Bu satırları İYİ Parti lideri Müsavat Dervişoğlu’nun “Bayrak açıyoruz” mitingini izlemek için geldiğim Balıkesir’den yazıyorum.
Terörsüz Türkiye projesiyle Çerçeve Yasa söz konusu olduğunda “ana muhalefet” partisi konumuna yerleşen İYİ Parti’nin bu tavrını anlayabilmek için partinin TBMM’deki komisyona katılmama gerekçelerini, çerçeve yasaya karşı sunduğu muhalefet şerhini ve İYİ Parti sözcülerinin süreç içinde yaptıkları itiraz konuşmalarını alt alta koyup analiz ettim.
Şu 10 temel sonucu çıkardım:
1- ÖCALAN’IN STATÜSÜ: (En önemli itiraz) Abdullah Öcalan’a sürecin muhatabı ve yönlendiricisi olma şansı tanınması. Dervişoğlu bu bakış açısını şöyle özetliyor: “Terörsüz Türkiye, teröristin yol göstericiliğinde temin edilemez.”
2- PAZARLIK GÖRÜNTÜSÜ: PKK’nın fesih ve silah bırakmasının karşılığında hukuki kazanım elde etmesi. İYİ Parti’ye göre yasanın PKK’lılara özel olması bunun en büyük kanıtı. Oysa PKK’nın silah bırakması devletle yapılacak bir siyasi pazarlığın konusu olamaz. Silah bırakma ve örgütün feshi ön şarttır ve karşılığında siyasi veya hukuki taviz verilmemelidir.
3- AF GİBİ SONUÇ DOĞURMASI: Adı ve yöntemi farklı olsa da yasal düzenlemenin sonuçları “af gibi” cezasızlık etkisi yaratacak.
4- TBMM’NİN ROLÜ GÖSTERMELİK: Çözüm Komisyonu’nun fikir kaynağı TBMM değildi. Haliyle komisyonun kuruluşu TBMM’nin kendi iradesiyle ve inisiyatifiyle olmadı. Ayrıca kamuoyu Öcalan, DEM Parti, iktidar ve devlet görevlileri arasında hangi taahhütlerin konuşulduğunu bilmiyor. Hatta bazı özellikleri itibariyle Öcalan’ın dillendirdiği ‘hakikat komisyonu’nu hatırlatıyordu. İYİ Parti komisyona bu nedenle katılmadı.
5- PKK TEZLERİ MEŞRULAŞIYOR: Sorun sadece örgüt üyelerine uygulanacak ceza ve infaz indirimleri değil. İYİ Parti aynı zamanda sürecin “Kürt sorunu”, “demokratikleşme”, “yeni anayasa”, “vatandaşlık tanımı” veya “yerel yönetimlerin özerkliği” gibi alanlara genişletilerek PKK’nın yıllardır savunduğu siyasi taleplerin devlet tarafından müzakere edilebilir hale getirileceği endişesini taşıyor.
6- ÜNİTER DEVLET SAVUNMASI: Müsavat Dervişoğlu konuşmalarında özellikle Türkiye’nin üniter devlet yapısını savunmaya devam edeceklerini vurguluyor. İYİ Parti’ye göre sürecin ilerleyen aşamalarında Anayasa’nın temel hükümleri üzerinde değişiklik baskısı doğabilir.
7- PYD/YPG, PJAK NE OLACAK: PKK sadece Türkiye’deki unsurlarıyla değil, bütün yapılaşmalarıyla tasfiye edilmelidir. Suriye’deki PYD/YPG ve İran’daki PJAK varlığını sürdürürken PKK nasıl münfesih olacak? (Dervişoğlu açıklamalarında sürekli Mazlum Abdi ve Suriye yapılanmasına dikkat çekiyor.)
8- PKK’NIN MAL VARLIĞI NE OLACAK: PKK’nın malvarlığının ne olacağı yasada düzenlenmemiş. PKK’nın kontrolündeki para ve diğer malvarlığı değerlerinin akıbeti ne olacak belli değil.
9- ŞEHİT AİLELERİNİN İTİRAZLARI GİDERİLMEDİ: İYİ Parti’ye göre, ağır terör suçlarına karışmış kişilerin süreçten yararlanması, devletin terör mağdurlarına karşı yükümlülüğüyle çatışıyor. Dervişoğlu’nun söylemindeki “şehit katillerinin muhatap alınması” itirazı bu tespite odaklanıyor.
10- SÜRECİN DIŞ POLİTİKA AYAĞI BİLİNMİYOR: Dervişoğlu’na göre proje sadece iç politikayla ilişkili değil, aynı zamanda Irak-Suriye’deki Kürt yapılanmaları ve ABD/İsrail’in bölgesel politikalarıyla bağlantılı ilerliyor ve ‘Büyük Ortadoğu Projesi’nin devamı niteliği taşıyor.
***
Yazdığım on maddeden de yola çıkarak şunu söyleyebilirim: İYİ Parti’nin Öcalan ve PKK konusundaki tespitleri son derece tutarlı ve anlaşılabilir. Neticede PKK’lılar konusunda somut sonuçlar doğuracak bir yasayla ilgili somut itirazlar ortaya koyuyorlar. Milliyetçi bir partinin “PKK koşulsuz olarak silah bırakmalı ve kendini feshetmeli; bunun karşılığında Öcalan’a, örgüt yöneticilerine veya örgüt mensuplarına özel hukuki/siyasi statü verilmemeli” görüşünü savunması doğal.
Ancak Terörsüz Türkiye ve Kürt sorunu konusunda aynı netliği göremiyorum. Kürtlerin bazı talepleri sırf Öcalan dile getirdi diye görmezden mi gelinmeli?