Dün “Yerli üretimi koruyalım” diyerek ithal cep telefonlarına ek vergi isteyen Vestel, bugün kendi borçlarını korumak için bankaların kapısında borçlarını yeniden yapılandırma sırasına girdi.
Yurt dışından getirilen telefonların kayıt harcı 2026’da 54.258 TL’ye çıkartılırken bu yolun taşlarını döşeyen aktörlerden biriydi kendisi…
***
Vatandaşın cebindeki telefona göz dikilirken gerekçe hazırdı; yerli üretici ezilmesin! Bugün yerli üretici kendi borcunun altında ezilince gerekçe yine hazır; ekonomik koşullar ağır!
Rekabet ederken devlet kalkanı, borç çevirirken banka yardımı, zarar yazarken de ekonomik gelişmeler… Somut suçlu kim? Yok!
***
Önce “Yerli ve milli üretim” diye sahne kurulur. Arkaya fabrika görüntüsü konur. Ön tarafa robot, çip, teknoloji, ihracat, Avrupa pazarları, beyaz eşya, televizyon dizilir.
Aniden biri gelir, ışıkları yakar. Bir de bakarsınız, dekorun arkasında devasa borç var.
***
Vestel Elektronik 2026’nın ilk çeyreğinde 2.8 milyar TL daha zarar açıkladı. Toplam net borç 117 milyar TL’yi aştı. Hasılatı yarı yarıya düştü, zararı büyüdü, operasyonel karlılık ekside… Borçları yapılandıramazsa şirket batık!
Burada Vestel’i tek başına sopalamak en kolayı... “Yanlış yönettiler”, “Borca abandılar”, “Rekabeti okuyamadılar”, “Çin geldi, fiyatı ezdi”, “Avrupa durdu, talep kısıldı” dersiniz. Hepsi doğru…
***
Zira mesele sadece Vestel değil… Mesele, bu ülkede sanayiciye yıllarca “Kur düşük kalsın, faiz düşük kalsın, kredi bol olsun, sen büyü” denilmesi…
Haliyle işler değişti, bu defa “Faiz yüksek kalsın, talep düşsün, kredi kısılsın, sen dayan” denildi… Harika sistem! Üretirsen yanarsın, üretmezsen zaten yanarsın.
***
“Yüksek teknoloji üreteceğiz!” Vay be… Kimle üreteceksin? Kredi kartı borcunu çeviren mühendisle mi? Kirasını ödemeye çalışan teknisyenle mi? Yarınını göremediği için Almanya’ya kapağı atmaya çalışan gençle mi?
Burası ekonomi değil, adeta insan öğütme makinesi…
Üretim dediğin şey sadece fabrika duvarı değildir. Makul faiz ister. Öngörülebilir kur ister. Hukuk ister. Enerji maliyeti ister. Vergi düzeni ister. Eğitim ister. Lojistik ister. İç pazar ister. En önemlisi de akıl ister...
***
Vestel bu krizden çıkar mı? Zor! Yapılandırma sadece zaman kazandırır. Varlık satışı yapılır, borç vadeye yayılır, belki bankalar “Aman batmasın” der, devlet halkın vergileriyle destek atar, şirket küçülerek nefes alır. Bu sayede sadece ilk adım atılır.
Eğer aynı modelle devam edilirse, dönüp dolaşıp tekrar aynı noktaya varılır. Borcu ötelersin ama iş modelini değiştirmezsen sadece krizi ütülersin. Ütünün fişi de yine bankada takılı kalır.
***
Biz buna “Zombi şirket” diyoruz ama… Ülkede zombi haline gelmeyen kurum kaldı mı diye etrafa bakıyoruz. Kalmamış!
Film seyretseler bilirlerdi! Zombilik bulaşıcıdır. Yürüyor diye yaşıyor sanırsın… Çoktan ölmüş seni yemeye geliyordur! Bu düzende ölmeyen tek şey, sistemden nemalanma hırsıdır!