Sırrı Küçük’ün başına gelenleri “Sırrı Küçük, derdi büyük” başlığıyla anlatmıştım.
Sırrı Küçük kim mi?
Hemen Arz edeyim:
Adı sanı fazla anılmadığından, kim olduğu pek bilinmediğinden İBB soruşturması sanıkları arasında yer aldığında isminin üzerinde kimse fazla durmamıştı.
Neticede yüzlerce sanıktan sadece biriydi.
***
Peki Sırrı Küçük ne yapmıştı? Neden içerideydi?
Bu soruların cevabını 9 Mart 2026 günü gelip, duruşmalar başlayınca almaya başladık.
Zira İBB duruşmalarında ilk ifade verenlerden biri o olmuştu.
Öğrendik ki Kendisi CHP Milletvekili Özgür Karabat’ın şoförüymüş.
Gözaltındayken kendisine Karabat’ın faaliyetleri sorulmuş. Nereye götürdüğü, götürdüğü yerlerde kimlerle görüştüğü, bu görüşmelerde içinde para olabilecek çantalar taşıyıp taşımadığı gibi enteresan sorulara maruz kalmış. Savcıları tatmin edecek, Karabat’ı zora sokacak bir ifade vermeyince de cezaevine atılmış.
(Belli ki İBB soruşturması sırasında Özgür Karabat’a milletvekili olduğundan dokunulamamışlar ama suçlamalar yöneltip hakkında fezleke hazırlamak istemişler. Bu konuda da en büyük bilgi kaynağının en yakınındaki isimlerden biri olan şoförü olabileceğine kanaat getirmişler.)
***
Sırrı Küçük bir ifade vermeye başladı, hepimiz hayretler içinde dinledik.
Son derece gariban, olup bitenden son derece habersiz biri...
Üstelik kendisine doğrudan atılı bir suç yok.
Belki Özgür Karabat hakkında savcıların hoşuna gidebilecek bir bilgi verse serbest kalacak (Zaten kendisiyle cezaevinde kendisine gelen bazı avukatlar da bu niyeti açık açık göstermişler).
Ancak beklenen ifadeyi vermediği için cezaevine konulmuş ve orada tutulmaya devam etmiş. Hem de ne cezaevi:
İstiap haddinden fazla mahkûmun kaldığı, içeridekilerin yer yataklarında sırayla yattığı, cinayet, tecavüz, uyuşturucu suçlularının bulunduğu, bir gece bir mahkûmun başka bir mahkûmun boğazını keserek öldürdüğü bir koğuş.
***
Ne yazık ki Sırrı Küçük sırf işi, ekmek kapısı nedeniyle bedel ödeyen tek isim değil. Başta Ekrem İmamoğlu olmak üzere İBB yöneticilerinin ve CHP’li başkanların özel kalem müdürleri, avukatları, korumaları, akrabaları ve şoförleri de bu soruşturmada benzer bedeller ödüyor.
Şimdi bu zincire iki yeni isim eklendi.
Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek’in iki şoförü Aydın Günaydın ve Özer Aydın gözaltına alındı.
Gözaltı uygulamasının Adalet Bakanı Akın Gürlek’in “Özgür Özel’in de 15 Ocak 2024 günü Manisa’da bir benzincide Muhittin Böcek’le görüşüp para aldığı iddiası var” mealindeki açıklamasından sonra olması son derece dikkat çekici.
HSK Başkanı konumundaki bir ismin bir soruşturma konusunda söylediklerinin “talimat” olarak görüleceğini zaten yazıp söylemiştim.
İstanbul Başsavcılığının hemen harekete geçip bu adımı atması da yanılmadığımızın göstergesi oldu.
İki şoför tanıksa sadece davet edilip ifadeleri alınabilirdi ama belli ki ikisinin de durumu Sırrı Küçük’ün durumuna benzeyecek.
Suçlu muamelesi görecekler ve kendilerinden “Muhittin Böcek Manisa’da Özgür Özel’le buluştu” gibi bir ifade alınmaya çalışılacak.
Verirlerse ne ala...
Vermezlerse Sırrı Küçük’ün yaşadıklarına benzer şeyler yaşayacaklar. Belki de hayatları kararacak.
Sırrı Küçük gibi onların da adları sanları bilinmediğinden, yaşayacakları travmatik olaylardan ve uğrayacakları haksızlıklardan hiçbirimizin haberi olmayacak.
***
Anayasa madde 38 şöyle diyor:
“... Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur. Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kimse suçlu sayılmaz. Hiç kimse kendisini ve kanunda gösterilen yakınlarını suçlayan bir beyanda bulunmaya veya bu yolda delil göstermeye zorlanamaz. Kanuna aykırı elde edilmiş bulgular delil olarak kabul edilemez. Ceza sorumluluğu şahsidir.”
TCK Madde 20’de ise şu hüküm var:
“Ceza sorumluluğu şahsidir. Kimse başkasının fiilinden dolayı sorumlu tutulamaz.”
Anayasa’da “Kimse kendisini ve kanunda gösterilen yakınlarını suçlayan bir beyanda bulunmaya veya bu yolda delil göstermeye zorlanamaz” denilse de bu şoförler patronlarıyla ilgili beyanda bulunmaya ve delil göstermeye zorlanıyorlar.
Anayasa’da ve TCK’da “ceza sorumluluğunun şahsi olduğu” açık açık vurgulansa da bu çalışanlar patronlarının işlediği iddia edilen suçlara dahil edilmeye çalışılıyorlar.
Bize de sormak düşüyor:
O şoförlerin suçu ne?