ABD, bazı ülkelere ambargo uyguladığında birileri hemen sahneye fırlıyor ve:

“Bu ambargo siyasetçilere değil, sivillere zarar veriyor!.. Ey Amerika, ambargoyu kaldır!..” diye feveran ediyor...

Haksızlar mı?.. Aksine, çoğu zaman haklılar ama hikâye orada bitmiyor çünkü…

Ambargoyu lânetleyenler, ambargoya muhatap olan ülke halkının değil…

O ülkeyi yönettiğini zanneden despot, hırsız ve hatta potansiyel katil siyasilerin yanında yer aldıklarını gizlemek için halka dönüp:

“Ambargo var, dışarıdan mal gelmiyor, hayat pahalılaştı ama üzülme, sen şimdi bir anda yerli ve milli üret, yerli ve milli tüket, bunun için de hemen sanayi devrimi yap” diye akıl veriyorlar...

***

Bir yandan:

Dünyanın ve gelişmiş ülkelerin ürettiği mal ve hizmetlerin yoksul ülkelere kadar erişimine (küreselleşmeye) karşı çık…

Mitingler düzenle…

Gelişmiş ülkeleri, “vahşi ve acımasız emperyalistler” diye aşağıla…

Sonra da kalk:

“Ambargo çok zalim, halka eziyet!.. Ey halk!.. Fabrika kur, teknoloji geliştir, dünya markası çıkar!..” diye olmayacak duaya “âmin” bekle...

Yani asansörü bile olmayan halka, uzay yolculuğu vaat et…

Hadi gençler, inanın!..

“Kötü ev sahibi kiracıyı ev sahibi yapar…”

Ambargo uygulayan ülkeye bu atasözü ile gözdağı veriyorlar…

Tamam işte, madem bu atasözüne inanıyorsunuz, ambargo sizin “kötü ev sahibiniz” olsun, halk da “kiracı” ama, şunu da unutmayın:

O atasözündeki kiracı, ev sahibi olabilmek için gerekli anahtarı cebinde bulamaz…

Bulması için cebinde; parası, arsası, ustası, tuğlası, plânı olmalı ama onların hiçbiri yok!..

Yerlerine: Yüksek faiz, yüksek enflasyon, yüksek işsizlik oranı var ama yatırım yok, inşaat ise çok… Pardon bir de “yerli ve milli üretin ve tüketin” sloganı var!..

Lâkin, üretim bir motivasyon konuşmasıyla olmuyor ki…

“Hadi gençler, inanın!..”.

İnandık da:

Makine nerede?..

Sermaye nerede?..

Pazar nerede?..

Teknoloji nerede?..

Halka ne lâzım

Yani hem ambargoya ağla hem ambargodan mucize bekle…

Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu!.. Eğer gerçekten halkın iyiliğini istiyorsanız: ambargoya karşı çıkarken, halka masal anlatmayın...

“Yerli ve milli üretim” deyince, yanına: ucuz krediyi, teknoloji yatırımı, kaliteli ve çağdaş eğitimi, plânlamayı, adaleti, hukuku, öngörülebilirliği de koyun…

Yoksa bu iş, halka:

Deniz yok, gemi yok, pusula yok ama hadi bakalım, Amerika’ya yüzerek git” demekten farksız…

İroni yapıyorum tabii ama gülüşüm acıdan… Zira hem ambargoya ağlayıp hem ambargoyu, “kalkınma plânı” sanmak bir siyaset değil, bir masaldır...

Ve masallar çocuklara güzeldir… Halka ise masal değil, gerçekler lâzımdır…