Türkiye’de devletin parayla ilişkisi biraz ilginç… Vatandaştan para toplarken kurt, vatandaşa hizmet verirken serçe, faiz öderken ise aslan parçası…

2026 yılının ilk altı ayında bütçeden faize ödenen para tam 1 trilyon 464 milyar lira… Yazıyla yazınca belki daha az korkutucu gelir diye düşündüm ama olmadı.

***

Bu para sadece altı ayda ödendi. Ayda yaklaşık 244 milyar lira, günde ise 8 milyar lira faiz… Biz uyurken faiz işliyor. Kahvaltı yaparken faiz işliyor. Markette peynirin fiyatına bakıp geri bırakırken yine faiz işliyor. Durmuyor!

Vatandaş elektrik faturasından, benzinden, telefondan, peynirden, çocuk bezinden vergi ödüyor, devlet bu paranın hatırı sayılır kısmını kendisine borç verenlere faiz olarak gönderiyor.

***

Sistem zengine çalışıyor. Parası olmayandan vergi al, parası olana faiz öde. İşte buna da ekonomi yönetimi deniliyor. Kaldır kahveden Abdullah Dayı’yı, o da böyle yönetir zaten…

Devlet, personel maaşını ödüyor, yatırımını yapıyor, sosyal harcamalarını gerçekleştiriyor ve gelirleri bunları karşılıyor.

Fakat iş faize gelince bütün denge bozuluyor. İlk yarıdaki yaklaşık 943 milyar liralık bütçe açığının temel nedeni faiz yükü…

***

Demek ki mesele devletin parasının olmaması değil… Mesele, paranın adresi! Emekliye gelince “kaynak yok.” Asgari ücretliye ara zam konuşulunca “bütçe dengesi bozulur.” Öğrencinin yurduna, okulun temizliğine gelince tasarruf şart!

Ama faiz ödemesinde kapılar ardına kadar açık…

***

Hani meydanlara çıkınca, “Faiz lobisine hiçbir zaman boyun eğmeyeceğiz… En büyük düşmanım faizdir!” demesine bakmayın siz… Yaptığına bakın…

Nitekim Türkiye’de vergi sistemi de bu düzenin maşası gibi çalışıyor. Bütçeyi sırtlayanlar büyük ölçüde çalışanlar ve tüketiciler…

Sonra gelir dağılımı neden bozuluyor diye araştırma komisyonu kuruluyor. Sebebi zaten belli… Haliyle komisyon çay söylüyor, rapor yazıyor, dağılıyor.

***

Bir tarafta yıllarca çalışıp ay sonunu getiremeyenler… Diğer tarafta devlete borç verip oturduğu yerde para kazananlar…

Sonra gençlere “Çalışırsanız başarırsınız” diyorlar. Genç de doğal olarak soruyor; “Banka mı açayım?”

***

Sorun faiz ödemek değil. Borç alan devlet elbette faiz öder. Asıl sorun, ülkeyi bu kadar pahalı borçlanmaya mahkum eden yönetim anlayışı…

Yanlış kararların faturası karar verene değil, vatandaşa çıkması… Vergi, borç, faiz üçgeni ekonominin yönetim şekli… Varsa hala savunan bu yönetimi, hak ediyor belli ki!

Tekrar ediyorum; Altı ayda tam 1 trilyon 464 milyar lira faiz ödemesi… Ne eder? 25 Avrasya Tüneli… Yuh be!