganda malzemesine dönüştürdü. Bu krizlerdeki “sivil iktidara karşı vesayet kurmaya çalışan silahlı kuvvetler” AK Parti iktidarı için “mağduriyete sebep olan öteki” idi. Bu ötekine olan tepki halkın Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a verdiği desteği büyüttü.
- Bir sonraki kriz kaynağı Gezi olaylarıydı. İktidar bu defa Gezi Parkı eylemlerini ve toplumsal muhalefeti “mağduriyete sebep olan öteki” olarak ilan etti. AK Parti tabanı bir defa daha iktidar etrafında toplanmıştı.
- Gezi olaylarına paralel gelişen bir krizin kaynağı da FETÖ meselesi oldu. MİT krizi, 17-25 Aralık ve dershane krizi o dönemde yaşandı. Böylece yeni bir “mağduriyete sebep olan öteki” çıkmıştı. 15 Temmuz darbe girişiminden sonra halk bir defa daha o ötekine karşı iktidarın etrafında kenetlendi.
- Önemli bir kriz kaynağı da PKK’ydı. Çözüm sürecinin başarısız olması, terör saldırılarının yoğunlaşması, meskûn mahal çatışmaları milletin huzur ve güven arayışını güçlendirirken, AK Parti bir defa daha iktidara geldi. 2015 yılında olduğu gibi 2023 seçimlerinde de iktidarın en büyük propaganda konusu “terörle mücadele” olmuştu.
- AK Parti iktidarı boyunca bir başka “öteki” de “dış güçler” kavramıydı. Başımıza gelen her kötülüğün kaynağı dış güçlerdi ve o dış güçler AK Parti iktidarının Türkiye’yi süper güce dönüştürmesini engellemek için elinden geleni yapıyordu. Uzmanlar, AK Parti’nin seçim kampanyalarında “bayrak etrafında toplanma” ve “dış güçlere meydan okuma” kavramlarının en az beş puan oy getirdiğini söylüyordu.
***
Son yaşanan fon krizini önceki krizlerden ayıran en önemli fark işte bu “öteki” kavramıydı.
AK Parti kurmayları Erdoğan’a “bu kriz öncekilerden farklı” derken işte bu noktaya dikkat çekmiş.
Bu defa “öteki” ilan edilecek bir yapı yoktu.
Kriz bizzat AK Partililer tarafından yaratılmıştı ve AK Parti içinde konuşuluyordu. Sadece mağdurlar değil, AK Parti’ye de zarar veriyordu.
O nedenle bu krizden çıkmanın tek yolu “Temizlenme” idi.
Son toplantıda birçok önemli AK Parti kurmayı, “Temizlenmek için vesile olsun. Kirlenme varsa gereği yapılsın. Nereye, kime giderse gitsin” mesajı vermiş.
Fon krizi başlangıçta “dış güçler”, “AK Parti’yi karalama çabası” gibi yansıtılmaya çalışılsa da Fatma Betül Sayan Kaya gibi AK Parti’nin çelik çekirdeğindeki bazı isimlerin işin tam göbeğinde olduğu ortaya çıkınca bu söylem sürdürülememiş.
Erdoğan da kurmaylarıyla yaptığı o toplantıdan sonra “Nereye kadar gitmesi gerekiyorsa gidecek”, “Bu işin içinde olanlarla vedalaşacağız” gibi açıklamalar yapmış.
***
Konuştuğum AK Partililer bu krize yol açan AK Partili siyasetçilerden, bürokratlardan hesap sorulmasını istiyor. En önemli sorun da hepsinin kendisini “zan altında” hissetmesi.
Bir AK Partili, arkadaşı kendisine “sen ne kadar götürdün” diye sorduğunda bu krizin yarattığı olumsuz algıyı fark etmiş.
“Bu işten AK Parti tabanı da çok rahatsız” diyen AK Parti yöneticisi, artık bu rahatsızlığın yönlendirileceği bir “öteki” de olmadığını vurguladı.
Fon kriziyle isimleri anılan bazı AK Partililer, borsayla fonla işleri olmadığını kanıtlama arayışına girmiş. Bazıları MASAK’tan, SPK’dan, BİST’ten kendileriyle ilgili belge istemeyi dahi düşünmüş.
Görüştüğüm bütün AK Partililer aynı şeyi söylüyor:
**“MASAK işini yapsın, SPK işini yapsın, BİST işini yapsın, savcılar işini yapsın...
Gereği yapılsın ve bir an önce yapılsın.”**
***
AK Partililer öyle diyor ama “Fatma Betül Sayan Kaya neden ifade dahi vermiyor” diye sorunca yanıt veremiyorlar. Bu soruya yanıt veremedikleri gibi, hepsi ağız birliği yapmış gibi “Osman Arıkan Nacar gibi, TERA ve Pusula gibi fonlara yıl boyunca girip çıkarak milyarlarca lira kazanan isimler neden açıklanmıyor” sorusunu dile getiriyor.
Fon işine bulaşmamış AK Partililer, zan altında kalmak istemiyorlarsa, el ele verip bulaşanları teşhir etmelidir. Başka yolu yok.