Salı gününü çarşambaya bağlayan gece yarısının sürprizi iki bakan değişikliği oldu.

İlk bakan Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’tu. O gitti yerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek geldi.

İkinci isim İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’ydı. İçişleri Bakanlığı görevine de Erzurum Valisi Mustafa Çiftçi gelmişti.

Hani salı sallanır derler ya...

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla yayınlanan atama kararnamesi adeta öyle oldu.

Peki bu atamalar ne anlama geliyor?

Tek tek bakalım:

- Adalet Bakanlığı değişikliği...

Burada giden bakandan çok gelen bakan üzerinde durmak lazım.

Giden bakan Yılmaz Tunç bir hukukçu siyasetçi ve görevi boyunca hukuk devleti ve bağımsız yargı mesajlarıyla öne çıktı. Tartışılan siyasi soruşturmalara fazla müdahil olmayarak, en azından kendisi açısından soruşturmayı yürüten yargı mensuplarının “bağımsızlığına” fırsat tanıdı.

Bu atamanın önemli tarafı gelen bakan Akın Gürlek.

Uzun zamandır Akın Gürlek’in Adalet Bakanlığı’na getirileceği zaten konuşuluyordu. Bakan Yılmaz Tunç’la çok iyi geçinemedikleri, hatta çekiştikleri de konuşuluyordu. Tunç, siyaset kökenli biri olarak, Başsavcı Gürlek’e verilen siyasi desteğin farkındaydı ve bakanlık koltuğunu ve gücünü Gürlek’e karşı kullanma yoluna hiç başvurmadı.

Soru şu: Akın Gürlek, Bakanlık görevine getirilince İstanbul’daki soruşturmalardan uzaklaştırılmış mı oldu yoksa soruşturmalardaki etkisi daha da mı artacak?

Benim yaptığım görüşmelerden anladığım şu:

Eğer İstanbul Başsavcılığı görevine Fatih Dönmez ya da Barış Duman getirilirse, Ankara Başsavcılığı’na Can Tuncay getirilirse (ki öyle olması bekleniyor) sadece İstanbul’daki soruşturmaların değil, Ankara’daki ve başka şehirlerdeki önemli siyasi dosyaların üzerinde de etkisi artacaktır.

Gürlek’in bir sonraki seçime kadar o koltukta oturması bekleniyor ve bu durum, iktidarın siyasi davaları seçimlere kadar muhalefete karşı kullanacağının da bir sinyali olarak görülüyor.

- İçişleri Bakanlığı değişikliği...

Adalet Bakanlığı’nın tersine, bu atamada gelenden çok giden önemli. İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, sadece MHP’nin değil, AK Parti grubunun da tepkisini çekiyordu. Özellikle güvenlik bürokrasisinde son yaptığı atamalar nedeniyle MHP’nin şimşeklerini üzerine çekmişti. AK Parti tabanı, özellikle de TBMM Grubu Yerlikaya’yı kendilerine mesafe koymakla suçluyordu. Haliyle Yerlikaya’nın görevden alınması sürpriz sayılmayabilir.

Peki gelen bakan kim ve neden tercih edildi?

Mustafa Çiftçi de Yerlikaya gibi mülki idare kökenli biri. Mülkiye mezunu, hukuk ve ilahiyat alanlarında da lisans eğitimi almayı seçmiş okuma meraklısı bir isim.

İlahiyatçı olarak aynı zamanda bir hafız ve Diyanet yarışmasının şampiyonu.

Çiftçi, Ali Yerlikaya gibi Atatürkçülere, muhalefete ılımlı mesajlar vermeyebilir.

Ancak mülki idareci bir bakan olarak uygulamalar konusunda rutin bir üslubu olması da beklenebilir.

- İki bakan atamasının ortak yanı...

Bu konuda en önemli detay, iki ismin MHP ile ilişkisi.

- Yeni İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, sosyal medya algısını yaratırken ülkücü hareketin efsanevi başbuğu Alparslan Türkeş’in klasik otomobilinde MHP lideri Devlet Bahçeli’nin çok sevdiği Ferdi Tayfur’u dinleyerek çok net bir mesaj vermişti. Çiftçi’nin MHP’nin kalesi gibi görülen Erzurum’da hem kaymakamlık hem valilik yaptığını da unutmamak lazım. Haliyle Çiftçi’nin rutin işler dışındaki en önemli yanı, atamalarda MHP’nin hassasiyetlerini dikkate almak olabilir.

Bu çerçevede Bahçeli’nin “kayyumlar makama” talebi de Çiftçi tarafından kısa sürede yerine getirilebilir. Çiftçi’nin yönetim tarzı Terörsüz Türkiye Projesiyle de uyumlu olabilir.

- MHP ile ilişkiler konusu Akın Gürlek açısından da benzer.

TBMM kulisinde iktidar cenahından kiminle konuşursanız konuşun, size Akın Gürlek’in MHP’yle ilişkilerinin çok iyi olduğunu duyarsınız.

MHP, CHP davalarına çok müdahil olmamakla birlikte Terörsüz Türkiye Süreci kapsamında önemli çıkışlar yapıyor. Akın Gürlek’in Bahçeli tarafında sıkça dile getirilen “umut hakkı”, “Selahattin Demirtaş’ın tahliyesi” gibi konularda atacağı adımlar da önemli bir gösterge olacak.

***

Bir de işin muhalefet boyutu var.

Yargı ve güvenlikle ilgili iki bakanın değişmesi, muhalefet tabanında ister istemez “iktidar seçime kadar sertleşecek, yargıyı ve kolluk kuvvetlerini muhalefete karşı daha sert kullanacak” beklentisi yarattı.

Bu beklenti doğru çıkar mı?

Şimdilik “ihtimal yarıdan biraz fazla” diyebiliriz.

Ancak, nasıl olacağını yaşamadan tam söyleyemeyiz.