Önceki gün İBB davasının 15. duruşması gece yarısı sonlandı…

Mahkeme heyeti, savcı 7 kişinin tahliyesini talep etmişti, 18 kişi hakkında tahliye kararı verdi! Hangi kriterlere, hangi belgelere göre bu kararı verdi bilmiyorum; yalnızca ben değil konuştuğum sanık avukatlarının da kafası karışık, onlar da bilmiyor!

Yine de karar sonrası mahkeme salonunda buruk bir sevinç vardı. Tahliye olanlar, “kalbimizin yarısı içerde kaldı” derken yargılamalara tepki göstererek bu talepte bulunmayan, “Ben buradayım, lütfen arkadaşlarımı serbest bırakın” diyen Ekrem İmamoğlu ve Murat Ongun ile diğer 87 tutuklu da bu sevinci yaşadılar…

İmamoğlu, bir manifesto niteliğindeki konuşmasının sonunda mahkeme başkanına şöyle seslendi:

-Verilecek karar, sadece bu dosyayı değil; aynı zamanda tarihteki yerinizi de belirleyecektir. Tarih boyunca adil karar verenler saygıyla anılmış, adaletten uzak karar verenler ise eleştirilmiş ve kötü hatırlanmıştır…

Pul pul dökülen itirafçılar!

Önce isimlere bir bakalım. Bunlar gizli tanıklar. Karşılarındaki sayılar ise 3 bin 900 sayfalık iddianamede kaç kez yer aldıklarını gösteriyor:

-Çınar: 76

-İlke: 61

-Meşe: 8

-Köknar: 4

-Sekoya: 2

-Zeytin: 7

Doğan: 6

Rüzgâr: 3

Kartal: 2

Ladin: 1

Şahin: 1

Devam edelim:

-İddianamede tam 969 kez “hatırladığım kadarıyla”, 691 kez “mış, miş” 680 kez “duyduğum”, 546 kez “duydum”, 141 kez “duyum”, 38 kez “duymuştum”, 508 kez “bildiğim kadarıyla”, 235 kez “düşünüyorum” ve 56 kez “düşünmekteyim” ifadeleri geçiyor!

Bu gizli tanıkların bazılarının tuhaf bir şekilde aynı ifadeleri verdikleri de görülüyor! CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Meşe” isimli gizli tanığın verdiği ifadenin daha sonra iddianamede “İlke” isimli gizli tanık tarafından aynen tekrar edildiğini anlatmıştı…

Duruşmaların başlarından itibaren ise öncelikle “etkin pişmanlık yasasından yararlanarak itirafçı olanlar” verdikleri ifadelerin “baskı ve zorlama altında” alındığını belirterek itirafçılıktan “istifa ettiklerini” avukatları aracılığı ile açıklamaya başladılar!

-Mesela ilk olarak Murat Malki, nasıl baskı gördüğünü anlattığı dilekçesinde şöyle demişti:

“Beni bırakacaklarını vadettikleri için, en çok da karım ve ailemin tutuklanmasını önlemek için soruşturma savcılarıyla uyum içinde hareket ettim!”

-Sonrasında yine itirafçı olan Ümit Polat psikolojisinin bozulduğunu belirterek verdiği dilekçede “rüşveti gözümle görmedim, duydum” dedi!

-İBB davasında tutuklu sanık Vedat Şahin’in avukatı Muhittin Arık, müvekkilinin etkin pişmanlıktan yararlanarak verdiği itirafçı ifadelerini çektiğini açıkladı. Vedat Şahin’in baskı ve şantaja maruz kaldığını belirtti!

-İBB Davası sanıklarından Medya A.Ş. Halkla İlişkiler Müdürü Elif Güven’in avukatı Ruşen Gültekin, müvekkilinin hastaneye denilerek adliyeye götürüldüğünü ve itirafçı yapılmak istendiğini belirterek şöyle dedi: “Müvekkilim hayatta emniyetin kapısından geçmemiş, etkin pişmanlığın ne olduğunu bile bilmiyor!”

Nasıl buldunuz, ilginç değil mi?

Davanın iflah olmaz seyri!

Duruşmaların ilk 4 haftası geride kaldı…

Ancak, bayramdı, seyrandı derken 15 duruşma yapıldı. Henüz tutuklu sanıkların yalnızca 17’si savunmasını yapabildi…

Bu sürede yukarıda okuduğunuz üzere 4 itirafçı “baskı altında ifade verdiği” gerekçesiyle itirafçılıktan çekildiğini açıkladı… Geri çekilmeler bu hızla sürerse elde gizli olmayan tanık da kalmayacak!

Nisan ayının sonunda tamamlanacağı söylenen mahkeme süresinin bu gidişle ne zaman biteceği de ayrı bir soru işareti!

Diğer taraftan “Siyasi Casusluk” davası neredeyse 6 ay sonra 11 Mayıs’ta başlayacak. Ekrem İmamoğlu, Necati Özkan ve değerli kardeşim Merdan Yanardağ tabii ki bu süreyi de sanıkların ifadelerinin henüz alınmaması, delil toplama işlemlerinin henüz tamamlanmaması nedeniyle tutuklu geçirecekler…

Alican Uludağ kardeşim 20 Şubat’tan beri tutuklu. Hakkında 3 ayrı suçlamadan 19 yıl 8 aya kadar ceza isteniyor. Alican, suçlamaların tümünü “uydurma” diyerek reddetti

Tüm bunlar bize ne anlatıyor derseniz, yanıt gayet yakın, gayet basit:

-Çile!