ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları dördüncü gününü tamamladı.

Bölgesel bir çatışmaya dönüşme riski olan savaş, Türkiye’yi dört açıdan ilgilendiriyor.

Öncelikle bu dört alana mercek tutmak isterim.

1- Çatışmanın sonlandırılması.

Türkiye için en iyi senaryo çatışmaların bir an önce son bulması. Ankara bu amaçla ABD, Avrupa ve bölge ülkeleriyle mekik diplomasi yürütüyor. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ABD Başkanı Donald Trump’la görüşerek çatışmaların uzayıp genişlemesinin yaratacağı göç gibi büyük risklere dikkat çekti. Erdoğan, Alman mevkidaşıyla da görüşürken, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Avrupa Konseyi Başkanı Ursula von der Leyen ile Yardımcısı Kaja Kallas’la görüştü. Almanya ve Fransa Dışişleri Bakanları da Fidan’ın görüştüğü isimler arasındaydı. Fidan, Ankara’da buluştuğu gazetecilere, bu görüşmelerde verdikleri mesajı şöyle özetledi:

“Bizim temel isteğimiz, talebimiz net: Karşılıklı saldırılar bir an önce dursun ve yeniden diplomasiye dönülsün. Bunu da bütün görüşmelerimizde açık şekilde vurguluyoruz.

(Muhataplara) ‘Barış istiyorsanız, beraber çalışalım’ dedik. Onları bir harekete sevk ediyoruz. Şu anda Körfez ülkeleri ciddi bir durumla karşı karşıya. Ummanlıyla konuşuyoruz. Umman da hâlâ bir şeyler yapmaya çalışıyor. Amerikalılarla konuşuyoruz. Savaşan tarafları tekrar masaya getirebilir miyiz? Sükûnetin sağlanması ve yeniden bir barış ortamı oluşması için yoğun bir çaba içindeyiz. Çatışmaların bir an önce bitmesi ve diplomatik sürecin başlaması gerektiğini her fırsatta söylüyoruz.”

2- İran’ın Türkiye’yi hedef alması riski.

İran bugüne kadar bölge ülkelerindeki Amerikan unsurlarını hedef aldı ama Türkiye’ye herhangi bir saldırısı olmadı. Olması da beklenmiyor. Ankara’nın İran’a, herhangi bir saldırı olması halinde karşılıksız bırakmayacağı yönünde bir mesaj verdiği bilgisi var.

Bakan Hakan Fidan konuyla ilgili soruları yanıtlarken şöyle konuştu:

“İran konusundan bağımsız olarak konuşuyorum: Türkiye kendini her zaman korur. Bunun için gerekli iradeye de yeteneğe de sahibiz.”

3) Savaş uzarsa, kara harekâtı olursa, İran’da iç savaş çıkarsa ortaya çıkacak göç sorunu...

Göç olgusu öncelikle savaşın uzaması ve kara savaşı ortaya çıkması halinde gelişebilir. Ancak asıl göç, İran’da bir iç savaş ortaya çıkarsa olur. ABD ve İsrail, İran’da bir ayaklanma başlatmayı amaçlıyor olabilir. Böyle bir ayaklanma rejim yanlılarıyla muhalifler arasında bir iç savaşa neden olabilir. Bu durumda da İran’dan çevre ülkelere bir göç dalgası ortaya çıkabilir. Türkiye’nin Suriye iç savaşından farklı olarak, İran sınırında bir tampon bölge oluşturarak göçü sınırda kesme gibi bir niyeti var. Tampon bölgenin İran topraklarında mı Türkiye’de mi olacağı konusunu koşullar belirleyebilir.

Bakan Hakan Fidan göç riski konusundaki sorulara şu yanıtı verdi:

“Biz geçen haziran savaşından itibaren Dışişleri’nin koordinasyonunda ilgili birimlerle koordine toplantısı yapıyoruz. İçişleri, AFAD, Kızılay, Savunma, MİT… Her türlü planlamayı yapıyoruz. Bu konuda halkımız müsterih olsun. Gerekli imkanlara ve planlamalara sahibiz. Şu anda İran kendi vatandaşlarını sınırdan çıkarmıyor. İran izin vermiyor şu anda. Dolayısıyla İran’dan hiç kimse gelmiyor şu anda bize. Ama şu anda İran halkı, bir önceki savaşta da gördük, 12 gün-13 gün boyunca hiçbir şey yapmadılar.”

4) Uzayan savaşın ekonomik yansımaları

ABD ve İsrail’in İran’a saldırısının ilk ekonomik sonuçları ortaya çıkmaya başladı. Petrol fiyatı 80 dolara dayanınca Türkiye’de motorine ve benzine zam yağmuru başladı. Bu hafta sonuna kadar motorine 9 lira zam gelmesi bekleniyormuş.

Ekonomik etkinin bu kadar çabuk ve yoğun olmasının nedeni İran’ın Suudi Arabistan ve Kuveyt gibi bölge ülkelerine saldırması ve Hürmüz Boğazı’nı kapatması oldu.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’a göre gelişmeler hem bölgenin geleceğini hem de küresel istikrarı riske atabilecek nitelikte. Fidan bu konuda şu tespitleri yaptı:

“İran’ın bölgedeki Arap ülkelerinde bulunan ABD üslerini doğrudan hedef alması, atılan adımların daha büyük bir bölgesel güvenlik krizine dönüşme ihtimalini artırıyor. Bir başka başlık da Hürmüz Boğazı. Boğazın kapanması, küresel finans ve enerji piyasalarında ciddi dalgalanmalara yol açabilir. Bu da ABD’yi kısa sürede bir şekilde sonuç almaya zorlayabilir.

Mevcut şartlarda en olumsuz senaryo şu: Çatışmanın tırmanarak sürmesi ve İran’la birlikte tüm bölgeyi içine çeken bir istikrarsızlık ortamının oluşması. Bunun yanında enerji boyutu var. İran’dan doğal gaz akışının kesilmesi ya da Körfez ülkelerinden enerji ithalatında ciddi bir aksama yaşanması, küresel ölçekte enerji arz güvenliği açısından önemli bir risk doğurabilir.”

***

Şimdi de (Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın açıklamalarından aldığım diğer önemli notları da dikkate alarak) sorulan en temel iki soruya yanıt vermek istiyorum:

1) Savaş engellenebilir miydi?

Bu soru artık gereksiz gibi duruyor. Ancak bazı gerçeklerin de bilinmesi gerek. İran iki konuda hayati hatalar yaptı:

- Türkiye, ABD ile İran’ı İstanbul’da yeni bir modelite içinde buluşturmak istedi. Türkiye’nin arabuluculuğu İran’a zaman kazandırdı. Üstelik bu model müzakerelerin sonuca ulaşmasını sağlayabilirdi. Ancak İran son dakikada eski modele dönmek ve Umman’da görüşmek istediğini bildirdi. ABD, İstanbul’u istediği halde İran’ın Umman ve eski model teklifini reddetmedi. Bu ABD’nin müdahaleyi öne alma sürecinin de önünü açtı.

- Türkiye’nin modelinde bölge ülkeleri İran’ı kollayabilirdi. Ancak İran (bölge ülkelerine ve dünyaya ekonomik maliyet üretme kaygısıyla) bölge ülkelerini karşısına almayı seçti. Bölge ülkelerinin ABD ve İsrail’e destek vermeye başladığına dair haberler geliyor.

2) Savaş ne zaman durur?

ABD ve İsrail açısından savaşı durdurmak için minimum hedef, İran’ı (ABD ve İsrail’i tatmin edecek) bir askeri yetersizliğe ulaştırmak. Maksimum hedef ise rejim değişikliği.

Önemli bir detay: İsrail Başbakanı Netanyahu geçmişte tehdidi “İran’ın sahip olduğu yetenekler” olarak tanımlıyordu. Şimdi yeteneklerin de ötesine geçip “rejimin kendisi” olarak tanımlıyor. Haliyle rejim değişikliği hedefi var.

Minimum şartın gerçekleşmesi belli bir süre, belli bir askeri operasyon silsilesi isteyecek. İran geniş bir coğrafya. Füze sistemleri, radar sistemleri, hava savunma sistemleri, elektronik harp sistemleri, deniz kuvvetleri çok yere dağılmış. Trump’ın “dört hafta” açıklaması buradan çıkmış olabilir.

İran halkı içinde “rejim değişikliği sonucunu doğuracak” ölçekte bir dalgalanma ise şu an için görünmüyor.