Bir ülkede komedyen sahneye çıkar, mikrofonu eline alır, salon güler. Normal ülkelerde hikaye burada biter. Bizde hikaye tam burada başlar!

Nitekim “Yeni Türkiye” de kahkaha da artık riskli... Esprinin ruhsatı, hicvin imar izni, cümlenin güvenlik soruşturması var.

***

Deniz Göktaş’ın “Ölü Deniz” gösterisi yayınlanmasından sonra şikayetler, savcılık, havalimanı, ters kelepçe, tutuklama...

Adam yurt dışındayken soruşturmayı duyup kendi ayağıyla ülkeye dönüyor. Biz buna hukuk dilinde “Kaçma şüphesi” diyoruz! Kaçmayanı yakalıyoruz.

***

Mesele sadece bir komedyen değil oysa... Mesele; Bir ülkede şaka bile suç dosyasına dönüşüyorsa, yatırımcı orada bilanço okumaz, niyet okur.

Merkez Bankası ne dedi diye bakmaz, savcı ne yapar diye bakar. Faiz kararından önce mahkeme kararını fiyatlar.

***

Ekonomi böyle bir şeydir. Sadece fabrika, ihracat, kur, enflasyon değildir. Ekonomi güven meselesidir.

Hukuk varsa kredi ucuzlar. Öngörü varsa yatırım gelir. İfade özgürlüğü varsa fikir dolaşır. Fikir dolaşırsa girişim çıkar, sanat çıkar, teknoloji çıkar, marka çıkar. Fikir korkarsa geriye sadece tabela kalır.

Tabii ki bunları görebilecek kapasiteleri yok ama keşke “Biz ne yapıyoruz?” düşünen birileri çıksa…

***

Boşuna Dünya Bankası ülkeleri değerlendirirken “Ses ve hesap verebilirlik”, “Hukukun üstünlüğü”, “Siyasi istikrar” gibi başlıklara bakmıyor. Boşuna OECD yatırım ortamı için öngörülebilirlik ve hukuk devleti demiyor.

Yabancı yatırımcı gösterideki espriyi doğrudan hisse senedine bağlamaz belki ama ülke notuna, risk primine, sermaye girişine, vade isteğine bağlar.

“Bugün komedyene böyle davranan sistem, yarın sözleşmeye ne yapar?” diye sorar.

***

Sahi neden uzun vadeli yatırım gelmiyor? Neden sıcak para geliyor, üç kötü haberde paltosunu alıp gidiyor? Neden gençler şirket kurmak yerine pasaport kuyruğuna bakıyor?

Sebep-sonuç ilişkisi… Ülkede yaratıcılığın ana maddesi olan özgürlük, tehlikeli madde muamelesi görüyorsa… İş bu hale geldiyse… Nereden nereye? Hadi gel de “Eski Türkiye” yi özleme…