2009-10 sezonuydu. Kadıköy tribünlerinde bir pankart sallandı: "Artık istese de Mahmut Hoca, Hababam gelemez maça."

Altında imza yoktu ama herkes sahiplenmişti o sitemi. Çünkü, 'Halkın takımı Fenerbahçe'nin halktan koparılışını temsil ediyordu.

Peki o gün başkanlık makamında kim oturuyordu? Aziz Yıldırım. Bugün de aynı isim kurulmuş durumda o koltuğa. Sekiz yıllık bir aranın, üstelik rekor sayıda oyun ardından geri döndü.

2009'da asgari ücret 600 lira dolaylarındaydı, kale arkasında tek bir maçı izlemenin bedeli ise tam 55 lira. Bir düşünün, insanın aylık ekmek parasının neredeyse onda biri, doksan dakikalık bir keyfe gidiyordu.

O dönem dünyanın en tuzlu kale arkası biletini satan kulüp Fenerbahçe'ydi.

♦♦♦♦♦

Derdini mizahla anlatmayı iyi bilir tribün. "Nadia Comaneci, taçsız kral Pele, Fenerbahçeli Cemil ile gittik maça. Atma Ziya, biletler 55 lira" pankartı işte bu öfkenin neşeye bulanmış haliydi.

Yönetim de bu baskıya uzun süre dayanamadı, ligin ikinci yarısında kombinelere yüzde elli indirim yapmak zorunda kaldı.

Nasıl bitti peki o sezon? Hazin. Son hafta, Trabzonspor'la kendi evinde 1-1 berabere kaldı Fenerbahçe, Bursaspor ise Beşiktaş'ı deviren golleriyle kupayı Anadolu'ya taşıyınca, şampiyonluk avuçların arasından kayıp gitti. Biletle başlayan o gerginlik, sahada bir hüsranla mühürlendi.

♦♦♦♦♦

Aradan koca bir 16 yıl aktı. Aziz Yıldırım, sekiz sene sonra yeniden o makama yerleşirken ilk kazmayı en tartışmalı noktaya vurdu: Maraton Alt E Blok.

Ali Koç döneminde VIP'ye çevrilen, daha fazla gelir umuduyla pahalı etiketlenen bu bölüm, neredeyse her maç göze batan boşluklarıyla ve oturarak seyreden taraftarıyla çoktandır eleştiri oklarının hedefindeydi. Yeni başkan da gelir gelmez bu VIP düzenini kaldırdı.

Herkes, buranın profilinin baştan aşağı değişeceğini, rakibe nefes aldırmayan ateşli bir kürsünün doğacağını umuyordu. Derken kombine fiyatları açıklandı, hayaller, soğuk suyla yıkandı.

♦♦♦♦♦

Geçen sezon VIP olarak tanesi 455 bin liradan satılan koltuklar, normal tribün düzenine dönülünce 196 bin liraya geriledi. Kulağa indirim gibi geliyor, öyle değil mi?

Oysa hayali kurulan o coşkulu tribün için bu rakam hala bir uçurum. Gelelim asıl mesele kombineye. Bir önceki yıl 20 bin 500 liraya satılan kale arkası kombinesi 27 bin 700 liraya tırmandı, öğrenci fiyatı da 10 bin 750 liradan 14 bin 500 liraya çıkarıldı. Kale arkası bu haldeyse, diğer tribünleri anlatmaya gerek yok herhalde...

Kredi kartı taksitlerindeki şişkin vade farkları ise cabası. Yani cepten çıkan, etikette yazandan hep daha fazla.

♦♦♦♦♦

Seçim zamanı, "Çocuklar ağlıyor diye başkan oluyorum" demişti Sayın Yıldırım. Güzel sözdü, içliydi. Lakin bu fiyatlarla hangi Fenerbahçeli çocuğun yüzü gülecek, hangi babanın eli cebine rahat gidecek?

Tribün affetmez. O pankartları yazan eller hala orada duruyor, o replikleri ezbere biliyorlar. Bilet ucuzlamadıkça "atma Ziya" nakaratı bir biçimde yeniden duvara asılır.

Çünkü tribünün hafızası kuvvetlidir. Ve sabrı, hiçbir zaman fiyat listeleri kadar uzun olmadı.