Macaristan’da 12 Nisan 2026 günü yapılan genel seçimler öncesinde şöyle bir manzara vardı:

- Viktor Orban 16 yıldır iktidardaydı.

- Devlet medyası başta olmak üzere medyanın büyük bölümü Orban’ı destekliyordu.

- 16 yıl boyunca Anayasa Mahkemesi başta olmak üzere yargı kurumları büyük ölçüde Orban’ın kontrolüne geçmişti.

- Bürokrasi de Orban’ın yanındaydı.

- Orban’ın fiili olarak uyguladığı Crony Capitalism, yakın çevresinde zengin bir elit yarattı ve o sermayenin tamamı da Orban’ı destekledi.

- Orban, kamu kaynaklarıyla, özellikle kırsal kesimlerdeki sosyal yardımlarla “sadakat üreten bir siyaset ağı” oluşturdu.

- Orban’ın 2011 sonrası seçim sistemini değiştirip yüzde 45-48 oyla parlamentoda Anayasa değiştirecek bir çoğunluk elde etmeyi mümkün hale getirmesi muhalefeti adeta etkisiz hale getiriyordu.

- Macar muhalefeti parçalıydı, ideolojik uyumsuzluk vardı, ortak bir lider çıkaramıyordu.

- Rusya lideri Vladimir Putin ile ABD Başkanı Donald Trump da Orban’ı her açıdan destekliyordu.

Bu unsurlar bir araya geldiğinde ortaya çıkan tablo şöyle özetleniyordu:

“Orban yenilmez, yenilse de iktidarı bırakmaz.”

***

Peki 12 Nisan 2026 gecesi sandıkların tamamına yakını sayılınca ne oldu?

Orban açık farkla yenildi. Adeta ezildi.

Ne devletin gücü ne Trump’la Putin’in desteği ne yargı ne sermaye bu yenilginin önüne geçemedi.

Peter Magyar, 30 yaş altı gençlerle çıktığı yolda, Orban’ın kalesi sayılan taşranın da desteğini alarak ve çok kısıtlı medya imkanlarıyla sesini duyurmayı başararak seçimi kazandı. Üstelik seçim zaferini Anayasa değişikliği yapabilme gücüyle taçlandırdı.

***

Sıraladığım maddelerin benzerliğinden olsa gerek seçimden sonra Türkiye’de (özellikle de AK Parti’de) “Macaristan Türkiye’ye örnek olur mu?” tartışması başladı.

İçeriden bir kısım “dost tavsiyesi” diyerek Türkiye’deki iktidarın ders çıkarmasını istedi.

Başka bir kısım ise “Türkiye’yle Macaristan’ın dinamikleri farklı” diyerek AK Parti iktidarının Orban gibi kaybetme, Türkiye’deki muhalefetin de Peter Magyar gibi kazanma ihtimali olmadığını savundu.

Ben de kendime yeni bir başlık açıp, Türkiye’deki muhalefetin de Macaristan seçimlerini örnek alması gerektiğini söyleyenlere katıldım.

Zira Türkiye’de AK Partililer için “Orban neden kaybetti” sorusu ne kadar geçerli bir soruysa, muhalefet için “Magyar nasıl kazandı” sorusunun da o kadar geçerli olduğunu düşünüyorum.

***

Önce “Orban neden kaybetti” sorusunun yanıtına bakalım:

- İktidarının taşıyıcı kolonu ekonomiydi. Ancak 2022’den itibaren bu model çöktü. Yüksek enflasyon, reel gelir kaybı, yatırımların azalması, AB fonlarının kesilmesi, kırsal kesimde dahi ekonomik sıkışıklık yaşanması Orban seçmeninin sadakat zincirini kırdı.

- Aynı lider, aynı kadrolar, nepotizm ve yandaş zenginleştirme algısı seçmende değişim ihtiyacı yarattı.

- Magyar, 2022’de birleşmeye çalışan dağınık muhalefeti etrafında toplayınca Orban’ın kurduğu sistem tersine döndü ve avantajları dezavantaja dönüştü.

- 30 yaş altı nüfus da özgürlükler konusundaki uygulamalardan ve baskı ortamından dolayı Orban’ın karşısında saf tuttu.

- Sosyal medya, alternatif kanallar ve şehirli seçmenin medya okur yazarlığı alışkanlıkları Orban’ın medya desteğini etkisiz hale getirdi.

- Orban’ın Rusya ve ABD ile ilişkileri öne çıkarıp AB ile ilişkileri bozması, özellikle de AB fonlarının kesilmesi Macar halkının tepkisini çekti.

***

Orban’ın en önemli kaybetme nedeni ise karşısına etkili bir muhalefetin çıkması oldu.

Peki o etkili muhalefet nasıl kazandı?

- Magyar’ın sistem içinden gelen rakip olması, Orban’ın kalelerini, güçlü ve zayıf yanlarını çok iyi bilmesi, hatta “İhanet eden değil, sistemi düzeltmeye gelen lider” algısı yaratması çok belirleyici oldu.

- Önceki seçimlerde seçmen sağ ve sol olarak bölünüyordu. Macaristan’da sol zayıf olduğundan da Orban sağın temsilcisi olarak kazanıyordu. Magyar sağ seçmeni Orban’dan kopardı ve kendi siyasi akımının omurgası yaptı.

- 2022 seçimlerinde parçalı olan muhalefetin kaybetmesinden ders çıkararak Tisza’yı tek yapı ve kendisini de tek lider olarak konumlandırdı. Bu da “alternatif iktidar” algısını pekiştirdi.

- Söylem olarak da yolsuzluklara, kamu kaynaklarının dağılımına, siyasi kayırmacılığa dikkat çekti. AB ile normalleşme vadetti.

- Kampanya boyunca ideolojik değil pragmatik bir yönetim tarzı izleyeceği mesajı verdi. Böylece kararsız seçmenleri yanına çekti.

- 30 yaş altı gençleri de daha fazla özgürlük vaadiyle etkiledi.

***

Gördüğünüz gibi benzerlikler çok fazla. Farklılıklar da vardır elbet ancak Macaristan seçimleri siyasetin temel dinamikleri açısından Türkiye’de hem iktidar hem muhalefet için büyük dersler barı andırıyor. Bakalım iktidarımız ve muhalefetimiz Macaristan’dan hangi dersleri çıkaracak?