Türkiye’de devletin para sıkıntısı çektiğini söylemek biraz ayıp olur. Çılgınlar gibi para topluyorlar. Hem de öyle böyle değil…
Vatandaştan vergi topluyorlar… Yetmiyor, borçlanıyorlar... Borcu ödemek için tekrar borçlanıyorlar... Sonra o borcun faizini ödemek için bir daha borçlanıyorlar… Yani borçlanıp duruyorlar.
Bunun ekonomi literatüründe mutlaka havalı bir adı vardır ama biz mahallede buna “borcu borçla kapatmak” diyoruz.
***
Yılın ilk altı ayında devletin kasasına 6.6 trilyon lira vergi girdi. Toplam gelir 7.8 trilyon liraya yaklaştı. Az para mı? Hiç değil!
Gel gör ki aynı dönemde bütçe 943 milyar lira açık verdi. İşte insan burada durup soruyor; Nereye gitti la bu para?
***
Daha güzeli var… Faiz ödemelerini hesaptan çıkarınca bütçe açık vermiyor. Tam tersine 521 milyar lira fazla veriyor. Faizi tekrar yerine koyuyorsun… Hop! Neredeyse 1 trilyon lira açık…
Demek ki sorun devletin para toplayamaması değil… Sorun, geçmişte alınan paraların bugün kapıya dayanması... Ülkeyi sadece yemekle kalmamışlar adeta kemirmişler… Kemiğini, sıyırmışlar iliğini içlerine çekmişler…
***
Haliyle Hazine’nin borç stoku yaklaşık 15 trilyon liraya ulaştı. İlk altı ayda yaklaşık 3 trilyon lira yeni borçlanma yapıldı. Temmuz da eklenince rakam 3.5 trilyon liranın üzerine doğru gidiyor.
Peki kaça borçlanıyorlar? Ocak ayında iki yıllık tahvilin faizi yaklaşık yüzde 36 idi… Temmuz’da? Yüzde 41.99!
Merkez Bankası’nın politika faizi yüzde 37… Hazine piyasaya çıkıyor, yüzde 42’ye yakın faizle para topluyor.
***
Aynı ülke… Aynı ekonomi… Merkez “Faiz yüzde 37” diyor, Hazine “Bana yüzde 42’den aşağı para veren yok” diye geziyor. Ekonomi yönetiminde aile içi iletişim biraz zayıf galiba!
Sahi o yüzde 37 nerede kullanılıyor? Finansçılara sunulan resmi verilerde… Makyaj niyetine!
Daha da ilginci, Hazine önümüzdeki üç ayda yaklaşık 1.5 trilyon liralık borç ödeyecek, yerine yine yaklaşık 1.54 trilyon lira borç alacak. Borç gidiyor… Borç geliyor…
***
Ana para kapıdan çıkarken yenisi bacadan giriyor. Üstelik eskiden alınan altın, döviz ve enflasyona bağlı borçların da ödeme zamanı geldi.
Altın yükselince Hazine seviniyor mu sanıyorsunuz? Vatandaşın bileziği değerleniyor belki ama devletin altın borcunun faturası da kabarıyor.
***
Öyle ya faturayı ceplerinden ödemediklerine göre… Hangi zavallılar kalıyor bu borcun altında… Şimdi git aynaya bak ve acı gördüğün surata…
Kısacası ortada gizemli bir plan aramaya gerek yok. Vatandaş vergisini ödüyor. Şirket vergisini ödüyor. Alışveriş yapan KDV ödüyor. Arabasına binen ÖTV ödüyor.
***
Onlar da devlete borç verenin cebine akıyor. Biz de buna “borç çevirme” diyoruz. Ne güzel ifade… Borç dönüyor böylece…
Kimi söğüşleyerek bunu yapıyorlar sizce? Aynanın karşısından ayrılmadıysanız cevabı kolay da… Aksi takdirde ta içeri gideceksiniz.