İki siyasetçi…

İki ayrı kuşak… İki ayrı siyaset anlayışı…

Birinin ömrü devlet yönetiminde geçmiş, bugün bir kilo bamyasının fiyatını hesaplıyor…

Diğeri hakkında ise milyonlarca liralık servet ve kazanç iddiaları konuşuluyor…

Bamyanın kilosu 500 lira, vicdanın fiyatı kaç lira?.. - Resim : 1

Elbette iddialar araştırılmalı, gerçekler belgelerle ortaya konulmalı.

Ama asıl mesele; Türkiye’de siyasetin, ne zaman millete hizmet etmenin değil… Servet edinmenin kapısı olarak görülmeye başlandığı?..

***

“Ne bamyası?” diye sorduğunuzu duyar gibiyim…

Ali Naili Erdem dün telefonda anlattı…

Apartman görevlisine, “git sor bakalım bamya var mı? Kilosu kaç para?..” diyor…

Az sonra görevli gelip, “var efendim, kilosu 500 lira” diyor…

Emekli maaşıyla geçinen Ali Naili Bey, fiyatı pahalı buluyor, “kalsın çocuğum, biz yiyemeyiz” diyor ve… Bamya almaktan vazgeçiyor…

Ben, saygıdeğer büyüğümün bamya alamamasına üzülmedim...

Ben, dört kez bakanlık, bir kez başbakan yardımcılığı, 20 yıl milletvekilliği ve diğer zamanlarında da serbest avukatlık yapmış bir devlet insanının hayatıyla…

Günümüz siyasetçilerinin etrafında konuşulan olağanüstü servetler arasındaki uçuruma kahroldum…

***

Bir tarafta, devletin imkânlarını kişisel zenginliğe dönüştürmeden yaşlanabilmiş bir siyasetçi…

Diğer tarafta, kamu görevleriyle elde edilen gelirlerin açıklayamayacağı büyüklükte servet iddiaları…

Şimdi soruyorum: Devlet yönetmek mi insanı zenginleştiriyor?..

Yoksa zenginleşmek isteyenler mi devlet yönetimine koşuyor?..

Elbette her zengin siyasetçi hırsız değildir

Her yoksul siyasetçi de dürüst değildir… Ama… Kamu görevlisinin servetindeki olağanüstü artışın kaynağını sormak, vatandaşın en doğal hakkıdır… Çünkü demokrasi sadece sandık değildir...

Demokrasi, yönetenlerin yönetilenlere hesap vermesidir…

***

Bir ülkede, 4 kez bakanlık, 1 kez başbakan yardımcılığı, 20 yıl milletvekilliği ve diğer zamanlarında da serbest avukatlık yapmış bir devlet insanı…

Bamyanın kilosunu sorup, 500 lirayı pahalı bulduğu için almaktan vazgeçerken…

Siyasetçilerin milyarları konuşuluyorsa…

Orada yalnızca gelir dağılımı değil, adalet duygusu da ağır yara almış demektir…

***

Ve unutmayalım… Ali Naili Erdem’in asıl zenginliği banka hesabında değil, geride bırakacağı itibardadır… Çünkü para miras kalır… Gayrimenkul miras kalır… Makam ve unvanlar tarihe karışır…

Ama dürüstlükle kazanılmış itibar, nesiller boyunca yaşamaya devam eder…

Sözümün özü canlarım

Bir kilo bamya alamayan eski bakandan değil…

Servetinin hesabını veremeyen siyasetçiden endişe edin!..

Çünkü birincisinin sofrasında bamya eksik olabilir…

İkincisinin sofrasında ise eksik olan şey, vicdandır…