Bugün 23 Nisan.
“Neşe doluyor insan” diye devam etmek isterdim ama bu cümleyi bol keseden kurup kullanmak maalesef mümkün değil.
Nedenini uzun uzun anlatmama gerek yok.
Zira,
- Hepimiz neden neşeyle dolup taşmadığımızı biliyoruz.
- Hepimiz “neşesi çalınanlar” evrensel kümesinin elemanlarıyız.
- Hepimiz, dünyanın en güzel coğrafyalarından birinde, en verimli topraklarında yaşamamıza rağmen her sabaha can sıkıcı olaylarla uyanıyor, günü can sıkıcı olaylarla kapatıyoruz.
- Hepimiz, belli bir refah seviyesi içinde, özgür bireyler olarak yaşayabilecekken, sürekli ekonomik, bürokratik, hukuki kısıtlarla yüzleşip duruyoruz.
***
Bugün 23 Nisan.
“Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı” diye devam etmek isterdim ama bu cümleyi de bol keseden kurmak ve kullanmak o kadar kolay değil artık.
Zira, çocuk bayramı kutlansa da “Ulusal Egemenlik” boyutu artık eskisi gibi değil.
Bu kavramının sembolü olan Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) artık eskisi gibi değil.
Neden mi?
Kitabın ortasından tek tek sıralayalım:
- 2018’e kadar Bakanlar Kurulu büyük ölçüde TBMM’den çıkardı. TBMM de güvenoyu ve gensoru mekanizmalarıyla yürütmeyi, yani hükümeti denetlerdi. Şimdi TBMM’nin bu yetkisi yok. Zaten bakanlar da TBMM dışından atanıyor. TBMM sadece “seçimlerin yenilenmesi” kararı alarak hükümetin de yeniden belirlenmesinin önünü açabiliyor o da ancak 600 milletvekilinin 360’ının oyuyla mümkün.
- 2018’e kadar TBMM üyelerinin hükümet üyelerine sözlü soru sorması mümkündü. Böylece bakanlar kürsüye gelip milletvekillerinin sorularını yanıtlamak zorunda kalıyordu. 2018’den sonra sadece yazılı soru mekanizması kaldı ama o da “sorulara cevap vermeme” ya da “geç ve geçiştirici cevap verme” yöntemiyle etkisiz hale getirildi.
- 2018’e kadar Bakanlar TBMM’ye karşı sorumluydu. Artık sadece Cumhurbaşkanı’na karşı sorumlu. Bu da hükümetle TBMM arasındaki “hesap verme” ilişkisini fiilen koparmış vaziyette.
- 2018’e kadar partiler yasa teklifleri, bakanlıklar yasa tasarıları hazırlardı. 2018’den sonra bu yetki sadece TBMM’ye verildi. Ancak pratikte yasa teklifleri bakanlıklarda yazılıyor, Cumhurbaşkanlığı’nda onaylanıyor ve TBMM’ye getirilip milletvekillerine imzalatılıyor. En son, Adalet Bakanı Akın Gürlek hazırladıkları bir teklifi onay için Cumhurbaşkanlığı’na göndereceklerini söyleyerek bu mekanizmanın nasıl işlediğini göstermiş oldu.
- 2018’e kadar TBMM’nin yasayla düzenlediği birçok idari eylem, artık Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle yerine getiriliyor. Özellikle idari yapı, kamu kurumlarının teşkilatları tamamen kanun hükmündeki kararnamelerle düzenleniyor. Yani TBMM’nin yetkileri azaltıldı.
- 2018’den bu yana Cumhurbaşkanlığı kanunla düzenlenmiş alanlarda doğrudan düzenleme yapabiliyor. TBMM isterse kanun çıkararak bunu bertaraf etme gücüne sahip olsa da çoğunluk yürütme ile aynı olduğundan bu hiç yaşanmıyor.
- 2018’e kadar TBMM bütçe kontrolü TBMM’deydi. Artık TBMM bütçeyi kabul etmese de iktidar bir önceki yılın bütçesini yeniden değerleme yöntemiyle artırarak yoluna devam edebiliyor. Yani TBMM’nin bütçe üzerinden hükümeti denetleme gücü de büyük ölçüde zayıflatıldı.
- 2018’den bu yana yürütmenin başı olan Cumhurbaşkanı, aynı zamanda bir partinin lideri de olabiliyor. Haliyle o partinin milletvekilleri listesini de parti lideri olarak belirleyebiliyor. Cumhurbaşkanlığı seçimiyle Parlamento seçimleri aynı gün yapıldığı için de Cumhurbaşkanı’nın partisinin genelde 1. parti olması durumu ortaya çıkıyor. Böylece Cumhurbaşkanı TBMM’deki çoğunluğu da belirlemiş oluyor. Milletvekilleri siyasi kariyerlerini zora sokmamak ve parti disiplinine aykırı davranmamak için yürütme mekanizmasının her talebini yerine getirmek zorunda kalıyor.
- 2018’den sonra devlet kurumları, üst düzey sivil ve askeri bürokrasi doğrudan yürütmeye bağlandı. TBMM’nin bürokrasi üzerindeki denetimi de çok zayıfladı.
- 2018’den bu yana, biraz önce sıraladığım durumların da neticesi olarak TBMM Genel Kurulu’nda toplantılara katılımda ciddi bir sorun yaşanıyor. Grup Başkanvekilleri milletvekillerini Genel Kurul salonunda tutmak için hayli çaba sarf ediyor.
***
Türkiye Büyük Millet Meclisi 1920’de kuruldu.
TBMM, Kurtuluş savaşının merkez karargâhı oldu. O nedenle de “Gazi Meclis” unvanını sonuna kadar hak etti.
Türkiye Cumhuriyeti ise 1923’te kuruldu.
Bu şu anlama geliyor: Türkiye Cumhuriyeti’ni TBMM kurdu.
Egemenlik kayıtsız şartsız milletinse, ulusal egemenliğimizin mabedi, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu TBMM’nin de eski görkemli günlerine kavuşması lazım.
Bu da ancak Parlamenter sisteme geri dönülerek olur.
Belki o zaman yazılarımıza yeniden “Bugün 23 Nisan, neşe doluyor insan” diye başlarız.
Bu umutla, Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nızı kutluyorum.
YAŞASIN 23 NİSAN!