Bir önceki yazımdaki konuya devam edeyim... Atletizmde 1. Lig Final Kademesi yarışlarında beklenen oldu. Uluslararası yarışmalara Türkiye adına katılmalarına dünya atletizminin patronu World Athletics (WA) tarafından izin verilmeyen maaşlı devşirmelerin sırtladığı İstanbul GSK, kadınlarda ve erkeklerde birinci olarak Süper Lig’e yükseldi.
Kadınlarda; 200 metrede Favour Ofili, 3000 ve 5000 metrede Nevin Can, uzun atlamada (aslında bir heptatlet olan) Sofya Yakuşina… Erkeklerde; 3000 ve 5000 metrede Baran Kibor, uzun atlamada Vayne Pinnock, disk ve gülle atmada Olimpiyat Şampiyonu unvanlı Roje Stona (en yakın rakiplerine diskte 12 metre, asıl disiplini olmayan güllede de 2 metreden fazla fark atarak)… İstanbul GSK’yı Süper Lig’e taşıyan, önümüzdeki yıl Fenerbahçe, Galatasaray ve ENKA’lı atletlerle yarışacak isimler. Tabi İstanbul GSK, bu üç büyükten transfer yapmaya devam etmezse!
Bu devşirmelerle ilgili ilginç bir durum daha var. World Athletics’in sitesinde Türk vatandaşı olarak görünmüyorlar. O zaman akıllardaki soru şu: Türkiye rekoru kırsalar, Türk vatandaşı olarak kabul edilmedikleri için WA kayıtlarına geçecek mi?
Açalım: Yönetmeliklere göre 1. Lig’de “yabancı sporcu” yarıştırmak yasak. Yarıştıklarına göre, bu devşirmelere ya Türk pasaportu verildi ya da kural hatası yapıldı. O zaman başka bir sıkıntı var… Örnek: Disk atmada Türkiye rekoru Ercüment Olgundeniz’e ait. 27 Mayıs 2012’de San Antonio’da (Porto Riko) 67.50 ile kırmıştı. Ama WA’in sayfasında Jamaikalı olduğu belirtilen Roje Stona, 9 Nisan’da ABD Oklahoma’da sezonun en iyi derecesine imza attı: 70.66.
Soralım: Bu derece yeni Türkiye rekoru olarak kayıtlara geçecek mi? Stona 9 Nisan’da Türk vatandaşı mıydı, değil miydi? Aynı Stona 1. Lig’de ilk kez 22 Temmuz’da yarışırken pasaportunu almış mıydı?
Almadıysa kural hatası yapılmadı mı? İlk kademede 63.39, finalde 63.73 attı; Türk pasaportuyla 67.50’nin üzerinde atsaydı ne olacaktı? Sorun çıkmaması için bilerek mi 67.50’nin altında kaldı?
Türkiye Atletizm Federasyonu’nun veya İstanbul GSK’nın veya o kulübü yöneten “Menajer” Önder Özbilen’in spor kamuoyunu bilgilendirmesi şart.
Son bir soru: Birmingham’da düzenlenecek Avrupa Atletizm Şampiyonası’nda Türkiye’yi temsil edecek 50 atlet arasında yukarıda isimlerini saydığım devşirmelerin hiçbiri yer almıyor. O zaman dev bütçeli bu tarihi operasyon kimin için yapılmış oluyor?
BİLGİ SAHİBİ OLMADAN AHKAM KESENLER
Bir spor yazarının siyaset yazdığını gördünüz mü? Veya ekonomi? Ama bir siyaset veya ekonomi yazarının spor yazdığını görmüşsünüzdür.
Spor tüm dünyada yıllık 1 trilyon dolara yaklaşan devasa bir endüstri haline dönüştüğü için, hadi ekonomi yazarlarını geçtim. Futbol da hemen herkesin takip ettiği bir branş. Ama siyaset yazarlarının arada sırada futbol dışı branşlara el atması olmuyor!
Dünya Kupası’ndaki rezalet, voleyboldaki VNL şampiyonluğu; onlarca köşe yazısının konusu oldu. Kıyaslamalar filan… Bazıları da Gençlik ve Spor Bakan Yardımcısı Hamza Yerlikaya’nın merkezinde olduğu olayı yazmış.
Hayatında hiç spor yapmamış, herhangi bir branşta canlı maç veya antrenman izlememiş, spor camiasından kimseyi tanımamış veya çok az kişiyi tanımış, federasyonların kimler tarafından nasıl yönetildiği konusunda zerre bilgisi olmayan, her camianın kendi dinamikleri olduğunu da bilmeyen, teşkilat yapısından habersiz kişilerin topa girmesi… Ve belki de en önemlisi; bu yazıları yazmadan önce bir bilene veya bilenlere sormaması…
Spor üçümsenecek, hafife alınacak ve öyle herkesin ahkam keseceği bir malzeme değil. Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak böyle bir şey işte! Başarıların sırrını, çekişmelerin perde arkasını yazıyorlar ya; bazen gülüyor bazen kızıyorum.