Çok uzun yıllar önce yazılmış bir eserdi…
Cumhuriyet tarihinin “en kayda değer” kitaplarından biriydi…
Büyük şair ve yazar Attila İlhan’ın deyişiyle “Tokat gibi” bir kitaptı!
ABD’nin, dünyanın ve tabii ki Türkiye’nin başına ördüğü çorapları müthiş belgelerle anlatıyor, “Demokrasi Projesi” aldatmacasıyla, ülkelerin kaderiyle nasıl oynandığını bir bir, yadsınması olanaksız gerçeklerle ortaya koyuyordu…
Böyle bir kitap, çok doğal olarak kolay kolay buluşamayacaktı okurla, öyle de oldu; kitap uzun bir “engelli koşu” sonrasında 5 yıl sonra, 2004 yılında piyasaya çıkabildi ve ortalığı sarstı!
Yalnızca “dizin kısmı” yani kitapta yer alanlar listesi dahi adeta bilgi hazinesiydi! Neler yoktu ki bu değeri her geçen gün daha iyi anlaşılan kitapta:
-Mesela, yıllar sonra ne mal olduğu daha iyi anlaşılacak, ünlü spekülatör George Soros’un Türkiye’de yediği haltlar, el verdiği STK’lar, para yardımı yaptığı kuruluşlar sırayla geçit resmi yapıyordu kitapta!
-Mesela, 90’larda ölüm fetvası verilen aydınlar, art arda suikasta kurban giden bu ülkenin aydınları, nelerle mücadele ettikleri tek tek anlatılıyordu!
Kitap o günden bugünlere 36 baskı yaptı. Adı hafızalara kazındı:
–Project Democracy/Sivil Örümceğin Ağında.
Mustafa Yıldırım’ın yayınlayabilmek için adeta ömrünü ortaya koyduğu eser şimdilerde 37. baskısıyla yine raflarda…
Yıkıcı “Demokrasi” projeleri!
Kitapta ABD’nin ve Avrupa ülkelerinin Türkiye’de parasal olarak desteklediği “projeler” önemli yer tutuyor…
Maşallah hepsi de acayip “bilimsel projeler!” Her nedense, tüm projeler etnik ya da dinsel içeriğe sahip! Mesela İstanbul’daki eski bir Amerikan Koleji olan USIP (United States Institute for Peace/ Amerikan Barış Enstitüsü) ya da Amerikan RAND şirketinden para alınarak sürdürülen projenin adı şöyle:
-Türkiye’nin Kürt Sorununa yeni bakışı!
Mesela 1990’larda yine RAND Corporation ve Freedom House ile bağlantılı olarak şöyle bir rapor hazırlanmıştı:
-Türkiye’de Din Hürriyeti!
Peki 2000 yılında ABD Kongresi’nde ne yapıldı biliyor musunuz?
-Türkiye’nin yasallığını “Lozan Antlaşması’nda Din Hürriyeti” açısından olumsuzlayan bir rapor hazırlandı!
Böylece ne olmuş oluyordu? Türkiye bu açıdan kurulması “arızalı” bir Cumhuriyet oluyordu! İşte bu nedenle bir yıl önce CIA marifetiyle hazırlanan rapor da tabii ki ABD Kongresi’nin raporuna hizmet ediyordu!
O bölümde, Mustafa Kemal’in, daha 1922’nin başlarında Batı’dan doğuya yayılmak için yüzlerce yıldır çaba gösteren sömürgecilerin en eski yöntemini anlattığı şu sözlere de yer veriliyordu:
–Ekonomik amaç, bilim ve insanlık görüntüsü ile yurdumuza gelip, ilerde işgal etmek için etnik toplulukları gerek hükümete gerek birbirlerine karşı kışkırtmak. Bu gibiler hem genel savaşın hem ülkemizdeki korkunç cinayetlerin düzenleyicileridir!
“Yenilsek de savaşmadan yenilmemekti ortak ilkemiz!”
Türkiye’nin uğradığı ihanetlerin, devşirilen isimlerin tümünü buraya sığdırmam olanaksız, tüm kitabı konuk etmem gerekir!
Mesela “Amerika’da CFR Türkiye’de TESEV” bölümünü hararetle tavsiye ederim. CFR yani ABD Dış İlişkiler Konseyi ile pek yakın Türkiye’deki kuruluşlar özellikle de TESEV yani Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etütler Vakfı gayet açık ve de seçik biçimde anlatılıyor. Kimin eli kimin cebinde, hangi projeler sürekli gündemde, isimler, bağlantılar, 32 kısım tekmili birden önünüze seriliyor!
Mesela Din-Türban-İmam Hatip konusunda ABD’nin göz yaşartıcı gayretlerini, FETÖ’cülerin başını çektiği, ABD’nin hiçbir desteği esirgemediği “Dinler arası Diyalog” çerçevesinde Fethullah Gülen ile Hartford Seminary yöneticilerinin el ele kol kola Türkiye’yi nasıl gezdiklerini, ABD’nin Merve Kavakçı’ya nasıl sahip çıktığını, Merve Kavakçı’nın Hillary Clinton ile birlikte Milenyum Dini-Ruhani liderler toplantısına Amerikan delegesi olarak nasıl katıldığını ve daha neler neler yaşandığını hayretler içinde okuyacaksınız!
Kitabın son sayfalarında ise Hayırsever Amerikan resmi ya da gayri resmi kuruluşlarının hangi projelere nasıl para saçtıklarını belgeleriyle görebilirsiniz!
Bir başucu kitabı olarak gördüğüm bu eseri defalarca olduğu gibi şiddetle tavsiye ediyor, Mustafa Yıldırım’ın yıllar öncesinden günümüze seslenen bir mesajı ile bitirmek istiyorum:
-Yazdıklarımı hiçbir önyargıya kapılmadan, “Arkadaşlar gücenir, partimiz dışlar” diyerek yayınlamaktan kaçınmayan Anadolu’nun yiğit gazeteci yoldaşları! Uzun dönemlerdir seyrek yazabiliyordum. Bir süre yazamayacağım… Yenilsek de savaşmadan yenilmemekti ortak ilkemiz…