Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 220. maddesinde “çıkar amaçlı suç örgütleriyle ilgili suçlar” düzenlenir. Bu maddenin 7. fıkrasında ise çıkar amaçlı suç örgütüne üye olmamakla birlikte yardım eden kişilere verilecek ceza yer alıyor. Örgüte bilerek ya da isteyerek yardım eden kişiye örgüt üyesi gibi 2 yıldan 4 yıla kadar ceza verilirken, yardım edenin durumuna göre, yardımın niteliği de göz önünde bulundurularak cezada üçte birine kadar indirim yapılabiliyor. TCK 220/7 önceki gece Gazeteci Murat Ağırel’in tutuklanması için gerekçe yapıldı.
***
Öncelikle soruşturma çerçevesinde sorulan sorulardan ve Murat Ağırel’in verdiği yanıtlardan yola çıkarak soruşturma konusu olan olayı anlatacağım:
İşin merkezinde Almanya’da yaşayan Sinan Çampınar isimli bir şahıs ile Sarıgül ailesi var. Çampınar, Murat Ağırel’e kendisinde Mustafa Sarıgül’le ilgili çok önemli bir dosya olduğunu söylemiş.
Murat Ağırel de haber niteliği varsa yazabileceğini söyleyerek kendisinden bilgi ve belge istiyor. (Bu olması gereken bir gazetecilik refleksidir.)
Bunun üzerine Çampınar, Murat Ağırel’e birtakım video, ses kaydı ve ne olduğu anlaşılamayan ekran görüntüleri göndermiş.
Murat Ağırel, o günlerde Gökçek ailesiyle ilgili haberlerle meşgul olduğundan mesajlarla ilgilenememiş. Devamını Ağırel’in ifadesinden aktarıyorum:
“Ancak Sinan Çampınar’ın tacizleri bitmedi, canlı yayında olduğumu bilmesine rağmen devamlı arayıp mesaj atıyordu. Kendisine en son mesaj yazdım. (WhatsApp mesajını tarafınıza sunuyorum) aynen şöyle söyledim: ‘İddia ettiğiniz dosya ile ilgili gönderdiklerini inceledim. Gönderdikleriniz iddiaları destekleyici düzeyde değil. Belgeler var ise onu da gönderirseniz, incelerim. Sözleşmeler, para transferi dekontları, şirket kuruluş evrakları gibi.’ Kendisi de ‘Hepsi mevcut’ diye cevap verdi.”
***
Murat Ağırel, bununla da yetinmeyip iddia sahiplerini görüşmek için çalıştığı Cumhuriyet Gazetesi’ne davet etmiş. Konuyla ilgili gazetenin genel yayın yönetmeni Mine Esen’i, Onlar TV’deki yayın ortakları olan gazeteciler Şule Aydın, Timur Soykan, Barış Terkoğlu ve Barış Pehlivan’ı bilgilendirmiş.
Murat’ın ifadesi şöyle devam ediyor:
“...toplantı yaptık. Belgelerin yetersiz olduğunu ancak yeni belgeler sunulması halinde araştırmaya değer olduğunu ve skandal olduğunu konuştuk. Belge talep ettik. Sinan Çampınar devamlı izinsiz alınmış ses kaydı ve gizli kaydedilmiş önü arkası olmayan kısa videolar gönderiyordu. Ancak bir türlü iddia ettiği transferlere dair dekont ya da belge göndermiyordu.”
Sinan Çampınar, Murat Ağırel’e “Elimde Gökçeklerle ilgili bilgiler var. Sarıgül’ü haber yaparsanız sizinle paylaşacağım” diyerek haber yapılması ihtimalini artırmaya çalışmış. Ancak Murat Ağırel pazarlıkla haber yapmayacağını söylemiş.
Çampınar’la Ağırel arasındaki görüşmelerde Çampınar olayı tam anlatamamış. Murat Ağırel bu durumu Çampınar’ın Türkçesinin yetersiz olmasına bağlamış.
***
Devamında Çampınar “masraflarınızı biz karşılarız” diyerek Murat Ağırel’i Almanya’ya davet etmiş ve Murat Ağırel bu teklife tepki göstererek reddetmiş.
Son temas Çampınar ve iki Alman ortağıyla yapılan görüntülü görüşme olmuş.
Sarıçam, Murat Ağırel’e bir süre sonra 10 milyon ve 100 milyon Euro’luk iki dekont göndermiş.
Murat Ağırel de elindeki bilgi ve belgeleri cevap hakkını kullandırtmak için Sarıgül ailesinin avukatına sormuş. Avukat da başka belgeler göstererek iddiaları yalanlamış.
Neticede Murat Ağırel, Timur Soykan, Şule Aydın, Barış Terkoğlu ve Barış Pehlivan’la konuşup haberi yapmama kararı almış.
***
Ağırel’e açık açık kara para akladıklarını söyleyen Sinan Çampınar ile Alman ortağı Kai Precat ise istedikleri haber yapılmayınca Murat Ağırel’i şikâyet etmiş ve haber için verdikleri belgeleri Mustafa Sarıgül’e iletmekle suçlamış.
Bizim yargımız da bu şikâyeti ciddiye alıp Murat Ağırel’i soruşturmaya “şüpheli” olarak dahil etmiş. Zanlılara “kara para aklama” suçu yöneltilmiş ama Murat Ağırel’in bu suçta dahli olmadığı anlaşılınca da son dakikada TCK 220/7 kapsamına alınmış ve kara para aklayan bir suç örgütüne üye olmadan yardım etmek suçlamasıyla tutuklanmış.
***
Gazeteciliğin doğasında olan bu rutin süreçleri sadece Türkiye’de değil dünyada da binlerce gazeteci yaşıyor. Ancak hiçbir demokratik ülkede gazeteciler işlerini yaptıkları için tutuklanmıyor.
(Bu arada somut bir suçlama yöneltilmeyen insanları örgüt kapsamına sokup tutuklamak ne yazık ki ülkemizde moda oldu. Murat da bu modanın son kurbanı...)
Bu son karar, gazeteciliğin tabutuna çakılmış yeni bir çividir.
Böyle devam ederse gazetecilik mesleği ölecek.
Temel hak ve özgürlüklerini önemseyen, haber almayı hakkı olarak gören herkesin bu tür kararlar karşısında gazeteciliğe ve gazetecilere sahip çıkması lazım.
Gazetecilik suç değildir!