İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu son grup toplantısında çok önemli bir tespitte bulundu. Bu aralar hukuk devletini görmezden gelen, demokrasi karşıtı her adıma bir “devlet aklı” kılıfı bulunmaya çalışıldığını söyledi.

Birtakım haklar gasp ediliyor, birileri eleştirince başka birileri hemen savunmaya geçiyor: “Devlet aklı böyle istiyor. Vardır devletimizin bir bildiği.”

Aşağıdaki fotoğraflara iyi bakın.

Demirtaş’ı unutturduk, her şey unutulur! - Resim : 1

Üstteki 2016’da çekilmiş. Alttaki ise 2026’da.

Demirtaş’ı unutturduk, her şey unutulur! - Resim : 2

Demirtaş 10 Nisan 1973 doğumlu. İlk fotoğrafta 43 yaşında.

16 Kasım 2016 gününden bu yana da cezaevinde.

Alttaki fotoğrafta ise 53 yaşında.

Sizce aradaki fark 10 yıl yaş almakla oluşabilecek bir fark mı?

Hayır değil, çok daha fazla.

Aradaki fark “devlet aklı” dediğimiz gizemli oluşumun eseri.

10 yıl boyunca 11 metrekarelik hücre tipi bir cezaevinde tutulan bir insanın, aynı yaşı alan “özgür” yaşıtlarından daha fazla yaşlandığını, çöktüğünü söylesem herhalde hiçbiriniz itiraz etmezsiniz.

***

(Demirtaş’ı sevmeyenler, hapiste olmayı hak ettiğini düşünenler, siz öyle düşünmeye devam edebilir, bu satırdan sonra yazıyı okumayı bırakabilirsiniz. Bu tavrınıza saygı duyarım.

Zira yazımın bundan sonraki bölümü hukuk devletine, temel insan hak ve özgürlüklerine inanan okuyucularım içindir.)

Selahattin Demirtaş, PKK’nın güdümünden kurtulamayan Kürt siyasi hareketini düz ovaya indirdi ve bir Türkiye partisine dönüştürmeyi başardı. En büyük başarısı da o siyasi hareketi seçimlere ilk defa parti olarak sokan isim olmasıdır.

7 Haziran 2015 seçimlerinde partisi HDP yüzde 13 oy alarak 80 milletvekili çıkarmayı başarmıştı. Bu tablo AK Parti’nin 12 yıllık “tek başına iktidar” dönemini de bitirmişti.

AK Parti bunu kabul etmedi elbette.

Hemen “devlet aklı” devreye alındı. Bir koalisyon hükümeti kurulmasına izin verilmedi. Seçimlerin 1 Kasım 2015’te yenilenmesi kararı çıktı.

7 Haziran ile 1 Kasım 2015 arasında yaşananları hatırlatmama gerek var mı?

Türkiye tarihinin en zor dönemlerinden biri yaşatıldı. Demirtaş ve partisi bütün yaşananların baş sorumlusu ilan edildi. Kamuoyu hazırlanınca da Demirtaş ve arkadaşlarının dokunulmazlıklarının kaldırılması gündeme getirildi.

***

AK Parti iktidarı, 2016 başında TBMM’de bekleyen fezlekelerin tamamını kapsayan geçici bir Anayasa değişikliği önerdi. Bu değişiklik kabul edilirse, milletvekillerinin dokunulmazlık dosyaları doğrudan yargıya gönderilecekti. Ancak iktidarın anayasa değiştirecek bir çoğunluğu yoktu. CHP’nin desteği şarttı.

Dönemin CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, teklifin Anayasa’ya aykırı olduğunu, AK Parti’nin kendilerine tuzak kurduğunu açıkça söylemesine rağmen CHP’nin “evet” oyu vereceğini açıkladı. Gerekçesi, AK Parti’nin CHP’yi “terörü koruyan parti” gibi göstermesinin önüne geçmekti. (Buna rağmen 2023 Cumhurbaşkanlığı seçiminde iktidar tarafından “Kandilin Adayı” ilan edildi.)

20 Mayıs 2016’da yapılan oylamada Anayasa değişikliği 376 oyla kabul edildi. Değişiklik 8 Haziran’da yürürlüğe girdi ve 138 milletvekilinin fezlekeleri yargı mercilerine gönderildi. Bunların önemli bölümü HDP milletvekillerine aitti.

***

4 Kasım 2016 gecesi Demirtaş Diyarbakır’daki evinde gözaltına alındı. HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ dahil çok sayıda HDP milletvekiline eş zamanlı operasyon düzenlendi. İki siyasetçi de “Silahlı terör örgütüne üye olma”, “Terör örgütü propagandası”, “Halkı suç işlemeye tahrik etme” gibi gerekçelerle tutuklandı.

Bu arada 2017 Haziran ayında da CHP Milletvekili Enis Berberoğlu ifade için gittiği duruşma salonunda kaçma şüphesiyle tutuklanarak cezaevine konuldu.

Demirtaş, sonraki birçok aç ıklamasında tutuklanmasının önünü açan temel olayın bu Anayasa değişikliği olduğunu, CHP’nin “hayır” oyu vermesi durumunda tarihin farklı gelişebileceğini savundu. Öyle de oldu.

2017’de yapılan referandumla Türkiye’nin yönetim sistemi değişti.

Ne acı tesadüftür ki Kemal Kılıçdaroğlu o referandumda 2,5 milyon oyun mühürsüz zarflarla kullanılmasına YSK’nın vize vermesine (Anayasa ve yasalara açıkça aykırı olduğu halde) kayıtsız kaldı ve bu değişime de geçit verdi.

***

10 yıldır cezaevinde olan Demirtaş’la ilgili tam 3 AİHM kararı çıktı. 2025’te Demirtaş’ın yeniden yargılanması ve serbest bırakılması kararı AİHM’in bütün aşamalarında kabul edildi ve kesinleşti.

Türkiye’nin bu kararı uygulaması Anayasal bir zorunlulukken (Anayasa Madde 90), karar uygulanmadı.

Hukuk devletinin ihlal edildiği birçok dosyada olduğu gibi burada da “devlet aklı”na mal edilebilecek “Aman kim peşine düşecek, baksanıza Demirtaş unutuldu artık” bakışı hâkim oldu.

Gerçekten de öyle oldu. DEM Partililer dahi gerçek terör örgütü lideri Öcalan’a statü ve umut hakkı peşinde koştururken Demirtaş’ın unutulması için çaba harcadılar.

Bu durum iktidarın, (Demirtaş yerine Öcalan’ı tercih eden) DEM Parti yöneticilerinin eseri olduğu kadar CHP’nin Butlanı Kılıçdaroğlu’nun da eseridir.

Zira O da dokunulmazlık oylamasında “evet deme” kararını alırken ve bugün CHP’ye yaptıklarının dört beş hafta içinde unutulacağını, Butlanın normalleşeceğini varsayarken (En yakın adamı Bülent Kuşoğlu’nun ifşa ettiği gibi) sürekli inanıp baş tacı ettiği “devlet aklı”nı uyguluyordu.