Şimdi sizden bir an için sabır istiyorum…
Lütfen bu anlatacaklarımı bir siyasi tartışma gibi değil, bir vicdan testi gibi dinleyin…
***
Mahallenizde adamın biri, eşine ve çocuklarına öldüresiye işkence ediyor…
Çığlıklar var, yardım çağrıları var… Emniyet aranıyor… Savcılığa gidiliyor ama sonuç alınamıyor...
Aynı adam bu arada mahalledeki gençleri uyuşturucuya alıştırıyor...
Geleceklerini çalıyor...
Yine şikâyet ediliyor…
Yine sonuç yok...
***
Buraya kadar dinleyen vicdan ve merhamet sahibi herkes şunu söylüyor:
“Bu adam bir canavar…”
Bir gün bakıyorsunuz adam bir
eliyle karısının boğazını sıkıyor, diğer elinde bıçak, kadının kalbine saplamak üzere...
Ve işte o an:
“Ben güçlü biriyim… Vicdanım var… Merhametliyim... Bu zulme seyirci kalamam…” diyorsunuz…
Fırlıyor, komşunun evine dalıyor, adamı kendi evinde yakalayıp etkisiz hale getiriyor ve karakola götürüp teslim ediyorsunuz...
Şimdi soruyorum: suçlu kim?..
***
Normal bir insan için cevap net ama bizim memlekette, özellikle “romantik sol” kafaya göre cevap şu:
“Sen suçlusun…”
Neden?.. Çünkü adamın özel mülküne girdin…
Çünkü onun suç işleme özgürlüğünü engelledin…
***
Bugün Trump’ın Venezuela’da yaptığı tam olarak bu ve biz “bu doğruydu” dediğimiz için aşağılanıyoruz...
Uyuşturucu baronu, kendi halkına zulmeden Maduro bir anda mağdur ilân ediliyor...
Bitmedi…
Bir de ambargo meselesi var...
***
“Amerika Venezuela’ya ambargo uyguluyor, bu bir insanlık suçudur” deniyor…
Peki aynı örnekten gidelim…
Siz bir bakkalsınız...
Müşteriniz her gün eşine ve çocuklarına eziyet ediyor…
Mahalleli gençleri uyuşturucuya alıştırıyor ve siz diyorsunuz ki:
“Bu zulmü ve uyuşturucu satışını bırakmazsan senden bir şey satın almam, sana bir şey satmam...”
Şimdi soruyorum: burada insanlık suçu işleyen kim?..
Bizim solculara göre cevap yine şaşırtıcı: bakkal suçlu, zulmeden adam mağdur...
İşte burada duruyor ve “gerçekten söyleyecek söz bulamıyorum” diyorum...
***
Ama şunu özellikle söylüyorum: amacım, “bana inanın” demek değil... “Beni haklı bulun” demek hiç değil… Benim amacım: zalime karşı duranları, zulmü bitirenleri, masumun yanında yer alanları aşağılayanlara karşı, cevap hakkımı kullanmak…
***
Ve şunu da çok net söylüyorum:
Hayatım boyunca güçlünün değil, zalimlerin değil, mazlumun yanında durdum...
Bugün de durduğum yer değişmedi…
Bana göre:
“Zalimi durdurana ‘suçlu’ diyen bir ahlâk anlayışı, adalet değil; korkunun ideolojisidir…”