Haber çok iyi… Haber şöyle: Merkez Bankası net rezervleri 10.6 milyar dolar artarak 45.7 milyar dolara yükseldi.

Ya haberin devamı… Hemen alt satıra geçince o meşhur “ama” ile karşılaşıyoruz: “Swap hariç net rezerv ise 1.8 milyar dolarlık düşüşle 18.4 milyar dolar oldu.” Boş ver valla, swap ne kim bilir Allah aşkına?

***

Brüt rezerv başka, net rezerv başka, swap hariç net rezerv bambaşka dünyalar anlatır. Brüt rezerv kasadaki toplam görüntüdür. Net rezerv, o toplamdan kısa vadeli yükümlülükleri çıkarınca kalandır.

Swap hariç net rezerv ise işin röntgenidir... Çünkü orada borç alınmış, günü gelince geri verilecek döviz de düşülür. Geriye Merkez Bankası’nın gerçekten kendi malı olan cephane kalır. Ekonominin en samimi rakamı budur.

***

Şöyle düşünün… Cebinizde 100 lira var ama bunun 80 lirası komşudan borç, akşam geri vereceksiniz. Dışarıdan bakınca “Cebinde 100 kayme var” diyorlar. Ama aslında sizin “öz malınız” olan harcayabileceğiniz para sadece 20 lira... Hatta o 20 lirayı da bakkala olan eski borca saymışsınız.

İşte bizim Merkez Bankası’nın durumu tam olarak bu… Swap hariç net rezerv, yani “emaneti çıkarınca kalan helal para”, 27 Şubat’ta 78.8 mil- yar dolarken, beş haftada 60.4 milyar dolar kuş olup uçmuş!

***

Nereye gitti bu para? Tabii ki o meşhur “Allah’ını seven defansa gelsin, tutalım şu doları yükselmeden” politikasına… Arka kapı satışlarına, faizi düşük dizginleme çabalarına...

Hem kuru tutayım hem faizi düşük tutayım dersen, rezervleri böyle buharlaştırırsın işte! Nitekim bizde ekonomi artık rakam yönetimi değil, algı yönetimi oldu.

***

Brüt rezerv diye anlatırsın, milletin gözü kamaşır… Net rezerv dersin, biraz daha teknik görünür… Ama işin aslına bakmak isteyen swap hariç net rezerve bakar. Çünkü orada makyaj akar, yüz ortaya çıkar.

Merkez Bankası rezervi dediğiniz şey süs eşyası falan değildir… Asli görevi ithalat faturasını karşılar, dış borç ödemesinde nefes aldırır, ani sermaye çıkışlarında tampon olur, gerektiğinde piyasaya güven verir.

***

Hele Türkiye gibi ithalata bağımlı, dış borcu yüksek, kendi parasıyla uzun vadeli dış finansman bulmakta zorlanan bir ülke için rezerv lüks değil zorunluluktur.

Üstelik rezerv dediğin şey kolay birikmiyor. İhracatla, güvenle, sermaye girişiyle, sağlam para politikasıyla, öngörülebilir hukukla birikiyor. Yani rezerv, sonuçtur. Sebep değil!

***

Sen yatırımcıya güven vermeden, enflasyonu adam gibi indirmeden, kuru doğal seyrinde bırakmadan, ekonomiyi günü kurtarma mantığıyla yönetirken rezervi kalıcı biçimde büyütemezsin.

Neden bu ülkenin ekonomisinin adam olmayacağını merak eden Hürmüz Boğazı’na değil Silivri’ye baksın. Hürmüz bugünü, Silivri yarını gösterir… Ne kadar rezerv biriktirirsen biriktir, mevcut sisteme rezervin yetmez demektir.