Türkiye’de telefon dolandırıcılığı artık basit bir asayiş olayı değil… Bildiğiniz sosyolojik araştırma!

Bir insanı “Kredi kartınızdan harcama yapıldı” diyerek kandırabilirsiniz. Ama bir insana dükkanını yarı fiyatına sattırmak, bankadaki altınlarını çektirmek, evine gelen yabancıya servetini teslim ettirmek için iyi hazırlanmış bir senaryo yetmez.

O insanın çok büyük korkularının olması gerekir.

***

Ankara’da 64 ve 66 yaşındaki iki kız kardeşi arıyorlar… “Kendinizi hazırlayın, adınız FETÖ soruşturmasına karıştı. Hakkınızda tutuklama kararı var” diyorlar.

Yetmiyor…

Sahte savcılık evrakı gönderiyorlar. Dronla izlendiklerini, bankalarda örgüt üyelerinin bulunduğunu, konuşurlarsa suç işleyeceklerini söylüyorlar.

***

Tam üç ay boyunca korkuyu damardan veriyorlar. Sonra ne oluyor?

Kadınlar bankadaki altınlarını çekiyor. Evlerine gelen ve “Ay yıldız” parolasını söyleyen adama teslim ediyor.

En az 7 milyon lira değerindeki dükkânlarını 3 milyon 600 bin liraya satıyorlar. Satıştan gelen 67 bin Euro’yu da veriyorlar. Toplam zarar yaklaşık 40 milyon lira…

***

Normal olarak siz hâlâ “Bu yaşta insan buna nasıl inanır?” diye mi soruyorsunuz? Bence yanlış soruyu soruyorsunuz.

Asıl soru şu olmalı… Bu ülkede masum bir insan neden telefondaki yabancıya, “Benim alnım açık, varsa suçlama çağırın, gider hesabımı veririm” diyemiyor? Neden telefonu kapatıp rahatça uyuyamıyor?

***

Cevabı çok acı… Ülkeye daha büyük kötülük yapılır mı?

Vatandaş, suçsuzluğuna değil sabah evinden alınanlara, yıllarca süren davalarına, gizli tanıklara, bir dosyaya giren isimlere, hayatı kararan ailelere bakıyor.

Hukuka güvenmeyen insan, hukukun adından bile korkuyor. Dolandırıcı da bunu biliyor. Dikkat edin “Piyangodan para kazandınız” demiyor. Zira vatandaş ona inanmayabilir.

“Başınıza devlet işi açıldı” diyor. İşte buna inanıyor!

***

Bunu biz yaşıyoruz ama dünya da görüyor. Nitekim Türkiye, Dünya Adalet Projesi’nin 2025 Hukukun Üstünlüğü Endeksi’nde 143 ülke arasında 118’inci sırada…

Adında “Adalet” bulunan bir partinin çeyrek asra yaklaşan iktidarının sonunda, adalet kelimesi insanın içine huzur değil korku veriyorsa ortada ciddi bir toplumsal çöküntü vardır.

***

Bu iki kadın aptal değil… Korkutulmuş iki vatandaş!

Bir başka açıdan bakarsak son derece mütevazı yaşayan insanların yastık altından bugünkü değeriyle 40 milyon lira çıkıyor. Üstte yoksulluk, altta altın…

Anlamı ne? Sisteme güvensizlik, devlete karşı korku… Ders çıkartılması gereken bir olgu…

Çok açık söyleyeyim ekonomiyi bu düzeni sürdürerek düzeltemezsiniz… İmkansız! Önce insanların adalete güvenebildiği, suçsuz vatandaşın geceleri rahat uyuduğu bir ülke yaratmakla başlayacaksınız…