Bu durum artık sadece bir sorun değil, gittikçe yaklaşan gerçek bir tehlike…

Bir sabah uyanıyorsunuz… Eviniz hâlâ orada… Kapınız da hâlâ orada… Çocukluğunuz, annenizin astığı perde, babanızın döktüğü beton, yıllarca ödediğiniz vergi, cebinizden yaptığınız altyapı… Hepsi orada...

Bir tek tapu gitmiş! O nerede?

Ne güzel memleket değil mi? Tapu senedi dediğin şey artık mülkiyet belgesi değil, devletin keyfi gelene kadar geçerli abonelik kartı…

***

Bu durumun yaşanacağını 2023’den beri anlattım defalarca… Zira Sarıyer Poligon Mahallesi’nde anlatılan tablo tam da bu. Boğaz’a bakan yerde insanlar yıllardır yaşıyor. Sonra bölge “Rezerv yapı alanı” ilan ediliyor.

Yani deprem deniyor, dönüşüm deniyor, kamu yararı deniyor… Arkasından vatandaşın hissesi ihaleye çıkıyor. İhaleye tek grup katılıyor. Tek grup! Sonra bir bakıyorsun, mahallelinin hesabına para yatırılmış, tapu el değiştirmiş.

***

Hukuk güç sahibinin, güçsüzün tapusunu elinden alma sanatı değildir.

Çoğunluk olması da fark etmez. Etmemeli! Bir apartmanda 10 kişi var diye 9 kişi anlaştıysa 10’uncunun mülkiyet hakkı çöp mü olur? Olmamalı!

O zaman yarın sizin apartmanda da aynı sistem çalışır. “Komşular razı oldu, sen de çık bakalım” derler. Hadi buyurun… Tapu sizin değilmiş, meğer sıranızı bekliyormuşsunuz.

***

İşin en tehlikeli tarafı burada... Bu mesele sadece Poligon Mahallesi meselesi değil. Bu mesele, Türkiye’de tapunun anlamı meselesi. Bugün Sarıyer’de olur, yarın Kadıköy’de olur, öbür gün İzmir’de, Antalya’da, Bodrum’da olur.

Nitekim kanun bir kere böyle çalışmaya başladı mı, vatandaşın mülkü devlete karşı zayıf, sermayeye karşı savunmasız hale gelir.

***

Sonra da çıkıp yabancı yatırımcı bekliyorlar. Yerli yatırımcı bile “Acaba benim tapu da bir sabah rezerv alana mı uyanır?” diye düşünürken, kim gelir buraya fabrika kurar? Kim gelir uzun vadeli yatırım yapar? Hukukun tapusu yoksa, paranın pasaportu olur. Çeker gider.

Ekonomi dediğin şey sadece faiz, kur, borsa değildir. Ekonominin temeli güvendir. Güvenin temeli hukuktur. Hukukun temeli de vatandaşın malına çökmemektir.

Bu kadar basit!

***

Depremi bahane edip vatandaşı yerinden edemezsin. Kamu yararı deyip özel rant üretemezsin. Mahkeme süreçleri tartışmalı iken, insanlara “Hesabına para yatırdık, hadi evden çık” diyemezsin. Bu ülkenin tapu senedi, şirket broşüründen daha değersiz hale getirilemez.

Kentsel dönüşüm yapılacaksa, önce yerinde dönüşüm konuşulur. Önce adil değerleme yapılır. Önce vatandaşın rızası aranır. Önce tapu sahibine, yeni projeden hakkı verilir. Önce insanın evi, anısı, mahallesi, hayatı hesaba katılır.

***

Yoksa bu dönüşüm değil, makyajlı mülksüzleştirmedir. Bugün Poligon’da olanı normalleştirirseniz, yarın kapınıza gelen tebligata şaşırmayın.

Hukuk herkese lazım olur. Bugün ona, yarın sana, öbür gün bu durumu bugün kullananlara!