Tarih: 23 Temmuz 1908…

Osmanlı tarihinin en önemli siyasal kırılmalarından biri yaşandı: Temmuz Devrimi…

İkinci Abdülhamit’in 32,8 yıllık yönetimine karşı gelişen muhalefet, -hep yazıldığı gibi- sadece askeri okullarda ve İttihat ve Terakki çevrelerinde büyümedi. Anadolu’da da halk ayaklanmaları vardı. Özellikle Erzurum’da 1906–1907 yıllarında ağır vergilere ve yönetimin baskılarına karşı büyük gösteriler düzenlendi. Askerlerin bir bölümü halkın yanında yer aldı. Hükûmet konakları basıldı, valiler görevden alındı...

Keza, Kastamonu ve Sinop’ta vergi protestoları yaşandı. Van, Bitlis gibi yerlerde ekonomik sıkıntılara karşı tepkiler yükseldi.

Toplumsal hoşnutsuzluk büyürken 3 Temmuz 1908’de Kolağası Resneli Niyazi askerleriyle dağa çıktı. Ardından Enver ve İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne bağlı diğer subaylar harekete katıldı...

İsyanlar karşısında İkinci Abdülhamit geri adım atmak zorunda kaldı. 1878’de askıya aldığı Kânûn-ı Esâsî/Anayasa’nın yeniden yürürlüğe girmesini ve Meclis-i Mebusan’ın açılmasını kabul etti.

Ve, 23 Temmuz’da Manastır’da Meşrutiyet ilan edildi. Selanik, Resne ve Üsküp’te halk sokaklara döküldü. Türkler, Rumlar, Ermeniler, Yahudiler farklı topluluklardan insanlar hürriyet, eşitlik ve kardeşlik sloganlarıyla kutlamalara katıldı.

Bu kutlamaların resmi bayrama dönüşmesi bir yıl sürdü:

Osmanlı’nın Hürriyet Bayramı

Temmuz Devrimi meclisinde ilk teklif Osmanlı Devleti’nin kuruluş yıl dönümünün kutlanması için oldu.

İzmir Mebusu Ahmet Müfit, Ocak 1909’da Meclis-i Mebusan’a önerge verdi: Osmanlı Devleti’nin kuruluş günü milli bayram olsun…

İstanbul Mebusu gazeteci Hüseyin Cahit bu teklife karşı çıktı. Asıl bayramın 10 Temmuz (Miladi 23 Temmuz), yani Meşrutiyet’in ilan günü olması gerektiğini ileri sürdü. Sinop Mebusu Yusuf Kemal gibi bazı İttihatçılar milli bayramın bütün milleti kapsaması gerektiğini söyledi. Tartışmalar uzadı.

Sonunda Meclis, Meşrutiyet’in ilan gününü tercih etti.

Tarih: 5 Temmuz 1909. Devrimden bir yıl sonra kabul edilen kanunla 10 Temmuz (Miladi 23 Temmuz), “İyd-i Milli”/ “Hürriyet Bayramı” veya “Osmanlı İstiklal Bayramı” ilan edildi. Osmanlı’nın ilk kanuni milli bayramı böyle doğdu.

23 Temmuz 1909’da İstanbul büyük törene hazırlandı.

Şişli’deki Hürriyet-i Ebediye Tepesi’nde askeri geçit töreni düzenlendi. Padişah Beşinci Mehmet Reşat’ın da katıldığı törende, 31 Mart 1909 ayaklanmasında hayatını kaybeden Meşrutiyet yanlısı askerlerin anısına yapılacak Âbide-i Hürriyet’in temeli atıldı. Hoca Asım Efendi dua etti, iki koç kurban edildi. Gazeteler izleyici sayısının yüz bine ulaştığını yazdı...

Akşam Sarayburnu’nda eğlenceler düzenlendi. Okullarda toplantılar, meydanlarda konuşmalar gerçekleştirildi...

1908 Temmuz Devrimi’nin yıl dönümü 1935’e kadar resmi bayram statüsünü korudu.

Yani: Cumhuriyet, ulusal bayram düşüncesini sıfırdan yaratmadı. Osmanlı’nın son dönemindeki hürriyet ve anayasal yönetim geleneğini devralarak ona yeni siyasi anlam kazandırdı.

Bu devrimin yetiştirdiği Mustafa Kemal, cumhuriyet düşüncesiyle ilk ne zaman tanıştı?

Padişah-halife olmak istemedi

Mustafa Kemal’in öğrencilik yıllarından başlayarak izlediği düşünsel gelişimi biliyoruz.

Askerî öğrenciyken Osmanlı’nın siyasi geleceğini sorgulamaya başladı.

Fransız Devrimi siyasi tarihine ilgi duyuyor, Aydınlanmacı düşünürler ile ilgileniyordu. J.J. Rousseau’nun Toplum Sözleşmesi, Montesquieu’nun Kanunların Ruhu gibi eserlerde ele alınan egemenlik, özgürlük ve yönetim biçimleri, dönemin Osmanlı aydınlarının da tartıştığı konulardı.

Mustafa Kemal ne düşünüyordu?

Yıl, 1906. Şam’da görevli genç subaydı. Arkadaşı Halil Bey’in aktardığına göre, Mustafa Kemal Osmanlı hanedanı için düzenlenen şenlikleri izlerken padişahlık yönetimini eleştirdi. Halil Bey, padişahlık kaldırılırsa ülkenin nasıl yönetileceğini sordu. Mustafa Kemal’in cevabı çarpıcıydı:

-“Neden mutlaka padişahlık fikrine saplanıyorsun Halil, Cumhuriyet yaparız.”

Mustafa Kemal ta o yıllarda Osmanlı’nın geleceği için padişahlık dışında yeni yönetim biçimi düşünüyordu.

Aradan on üç yıl geçti...

1919’da Erzurum Kongresi’nde yakın arkadaşlarına cumhuriyet düşüncesini yeniden dile getirdi.

-“Şekl-i hükûmet zamanı gelince Cumhuriyet olacaktır.”

Evet Cumhuriyet, 28 Ekim 1923 gecesi ortaya çıkan ani karar değildi...

Peki… Mustafa Kemal, neden yeni bir hanedan kurmayı, padişah ve halife olmayı değil, Meclis tarafından seçilen Cumhurbaşkanı olmayı tercih etti?

Onun hedefi, egemenliğin kaynağını değiştirmekti. Bu sebeple 20 Ocak 1921’de Anayasası’nın ilk maddesine şunu yazdırdı:

“Hâkimiyet bilâ kaydü şart milletindir.”

Tarih: 29 Ekim 1923.

Devletin dayandığı egemenlik ilkesi değişti. Artık egemenlik halka aitti…

Bayramınız kutlu olsun.