Önceki yazının özeti: “Borsaların küresel denetleyicisi” MSCI, Türkiye’yi ciddi olarak uyardı. “Sizin borsa kim kime dum duma, kör tuttuğunu öpüyor durumunda” açıklamasını yaptı.
Ve şimdi devamı…
***
Gelelim Endonezya meselesine... Türkiye niye Endonezya’ya benzetiliyor? Zira borsaları ruh ikizleri… İki piyasada da sorun aynı…
Gerçek serbest dolaşım belirsizliği, yoğun ortaklık yapıları, küçük ve orta ölçekli hisselerde sağlıklı fiyat oluşumu sorunu…
Endonezya’da bu film daha önce oynadı. MSCI uyarılarının ardından yabancılar yılbaşından itibaren yaklaşık 3.65 milyar dolarlık satış yaptı. Jakarta endeksi yüzde 29’a yakın geriledi.
***
Şimdi bu dert bizi de gerdi. Fazla ciddiye alan yok bu konuyu ama yabacı yatırımcı gelir mi sirk gibi bir ortama? Gelmez!
Gelmediği gibi burada olanı de çıkartır. Fon çıktı mı, likidite azalır… Likidite azalınca fiyat daha sert oynar... Fiyat sert oynayınca küçük yatırımcı daha çok ezilir.
***
Yapacakları da belli… Yalaka mı kalmadı? Bulurlar birilerini, dedirtirler “Durum geçici…” Ekleme de yaptırırlar “Piyasa sağlıklı çalışıyor.”
Tabii çalışıyor da… Kime çalıştığı kısmı küçük bir ayrıntı! Bulurlarsa ekran meraklısı soytarıları, öttürmesinler mi kendi borularını?
***
Şeffaflık meselesi A haber tartışması değildir... Sorun ciddidir! Cebinden para çıkaran küçük yatırımcıyı soyan gerçek bir meseledir...
Endonezya en azından uyarıyı alınca bazı adımlar attı. Minimum halka açıklık oranını yüzde 7.5’ten yüzde 15’e çıkarmaya yöneldi.
Yüzde 1 üzeri pay sahipliği verisini görünür hale getirmek için düzenleme hazırladı. Yoğun sahiplik yapıları için alarm mekanizması kurdu. Yatırımcı sınıflandırmasını detaylandırdı.
***
Bizde ne oldu. Sert uyarıların arkasından bir zahmet tedbir geldi. Tedbir gelince de “Bakın ne kadar güçlü düzenleme yaptık” denildi. Oysa o kadar yetersiz ki!
Sahi baştan niye yapılmadı? Çünkü bizde ekonomi yönetiminin en sevdiği spor, yangın çıktıktan sonra itfaiye arabasına kurdele kesmek...
***
Bakın, Borsa İstanbul’un altyapısı çok sağlam… Takasbank var, Merkezi Kayıt Kuruluşu var, Kamuyu Aydınlatma Platformu var, devre kesici var, pazar segmentleri var.
Yani mesele sistemin bilgisayarında değil… Mesele sistemin vicdanında! Kural kitabı var da… Bu kurallar herkese aynı mı uygulanıyor? Hayır!
***
MSCI’nin uyarısı da bu! Türkiye’nin problemi sadece enflasyon, faiz, kur, rezerv değil... Türkiye’nin problemi güven! Şirkete güven... Kurala güven... Veriye güven... Denetime güven... Fiyatın gerçekten piyasada oluştuğuna güven... Sisteme güven…
Sen bu güveni vermezsen, binanın tabelasına “İstanbul Finans Merkezi” yazarsın ama kuş uçmaz kervan geçmez! Yatırımcıya gel dersin, “Vergi almayacağım”, bu saatten sonra o da bu yemi yemez!