7 Nisan 2026 Salı gününün akşamında AK Parti TBMM Grup Başkanvekili Abdullah Güler’le telefonla konuşuyordum.

Sesi biraz bıkkın biraz öfkeliydi.

“Ne oldu” diye sorduğumda, muhalefetin genel kurulda sürekli yoklama istendiğini ama genel kurul çalışmalarına katılmadığını anlattı ve TBMM Genel Kurulu’nda o akşam alınan yoklama sonuçlarını okudu:

“Cumhur İttifakı 205, CHP, Yeni Yol ve DEM’den oluşan muhalefet 20 kişi...”

NEFES Ankara Bürosunda arkadaşlarla bu konuyu konuşurken, deneyimli Parlamento Foto Muhabirimiz Selahattin Sönmez, o akşam Güler kürsü önünde yoklama sonucu beklerken fotoğrafını çektiğini söyledi. Fotoğraf aşağıdadır.

TBMM’deki “devam” sorunu - Resim : 1

Ben Güler’e bir süre önce kendisinin ve Grup Başkanvekili Abdulhamit Gül’ün yeter sayı elde edilemediği için yoklamadan sonra Genel Kurul’un kapandığı gün AK Parti TBMM Grubuna attığı mesajları anımsattım ve “sizinkiler de pek gelmiyor” dedim.

Kendisi o mesajında “Parlamentoyu çalıştırmak bizim işimiz ve bunun için Genel Kurul çalışmalarına katılma konusunda hassasiyet gösterin” diyordu.

Abdulhamit Gül ise ironi yaparak gelmeyen milletvekillerine “Genel Kurul çalışmalarına gösterdiğiniz ilgi nedeniyle teşekkür ediyorum” diye yazmayı tercih etmişti.

Ayrıca arşivlerde de AK Parti grubunun da genel kurula pek ilgili olmadığını gösteren yüzlerce fotoğraf var. Sizin için Selahattin Sönmez’in arşivinden 7 Nisan günü çekilmiş bir fotoğraf seçtim (Bu boş sıralar fotoğrafı, Güler’in sözünü ettiği yasa oylamasında ‘evet’ oyu veren yaklaşık 190 iktidar milletvekilinin sadece oylama sırasında Genel Kurul’a girdiğinin göstergesi olsa gerek.)

TBMM’deki “devam” sorunu - Resim : 2

Güler, muhalefetin TBMM gündemine de bağlı kalmadığından, söz alan muhalefet milletvekillerinin görüşülen yasalarla hiç ilgisi olmayan konuları gündeme getirdiğinden de yakındı:

“Görüşülen yasalarla ilgili önerge versinler, yasaları tartışsınlar diyoruz ama herkes ayrı telden çalıyor.”

Haklı olabilir. Ancak şu da bir gerçek ki biz gazeteciler sürekli “CHP’nin (ya da diğer muhalefet partilerinin) önergesi AK Parti ve MHP oylarıyla reddedildi” haberleri veriyoruz.

TBMM’deki aritmetik nedeniyle iktidarın istemediği hiçbir teklif, önerge Genel Kurul’dan geçmiyor. Bırakın yasa tekliflerini, önergeleri, muhalefetin soru önergelerine dahi doğru dürüst yanıt verilmiyor.

Muhalefet milletvekilleri de “hiç olmazsa kürsüyü ve TBMM TV’yi kullanıp yöremizin sorunlarını dile getireyim” diye bakıyor.

***

Ben notlarımı hazırlayıp bu yazıyı yazmadan hemen önce mesajlarıma bakarken bana “bu kadar olur” dedirten bir mesaj okudum.

ABD’den yazan Kerem Güngör isimli okurum sanki benim bu konuyu yazacağımı hissetmiş. Uzun yıllardır TBMM TV’den Genel Kurul çalışmalarını izlediğini belirten Güngör’e göre TBMM oturumlarının kalitesinin 90’lardan aşağıya inmiş.

Okuyucumuzun verdiği örnek ve muhalefet konusunda yaptığı tespit de son derece doğru:

“Haberlerde sıkça muhalefet yasa önerilerinin AKP ve MHP oyları ile reddedildiği geçiyor. Açık oylama sonuçları halka aktarılmıyor. Bildiğiniz gibi açık oylama sonuçları birleşim tutanaklarıyla TBMM internet sitesinden yayınlanıyor. Torba kanun teklifi için yapılan son açık oylama sonucuna göre kanun sadece 251 milletvekilinin oyuyla kabul edilmiş, ret oyu verenlerin sayısı sadece 77. CHP, İYİ Parti, DEM ve Yeni Yol gruplarının toplam milletvekili sayısı 253. Görüldüğü üzere muhalefet tam kadro oylamalara gelse iktidar bloğunu oylamalarda zora sokabilirler. Bunu yapmıyorlar. Muhalefette Kamer Genç gibi iç tüzüğe hâkim ve iç tüzük olanaklarını muhalefet için çok iyi kullanabilecek grup başkanvekilleri de yok ne yazık ki.

Yani basmakalıp ‘AKP ve MHP oylarıyla…’ deyiminin üstünü biraz kazımak gerek. Muhalefet TBMM’de yapması gerekenleri tam olarak yapıyor mu? Bunu sorgulamanın zamanıdır diye düşünüyorum.”

Kerem Bey’in haklı olduğunu rakamlar gösteriyor.

Bu arada CHP TBMM Grubu da bu sorunun farkında olacak ki milletvekillerine önceki gün bir mesaj gönderdi ve Genel Kurul çalışmaları konusunda sıkı yönetim ilan etti.

Artık CHP milletvekilleri Ankara dışına çıkmaları halinde haklı bir gerekçe bildirecek ve Grup yönetiminden izin alacak.

***

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi dedikleri bu yönetim sistemi güya güçler ayrılığını güçlendirecekti. Yani Yürütme, Yasama ve Yargı birbirlerini denetleyen güçlü yapılara dönüşecekti.

Ne yazık ki tersi oldu ve “Güçler Birliği” devlete hâkim oldu.

Artık Yasama da Yargı da Yürütme’nin kontrolünde.

Onlarca milletvekilinin tek bir yasama faaliyeti olmadığı da bir gerçek.

Yasa teklifleri bakanlıklarda ya da Cumhurbaşkanlığı sarayında hazırlanırsa, bütün kararlar TBMM dışında alınırsa ve milletvekilleri sadece “el kaldır indir” durumuna düşürülürse olacağı buydu.

Oysa sadece yoklama alındığında ve oylama yapıldığında Genel Kurul’a koşan milletvekilleri milleti temsil etmeli, milletin sorunlarını çözmek için gece gündüz çalışmalıydı.