5 Ocak 2020’de Tunceli’de kaldığı yurttan ayrılan ve bir daha kendisinden haber alınamayan Gülistan Doku’nun başına gelenleri artık büyük ölçüde biliyoruz.
Bugün, Gülistan Doku dosyası üzerinden öğrendiğimiz bazı gerçekleri sizinle paylaşmak istiyorum.
1) Devletin eli hor kullanılırsa:
Devletin gücü ve yetkisi, o gücü ve yetkiyi elinde tutan makamlarca hoyratça ve hukuksuzca kullanılırsa neler yaşanabileceğini öğrendik.
2020’de devletin gücünü elinde tutan Tunceli Valisi Tuncay Sonel’den söz ediyorum. Yani AK Parti iktidarının halkın oylarıyla seçilmiş belediye başkanının yerine oturttuğu kayyumdan...
İktidar bu valiyi kayyum atadığında önümüze nasıl bir fotoğraf koymuştu hatırlayın:
“Seçilmiş başkan terörist, Kayyum Vali Sonel güvenilir devlet adamı!”
İktidardan böyle bir destek alan vali hem devletin hem belediyenin gücünü elinde bulundurunca haliyle büyük bir özgüven patlaması yaşıyordu. Kendisini devlet sanıyor!
Kayyumluk dönemini eleştiren halkın oylarıyla seçilmiş bir siyasetçiye bakın ne yanıt veriyordu?
“Kayyum dönemini hedef alan zihniyet bilmelidir ki... Şu an Tunceli’yi huzur şehri olmanın yanı sıra, herkesin imrendiği bir şehir haline getirdik. Tunceli’nin çehresi değişti.”
Evet, Tunceli’nin çehresi AK Parti iktidarının ve yeni devlet sistemimizin gücünü arkasına alan Kayyum Vali Sonel ile bir memur maaşıyla sahip olunamayacak zenginliklere sahip oğlu tarafından değiştirildi.
Tunceli’de halkının pek de alışık olmadığı cinsten bir suç işlendi.
Kayyum Vali, suçu işleyen oğlunu korumak, bir cinayet kurbanını “kayıp şahıs” gibi göstererek bambaşka bir algı yaratmak için devletin bütün imkanlarını seferber etti. Milyonlarca lira harcandı. Koca bir baraj üç defa boşaltıldı. Polis, jandarma, AFAD, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı haftalarca mesai yaptı ve Gülistan Doku’yu aradı.
“Valiliğin resmî açıklamalarından başka açıklamalara ve bilgilere itibar etmeyin” diyen vali, sadece devleti yanlış yönlendirmekle kalmadı, aynı zamanda makamının gücünü ve yetkilerini hor kullanarak Tunceli’deki kaynaklarından ve hatta Ankara’daki Aselsan’dan delilleri sildirdi, “Gülistan doku, Vali’nin oğlunun arkadaşıdır” yazan ihbar notunu hasır altı ettirdi. Neticede altı yıl boyunca yaptıkları yanlarına kar kaldı.
Gülistan Doku’nun kaybolmasından 6 ay sonra da adeta ödüllendirilerek Ordu Valiliği’ne atandı.
2) Adaletli, vicdanlı bir kadın eli değerse:
2024 yılının haziran ayında Tunceli’ye Başsavcı olarak atanan Ebru Cansu, Tunceli halkının alışık olmadığı bir profil sergiledi. Daha önce Denizli Çameli ve İzmir Seferihisar’da çalışmıştı (İki ilçenin de Türkiye’nin “yavaş şehir” ünvanlı ilçeler olduğunu not düşeyim).
Başsavcı Ebru Cansu, Gülistan Doku dosyasıyla ilgili son ihbarı önemsemeyebilir, dertsiz başına dert almak istemeyebilirdi.
Ancak “Bir başsavcıdan önce ben bir kız çocuğu annesiyim, Gülistan benim de kızım. Ben bu yola başımı koyarım Gülistan’a ne olduğunu bulurum” diyerek düğmeye bastı.
Adalet Bakanı Akın Gürlek’le görüşüp Kayyum Vali Sonel’in olaydaki dahliyle ilgili iddiaların üzerine gideceğini söyledi.
Öyle de yaptı. Türkiye’nin pek alışık olmadığı adımlar attı.
AK Parti iktidarında devlet zırhıyla donanmış Kayyum Vali Sonel’e dokunabilince de gerisi çorap söküğü gibi geldi.
Altı yıl önce kapatılmış bir dosyanın bir “tecavüz, cinayet ve örtbas” dosyası olduğu, bizzat devletin gücünü kullanan Kayyum Vali tarafından örtbas edildiği anlaşıldı.
Başsavcı Ebru Cansu’nun gösterdiği cesareti, sergilediği vicdanlı ve adaletli duruşu kutlamak, kendisi gibi yargı mensuplarının çoğalmasını dilemek boynumuzun borcu.
3) Olaylara masum/mağdur pencereden bakılırsa:
Son dönemde ülkenin en büyük gündemi operasyonlar ve CHP’ye yönelik soruşturma/kovuşturmalar.
O soruşturmalarda da devletimiz ve devletimizin bütün gücünü elinde bulunduran AK Parti iktidarı (bir zamanlar Kayyum Vali Sonel’in yaptığı gibi) bizden yine sadece kendi açıklamalarına itibar etmemizi bekliyor.
Ancak soruşturmalar/kovuşturmalar derinleştikçe, itirafçılar, iftiracılar, belgeler, deliller konuştukça devletimizin, AK Parti iktidarının önümüze koyduğu fotoğraftan çok farklı bir fotoğraf karşımıza çıkıyor.
Yıllardır çalmadık kapı bırakmayan Gülistan Doku’nun ailesine değil de Kayyum Vali Sonel’e inandığımızda neler yaşandığını hep birlikte gördük.
Devlet gücünü sonsuz şekilde kullananların oluşturduğu algıyı baştan doğru kabul etmek de yanlış yönlendirilmemize neden olur.
O nedenle her zaman adaletin ve vicdanın sesine kulak verin.
Oralarda bir yerlerde mutlaka masumların, mağdurların yanında olan vicdanlı bir anne eli kendini gösterecektir ve gerçekler er ya da geç ortaya çıkacaktır.