Bu operasyonlar kafama tam oturmadı, gerçekte ne yapmaya çalışıyorsunuz?” diye sorduğum AKP’li siyasetçi, “Aynen böyle yazabilirsiniz, birçoğumuzun kafasına da tam oturmadı” sözleriyle yanıt verdi.

Bir başkası ise “Muhalefete yapılan operasyonların toplumda yarattığı etkiyi nötralize etmek açısından olumlu sonuçları olacağını savunanlar, cumhurbaşkanını buna ikna etmiştir” yorumu yaptı.

Bu görüş, partide daha mantıklı bulunuyor.

***

Eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek ve partide birçok üst kademede görev yapan, bir dönem Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın sağ kolu olan eski Başbakan ve Bakan Binali Yıldırım’ın artık partide güçleri ve etkilerinin olmadığı biliniyor.

Bu isimler, AKP’lilerin sohbetlerde haksız zenginleşme ve siyasi gücü amacı dışında kullanma konusunda sıkça geçiyordu. Sadece onlar değil, sanki AKP’lilerin haklarında çok şey bildikleri bir ‘isim listeleri’ var!

Öyle isimler var ki; konusu geçince oğlundan, damadından, şirketinden, yurt dışındaki paralarından dem vurularak dedikodu yapılıyor.

***

Onların yanlışlarının partiye zarar verdiği saptamasını yapanlar, onca yıldır ortaya atılan iddiaların, ortaya çıkan dosyaların, kapatılan soruşturmaların sorumluluğunun kimde olduğunu sorduğumuzda sessiz kalıyorlar. Ya da kendilerinin karar verici olmadıklarını anımsatıyorlar!

İddiaya göre aile şirketleriyle ilgili operasyon yapılacağını duyan Binali Yıldırım, partide bazı isimleri arayarak, yapanlardan şikayetçi olup, konuyu Cumhurbaşkanına ileteceğini söylemiş.

Bu kişiler Erdoğan’la görüşüp görüşmediğini bilmiyor ama birkaç ay önceki bu gelişmeden sonra yaşananlar, pek sonuç alamadığı izlenimi yaratıyor.

***

AKP’liler arasında, “Partide temizlik yapılıyor. Yurt dışına kaçırılan paraların geri getirilmesi sağlanıyor. Ankara Büyükşehir Belediyesine yapılacak operasyonu haklı kılmak için zemin hazırlanıyor” gibi iddiaları savunanlar da var ama pek prim yapmıyor.

Son bir görüş; bir noktada birileri devreye girerek, yapılan soruşturma ve operasyonları ‘bir yerde’ durduracak. “Ne yaptığınızı biliyoruz” diyerek gözdağı vermekle kalınacak. Tıpkı, bir dönem İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na destek veren Karadeniz sermayesinin kulağının çekilmesi gibi.

***

Sonuçta yapılan yorumlar, ‘AKP trolleri, Süleymancılar, İdris Naim Şahin, Melih Gökçek, Binali Yıldırım’ gibi AKP’nin kıyısında kalmış isimlere yönelik bu faaliyetlerin, ‘imaj tazelemek için’ yeterli olmayacağı yönünde.

Şöyle ki; ne muhalefet belediyelerine yapılan operasyonlar, ne belediyelere el koymak için ‘ya hapse gir ya bize geç’ şantajı, ne de milletvekili transferleri partinin oy oranını santim oynatmıyor. En iyimserlerin tahminiyle yüzde 30’a takılıp kalındı.

***

Hatta bazı AKP’liler tam tersi etkileri olduğunu savunuyor. “Taşrada parti değiştirenler seçmen tarafından hain olarak görülüyor. Gittiği yerdeki siyasiler ise kendilerine ihanet edildiğini düşünüyor. Başkasının tercih edilmesinden dolayı küsüyor. Bunun partiye bir faydası yok, seçmen kaybını önlemiyor” yorumu yapıyorlar.

“Seçmen ‘Bizim sorunlarımız dururken siz neyle uğraşıyorsunuz’ diye hesap soruyor. Siyaset mühendisliği, yapanın aleyhine işler. Geçmişte bize yapılan, yapanları götürdü. Şimdi yapılan da başkalarının işine yarayacak.” sözleri de onlara ait.