Son beş ayda dört okulda silahlı/bıçaklı saldırılar gerçekleşti.
Bu konunun eğitim kısmını değerlendirmeden önce işin silah boyutunu irdelemek gerekiyor.
Türkiye’de bireysel silahlanma ne yazık ki her geçen yıl artıyor.
Daha da vahimi silaha erişim ve silah kullanma yaşı düşüyor.
Halihazırda en insaflı verilere göre, ülke genelinde 3 milyon civarında ruhsatlı, 10-12 milyon civarında ruhsatsız silah var. Bu sayı daha da büyük olabilir.
2000 yılında toplamda 6 milyon silah olan ülkemizde 2026’da bu sayının 12-15 milyona çıkması artış hızının bir göstergesi olsa gerek. Son dört yılda ruhsatlı silah sayısındaki artış oranı çok yüksek.
Ruhsatlı silahlar konusunda Avrupa ortalamasında olsak da ruhsatsız silahların varlığı nedeniyle Avrupa ortalamasının çok üzerindeyiz.
Silahın statü göstergesi gibi görülmesi, suç örgütlerinin artması, dijital ortamlarda gençlerin suç çetelerine çekilmesi gibi durumların çoğalması, TV dizilerinde boy boy ve çok sayıda silah gösterilmesi, çocukların/gençlerin silahlanmasını özendiren en önemli faktörler olarak görülüyor.
2025 verilerine göre 3 bin 422 silahlı olay yaşanmış ve 2 bin 225 kişi öldürülmüş.
Bu silahlı suçların büyük bölümü ruhsatsız/kayıt dışı silahlarla işlenmiş.
***
Ne yazık ki silah sayısındaki artış gibi okullardaki ölümlü saldırılar da artıyor.
Sadece son 45 günde iki öğretmen ve 5 öğrenci bıçaklı/saldırı sonucunda öldü. Örneğin,
- Mayıs 2024’te okuldan atılan Irak uyruklu bir öğrenci öğretmenini silahla vurdu.
- 22 Aralık 2025’te Mersin Anamur’da Rüştü Kazım Yücelen Ortaokulu’nun müdürü 12 yaşında bir öğrencisi tarafından vuruldu.
- 2 Mart’ta İstanbul’da 44 yaşındaki biyoloji öğretmeni Fatma Nur Çelik, 16 yaşındaki öğrenci tarafından bıçaklanarak öldürüldü.
Bu olaylardan sonra öğretmenler güvenlik tehditlerini göstererek protesto gösterileri yaptı.
Öyle anlaşılıyor ki bu tür saldırılar pek önemsenmemiş.
- 14 Nisan’da Şanlıurfa’da mezun olduğu okulu basan bir genç 20 kişiyi yaraladı ve ardından kendisini öldürdü.
Öğretmenler bu olayı protesto etmek için Milli Eğitim Bakanlığı önünde eylem yaparken Kahramanmaraş’tan kötü haber geldi.
14 yaşındaki 8. sınıf öğrencisi, babasına ait 5 silahı ve 7 şarjörü okula getirip 1 öğretmen ile 8 öğrenciyi öldürdü. 13 öğrenciyi yaraladı, ardından da kendisini öldürdü.
***
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin Şanlıurfa’da yaşanan olayı değerlendirirken bu tür saldırıların önlemlerle de engellenemeyeceğini söylüyor, bir nevi bu tür olayların münferit olduğunu ima ediyordu.
Oysa, benim gibi bir gazeteci dahi son beş ayda yaşanmış ve haber olmuş beş saldırıyı bir çırpıda yazabiliyorsa bu olaylar münferit olmaktan çıkmıştır.
Eğip bükmeden söylemek gerek:
Okullardaki güvenlik meselesinin geçici palyatif kararlarla çözülemeyeceği açıktır.
Bu nedenle de bakanlığın vakit kaybetmeden olayın toplumsal, pedagojik, psikolojik, ekonomik ve güvenlik boyutlarını masaya yatırması, stratejik ve uzun vadeli kararlar ve önlemler alması gerekiyor.
***
Bakan Tekin, Türkiye Psikiyatri Derneği’nin dün konuyla ilgili yaptığı açıklamasını okuyarak işe başlayabilir. Ben de yazımın son bölümünü o açıklamanın önemli bölümlerine ayırmak istiyorum:
“Bu tür şiddet olayları yalnızca bireysel ruh sağlığıyla sınırlı değildir, içinde şekillendiği ekonomik ve toplumsal koşulların bir yansımasıdır. Eşitsizlikler, yoksulluk, güvencesizlik, dışlanma ve şiddetin normalleştiği ortamlar, bu tür olayların ortaya çıkma riskini artırmaktadır.
Bu nedenle çözüm, yalnızca bireye odaklanan yaklaşımlarla değil, kapsayıcı sosyal politikalar, eşitlikçi eğitim ortamları ve güçlendirilmiş kamusal destek sistemleriyle mümkündür.
Okulların güvenli, kapsayıcı ve destekleyici alanlar olarak güçlendirilmesi, psikososyal hizmetlerin yaygınlaştırılması ve önleyici politikaların kararlılıkla uygulanması hayati önemdedir.”