CHP’nin 38. Olağan Kurultayı’nın iptali talebiyle başlatılan yargılamada Ankara 42. Asliye Hukuk Mahkemesi “davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına” karar vermişti.
Bu karar CHP yönetimini rahatlatsa da dava temyiz incelemesi için İstinaf mahkemesine taşınınca, birileri “butlan” ihtimalini Demokles’in Kılıcı gibi CHP’nin üzerinde sallandırılmaya devam etmişti.
Bugünlerde iktidara yakın isimler konuyu yeniden ısıtıyor. Onlara göre İstinaf Mahkemesi’ndeki inceleme CHP’nin aleyhine sonuçlanacak ve İstinaf Mahkemesi’nden beklenen “butlan” kararı gelecek.
CHP’ye yönelik “halı bombardımanı” tarzı yaygın ve kesintisiz operasyonlar yapan yargıya güvenen AK Parti içinde de bu beklentiye kapılmış şahin bir kanat var.
CHP’de siyaset yapmış bazı isimler ise bu beklentiyi satın almış olacak ki yeniden CHP yönetimine gelmeye hazırlanıyor.
***
Bir “butlan” kararının hukuki açıdan zorlama bir karar olacağı gerçeğini bir kenara not ediyorum ve olaya ekonomik açıdan bakıyorum. Butlan savunucularının işin önünü ve arkasını hesap etmediğini düşünüyorum. Aşağıdaki grafiğe iyi bakın lütfen:

Bu grafik, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın 19 Mart 2026 günü itibariyle sahip olduğu Uluslararası FX rezervlerini gösteriyor (FX rezervleri, Merkez Bankası’nın uluslararası ödemeleri karşılamak, TL’yi desteklemek ve ekonomik krizlerde istikrar sağlamak amacıyla tuttuğu yabancı para, altın, SDR ve diğer likit varlıkları ifade ediyor).
Gördüğünüz gibi grafikte üç büyük kırılma var.
En büyük kırılma 19 Mart 2025 günü başlamış ve iki ay boyunca Merkez Bankası 60 milyar dolara yakın bir rezerv kaybı yaşamış. Bu büyüklükteki bir kırılmanın ekonomik program üzerinde çoklu bir şok yarattığı gerçeğini Hazine ve Maliye(t) Bakanı Mehmet Şimşek dahi itiraf etmek zorunda kalmıştı.
Son kırılma ABD ile İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının ardından yaşandı. Savaş nedeniyle yaşanan enerji darboğazı, Merkez Bankası’nın TL’yi diğer para birimleri karşısında güçlü tutmak için rezervlerini eritmek zorunda bıraktı.
NEFES’in dünkü sayısında BETAM Direktörü Prof. Dr. Seyfettin Gürsel’in Şehriban Kıraç’ın sorularına verdiği yanıtlar vardı. Gürsel, Merkez Bankası’nın dövizi tutma çabasının nasıl bir kritik eşikte olduğuna dikkat çekmiş ve Merkez Bankası’nın bu mücadelede havlu atmasının doğurabileceği kötü senaryoları sıralamış.
Gerçekten ürkütücü bir tablo. Yukarıda aktardığım grafikte dördüncü bir büyük kırılma daha yaşanırsa gerçekten içinde bulunduğumuz ekonomik krizin çok daha kötü hale geleceğini tahmin etmek işten dahi değil.
***
Yazının başındaki konuya gelecek olursak…
İstinaf Mahkemesi’nde CHP Kongre davasıyla ilgili kararı verecek hakimler bizi bekleyen bu tehlikenin farkında olmayabilir.
Haliyle, iktidardaki sertlik yanlısı bir kanadın “CHP’yi operasyonlarla, mahkeme kararlarıyla yola getirme” kampanyasına katılabilirler.
Hukuki zemini kalmadığını bile bile CHP 38. Olağan Kongresi’nin butlan sayılması ya da CHP yönetimine çağrı heyeti atanması gibi bir karar verebilirler.
Sadece İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasının 60 milyar dolarlık bir fatura çıkardığı kırılgan bir ekonomide CHP’nin yönetimini mahkeme belirlerse ne olur dersiniz?
CHP yönetimi ortalığı ayağa kaldırsa da kaldırmasa da piyasalar buna ciddi tepki verir.
***
ABD ile İran’ın Pakistan’da başladığı barış görüşmelerinin 21 saatte olumsuz sonuçlandığı gerçeğini de dikkate almamızda fayda var.
İran savaşı nedeniyle rezervleri sıkıntıya giren ve ilk Para Politikası Kurulu toplantısında faizi artırmak zorunda kalabileceği söylenen Merkez Bankası, bir de butlan kararı, hatta AK Parti’nin şahinlerinin istediği gibi CHP’ye kapatma davası gelirse TL’nin değerini koruyabilmek açısından çaresiz kalabilir.
Sırf siyasi bir inat uğruna, sırf CHP’yi nefes alamayacak hale getirme arzusuyla atılacak sıradan bir adım, Türkiye ekonomisine sıradan olmayan ve buraya yazmaya elimin gitmediği darbeler indirebilir.
***
CHP yönetimi, işin hukuki boyutuna güvendiklerinden butlan kararı çıkmayacağını düşünüyor. Ancak son dönemlerdeki hukuksuz gelişmelere bakılırsa hukuki boyutun yeterli olmayacağı ortadadır.
Diğer taraftan AK Parti içinde de sağduyulu isimlerin butlan kararının getireceği risklerin farkında olduğunu biliyorum. Kendi aralarındaki sohbetlerde İstinafın bir an önce bu dosyayı kapatması ve butlan ihtimali tarihin tozlu raflarında bırakması gerektiğini söylüyorlar.
AK Parti kulislerinde Mehmet Şimşek’in de bu tehlikenin farkında olduğuna dikkat çekiliyor. Hatta cuma günü konuştuğum bir AK Partili şöyle dedi:
“Butlan kararının yaratacağı riskler konusunda Cumhurbaşkanımızı ikna edecek tek isim Mehmet Şimşek’tir.”
Bakalım İstinaf ne yapacak?