Dün İSO 500 açıklandı. Her yıl olduğu gibi… Salonda alkış, ekranda rakam, manşette gurur… Peki işin karanlık odasında neler var?
Ekonomi yönetimine bizzat şahsım adına yağ çekme niyetimle iyi haberle başlıyorum incelemeye… Türkiye’nin en büyük 500 sanayi kuruluşu 2025’te üretimden 11.1 trilyon lira satış yaptı. Faaliyet karı yüzde 57 sıçradı, 1 trilyon liraya dayandı.
***
Yani kahraman sanayici, her şeye rağmen üretiyor, satıyor, ihraç ediyor. Bildiğin deli la bu sanayici tayfası… Ne işleri var? Koy “carry trade” denilen işe paranı, oturdukları yerde katlar.
Peki o 1 trilyon liralık faaliyet karının ne kadarı sanayicinin cebinde kaldı? İçim elvermedi dile getirmeye… Ben size yüzde 84.9’unun finansman giderine gittiğini nasıl söylesem?
***
Bu 500 dev şirket, 804 bin çalışanına bir yılda 1.1 trilyon lira ücret ödedi... Faize ödediği para ise bunun yaklaşık dörtte üçü…. Neredeyse 600 bin kişinin bir yıllık bütün emeği, üretime değil, borç ödemesine gitti.
Yani fabrika bütün yıl ter döküyor, makine dönüyor, işçi çalışıyor… Sonra kazancın neredeyse altıda beşi tek bir kalemde buharlaşıyor. Onun adına da “faiz” deniliyor!
***
Anlatırken buna “üretim ekonomisi” derler ama tabloya bakınca sadece “faiz ekonomisi” var ortada!
Peki güzel kardeşim, “Krediyi alırken bunu düşünmediler mi?” diye soran olursa… Yüzüne fener tutulmuş tavşan gibi kalırım oracıkta… Soran haklı!
Zira aynı sanayici 2025’te mali borçlarını yüzde 41.6 artırdı. Toplam borçlar yüzde 30,8 büyürken öz kaynaklar yüzde 15.8’de kaldı. Öz kaynağın bilançodaki payı yüzde 49’a indi…
***
Ne demek bu bir sürü sayının anlamı… Alt yazıları bir okuyorsunuz, hem “faiz bizi bitirdi” diye ağlıyorlar hem de gidip daha çok borçlanıyorlar.
Tamam… Bunun bir kısmı çaresizliktir, eyvallah ona… Kar yetersiz, sermaye erimiş, döner sermayeyi ayakta tutmak için borçtan başka kapı kalmamış.
Fakat ciddi bir kısmı da alışkanlık... Türk şirketi borçla büyümeyi sever, öz kaynakla büyümeyi yavaş bulur.
Faiz düşükken bu strateji iyidir, para kazandırır. Her maça aynı taktikle çıkılmaz ki birader… Nitekim faiz yükselince aynı strateji şirketi batırır.
***
Ya devlet ne yapmış? İSO 500 şirketlerinin devreden KDV’si yüzde 42 artarak 120 milyar lirayı geçti. Bu ne demek?
Sanayicinin devletten alacağı, ama devletin üstüne oturduğu para…Faizsiz, vadesiz, “canım istediğinde öderim” diyen bir borç.
***
Bir yandan “yatırım yap, istihdam yarat” diyen devlet, öbür yandan sanayicinin 120 milyar lirasını cebinde tutuyor. Piyasa kazanmıyor. Devletin seçtiği kazanıyor. Çünkü ona ödeme yapıyor.
Kısaca patlak lastik üzerinde ilerlemeye devam ediyoruz. Buna da şükür… Mevcut kötü yönetime rağmen yine iyi sonuçlar bence… Bu gözü kara arkadaşlar olmasa halimiz nice olur valla!