Bir skandalın en ilginç aşaması nedir biliyor musunuz?
Hırsızın yakalanması değil...
Bekçinin de dosyaya girmesi!
***
Tarih 4 Kasım 2025... Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek açık açık söylüyor; “Bazı fonlar üzerinden manipülasyonların yapıldığını biliyoruz.”
Aynı gün dönemin SPK Başkanı da konuşuyor; “Bunların hepsini tespit ediyoruz.” Fon yöneticilerini uyardıklarını, uyarıları dinlemeyenlere ceza verme aşamasına geldiklerini, gerekirse lisans iptaline kadar gidileceğini anlatıyor.
***
Biri “Biliyoruz” diyor...
Diğeri “Tespit ediyoruz” diyor...
Daha ne desinler?
Alarm çalmıyor artık, alarm bağırıyor!
O gün, bugün tasfiyede olan 131 fonda yaklaşık 297 milyar lira vardı. Eylül 2026’da? Al sana 822 milyar lira... Tehlike bilinirken sistem büyümeye devam etmiş. Yeni kurbanlardan yaklaşık 525 milyar lira daha söğüşlenmiş.
***
Sonunda 7 portföy şirketine ait 131 fon tasfiyeye alındı. Az buz değil… Bu fonlarda 455 bin 758 kişi bulunuyordu. Düşünün, neredeyse koca bir Giresun’un nüfusunu fonların içine koymuşlar! Hepsini soymuşlar!
Geriye tek soru kalıyor; madem biliyordunuz, neden durduramadınız?
***
Şimdi dönemin SPK Başkanı şüpheli sıfatıyla ifade verdi. Savcılık, denetim görevlerinin yerine getirilmediğine ilişkin “Açık ve yeterli emare” bulunduğunu belirterek hakkında soruşturma izni istedi.
Zira eski başkanın kendi sözleri de ortada... SPK’da olağandışı hareketlerin gözden kaçmasının mümkün olmadığını kendi söylüyor.
E iyi de... Gözden kaçmadıysa ne oldu?
***
Mesele işte tam burada düğümleniyor.
Nitekim başkan değişti. Yeni başkan gökten zembille inmedi. Aynı masadan, bir sandalye öteden geldi.
Yeni başkan Mahmut Sütcü, Kasım 2024’ten itibaren SPK’nın ikinci başkanıydı...
Yani kurul kararlarında oyu vardı. Üyeler çekimser de kalamıyor.
Ancak işin diğer tarafı da var...
Gündemi başkan belirliyor. Denetim personelini başkan görevlendiriyor. Dosyaların kurula taşınmasında başkanın ciddi yetkisi bulunuyor.
Kısacası...
Sandalyesi vardı, oyu vardı ama kapının anahtarı onda değildi.
Sonra anahtar el değiştirdi. 9 Mayıs 2026’da başkan oldu.
***
Sormak lazım… Yeni başkan göreve gelince yeni bir şey mi öğrendi? Yoksa kurumun zaten bildikleri bu kez farklı mı değerlendirildi?
İkinci başkanken önüne hangi raporlar geldi? Nasıl oy kullandı? İtiraz etti mi? Karşı çıktı mı? Bilmiyoruz...
***
Dur hele sen bi dur…
Bir de fonlar patlamadan hemen önce yaşananlar var.
16 Eylül’de ilgili gruptaki fonların toplam büyüklüğü yaklaşık 349.6 milyar liraydı. Ertesi gün 122.5 milyar liraya düştü.
Bir günde tam 227 milyar liralık azalma!
Aynı sürede hesap sayısı da 650 adet düştü.
Haliyle şunu sormak herhalde hakkımız; 16 Eylül ve öncesinde satış talimatı verenler kimdi? Kim ne kadar para çıkardı? Fon yöneticileriyle, şirketlerle veya karar mekanizmasına yakın isimlerle bağlantıları araştırıldı mı?
Kapı kapanmadan hemen önce kimler kapıdan çıktı?
Açıklanamayan bir hissikablelvuku olayı mı?
***
Üstelik Özata Denizcilik dosyasında da cevap bekleyen başka bir mesele var.
SPK, 25 Eylül’de 11 kişi hakkında suç duyurusu yaptı. Eski bakan Fatma Betül Sayan Kaya ile eşi bu listede yoktu.
Ardından ikisi hakkında “Bilgi suistimali” kapsamında suç duyurusunda bulunulacağı haberleri çıktı.
Günler geçti... SPK hâlâ kamuoyuna böyle bir karar açıkladı mı?
Tabii ki açıklamadı!
***
Bazı dosyalar neden koşuyor da bazıları yürüyerek gidiyor?
Sonuçta mesele yalnızca eski başkanı bulup bütün faturayı ona kesmek kadar basit değil yani…
Asıl hikâye çok daha derinlerde…
En başta cevaplanması gereken soru;
Aynı kanun, büyük ölçüde aynı masa, aynı kurum...
Anahtar el değiştirince neden kapı açıldı birdenbire?