Tahmin edeceğiniz üzere dün TBMM’de mesai yaptık.
Milletvekilleri, gazeteciler, TBMM çalışanları rutinin aksine sabah erken saatlerden itibaren TBMM koridorlarını doldurmuştu.
En çok merak edilen şey YENİ Parti’nin PKK’lıların (örgütü tamamen feshedip silahlarını teslim ettikten sonra) topluma kazandırılması sürecini düzenleyen Çerçeve Yasaya ilişkin tavrıydı. Genel Başkan Özgür Özel “evet” diyeceklerini açıklamıştı ama YENİ Parti’ye destek veren çok sayıda vatandaş da sosyal medyada “Hayır deyin” çağrısı yapıyordu. Bu çağrılar YENİ Partili milletvekillerinin kafasını karıştırmaya yetmişti.
AK Partili milletvekillerinin de kafası karışıktı. Onlar da “Seçmenlere anlatmakta zorlanıyoruz” ile “Bizim seçmen şikayetçi değil” arasında değişen görüşler dile getiriyordu. Ancak YENİ Partililerden farkları, hepsinin “Reis istedi biz de evet dedik” diyerek işin içinden çıkabilme lüksüydü.
***
Özel, yasa teklifinin genel kurul görüşmeleri öncesinde TBMM Grubunu basına kapalı şekilde topladı. Toplantıda milletvekilleri “hayır” isteyen seçmenlerin mesajlarının çokluğuna dikkat çekti. Mahmut Tanal referandum yapılmasını, kararın halka sorulmasını önerdi. Yasaya “evet” oyu verilmesi gerektiğine inanan milletvekilleri sessiz kaldı. Bir milletvekili “Genel Başkan ‘evet’ diyorsa YENİ Parti ‘evet’ demiş sayılır. O zaman hepimiz ‘evet’ diyelim, topyekûn hareket etmiş olalım” önerisinde bulundu.
Toplantı sonunda Özel kararı milletvekillerine şöyle tebliğ etti: “Partinin Grup yöneticileri, MYK üyeleri ‘evet’ oyu kullansın. Diğer arkadaşlar, seçim bölgesindeki seçmenlerin talebini dikkate alarak oy kullansın. Ancak en az 35 ‘evet’ oyu olursa iyi olur.”
***
Özel, TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada da kendisinin ve parti yöneticilerinin neden “evet” oyu kullanacağını şöyle açıkladı:
“Partisine butlan atanan, cumhurbaşkanı adayı tutuklanan biziz. Bu teklife hayır dememiz için binlerce tepki alan biziz. Bize ‘O masada neden oturuyorsunuz?’ dediler. Bize yapılanları en çok biz biliyoruz. Bu yasaya hayır deme hakkına en çok biz sahibiz. Ama bu hakkı milletin barış hakkının önüne koymayan bizleriz. O masa Erdoğan’ın değil barış umudunun masasıdır. Öfkemizi milletin geleceğinin önüne koymadık, koymayacağız. Barışın önünde durmayacağız. Bir daha ölüm olmasın diye bu sorumluluğu alacağız. Bir anne daha evladının tabutuna sarılmamalı. Esas olan şehit ailelerinin, gazilerin, tüm güvenlik güçlerimizin ve tüm milletimizin yüzüne bakamayacak duruma düşmemektir.”
***
Bu sözler son derece ikna ediciydi.
Ne yalan söyleyeyim, Genel Kurul’da dinlediğim derinliği en fazla olan konuşmaydı.
Zira bir taraftan sırf iktidarın canını sıkmak için topyekûn “hayır” demeleri işten dahi değildi. İktidar, antidemokratik uygulamalarıyla kendilerine “hayır” diyebilmek için yüzlerce gerekçe üretmişti. Üstelik “hayır” demelerini isteyen destekçilerinin fazlalığını da rahatlıkla gerekçe gösterebilirlerdi.
Ancak, diğer tarafta da barışa, terörün artık geride kalması gerektiği fikrine inanıyordu.
Bir siyasetçinin başına gelebilecek en kötü şey bu iki uç arasına sıkışmak olsa gerek. Bu sıkışmışlığı daha iyi anlatamazdı Özgür Özel.
Biraz önce aktardığım sözleriyle Özgür Özel, iktidardan bağımsız bir şekilde, belki de bir miktar destek kaybedeceğini bile bile bu teklife “evet” diyeceğini ortaya koyarak, aynı zamanda büyük bir cesaret örneği sergiledi.
***
Özel, belki de ünlü İtalyan Filozof Antonio Gramsci’nin “Eski dünya ölüyor ve yeni dünya doğmak için mücadele ediyor: Şimdi canavarlar zamanı” sözünü alıntılasa, eskiden yeniye geçişle ilgili bu konuşması daha da pekişmiş olacaktı.
Ancak, bu alıntıyı şaşırtıcı bir şekilde AK Parti adına konuşan Grup Başkanvekili Abdulhamit Gül kullandı.
Gül, Gramsci’nin sözünü alıntıladıktan sonra “Gerçekten de artık yeni bir dünyanın kurulması elzemdir. Bu yeni dünya eski dünya can çekişirken yeni dünya kurulacak. Bu yeni dünyanın kuruluşu da Gazi Meclis’ten olacak” dedi.
(1926’da İtalyan Faşist hükümeti tarafından hapsedilen Gramsci, siyaset teorisi ve felsefesi hakkındaki düşüncelerini ‘Hapishane Defterleri’nde toplamıştı. Birçok yazar, filozof bir devirden diğerine geçilirken yaşanan ara dönemleri anlatırken Gramsci’den bu alıntıyı yaparlar.)
Gül, “Şimdi Canavarlar Zamanı” kısmını sansürlemiş olabilir ama zaten işin uzmanları Gramsci’nin asıl cümlesinin “In questo interregno si verificano i fenomeni morbosi più svariati (Bu fetret -geçiş- döneminde çok çeşitli hastalık belirtileri -marazi semptomlar- ortaya çıkar)” olduğuna dikkat çeker.
***
AK Parti iktidarı, 2023’te bütün muhalefeti “terörle iltisaklı”, hatta “PKK’lı” ilan ederek seçim kazandı. Aynı AK Parti 2026’da Abdullah Öcalan’la kol kola bir süreç yönetiyor ve bu süreci desteklemeyenleri hain ilan ediyor.
Gramsci, kuruluşunun 25. yıl dönümünde 2023 AK Parti’siyle 2026 AK Parti’sini karşılaştırsa aradaki geçiş için ne derdi acaba?