İsmail Kartal, Alanyaspor maçından sonra mikrofonun karşısına geçti ve bize huzurlu bir ev tarif etti. Perdeler ütülü, sofra kurulu, kimse kimseye küs değil. Ortalığı bulandıran tek şey, kapının önünde bekleşen gazetecilermiş.
Oysa temmuzdan beri evin tavanından su damlıyor. Hatırlatalım. Zabrze maçından önce hoca "Asensio hazır değil" dedi. Ertesi gün İspanyol sosyal medyaya tek kelime bıraktı: "Hazırım." Ligin ilk maçına ilk 11’de başlamış, ikinci yarıda kenara çağrılınca yüzü düşmüştü. Sonra da şunu paylaştı: "Her şey kolay olduğunda gelişemezsin, zor olduğunda gelişirsin. Sınandığında, imkânsız gibi hissettirdiğinde. Devam et."
Bu mektubun alıcısı kimdi?
♦♦♦♦♦
İsmail Kartal’ın sezon başında Asensio için “gönderilebilir” raporu verdiğini Kadıköy iskelesindeki simitçi bile biliyor. Bunu ilk yazanlar da yönetimin kulağına fısıldadığı kalemler.
Yani hocam, meseleyi idare edemediğinizi geçtim; düğümü kendi parmaklarınızla attınız. Şimdi dönüp yel değirmenlerine mızrak doğrultuyorsunuz.
Bir cümle daha: "Hiçbir oyuncuyla problemim yok. Olmamıştır, olursa gereğini yaparım. Bundan önce yaptığım gibi."
Bunu okuyunca önümde eski bir defter açıldı. İlk sayfada Diego Ribas. Ardından Mesut Özil. Sonra Tadic. Kenara iliştirilmiş bir kare de var. Dzeko sahanın ortasında sizi azarlıyor. O görüntüyü örtmek için her köşe başında poz verildi. "Problem yok" cümlesini bu defterin üstüne yazınca mürekkep tutmuyor hocam. Aklımızla eğlenildiğini hissediyorum. Açık söyleyeyim, kırılıyorum.
♦♦♦♦♦
Arkasından şu geldi: "Ben Fenerbahçe’nin evladıyım, dışarıdan gelen biri değilim."
Dışarısı neresi? Türk olmayan mı, kulüple bir bağı bulunmayan mı? Bu ayrım neye yarayacak peki? İçeriden olanın hatası halının altına mı itilecek? Kapıdan yabancı olarak giren biri bu armayı İsmail Kartal kadar sevemez, onu zirveye onun kadar taşıyamaz mı?
Kendi ömrünüzü muhafazakâr bir pencereden yaşamanıza saygım var. Ama Fenerbahçe o pencerenin çerçevesine sığmayacak kadar geniş bir manzara. Hiç sığmadı. Sığmayacak. Bu kulüp, yalnızca mahallenin çocuklarına çay ısmarlayan bir kahvehane değil, dünyanın dört bir yanından gelen yolcuya halat atan bir iskeledir.
Üstelik "Fenerbahçe'nin evladıyım" sözünüze gereken cevabı benden önce biri verdi. 2024'te Aziz Yıldırım şöyle demişti: "Fenerbahçe’nin artık ‘camia evladı’ deyip o isimlerle devam etme lüksü yoktur."
Ama aynı Aziz Yıldırım, 'geri dönmemek üzere istifa' eden İsmail Kartal'ı da takımın başına getirip bu kaosa can veren kişi.
İsmail Kartal'ın bu yaşadığına, Milan Kundera'nın "Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği" kitabının anlatısından yola çıkarak, 'Fenerbahçe'nin evladı' olmanın dayanılmaz hafifliği diyebiliriz...
♦♦♦♦♦
Ve sonunda, kulüpten resmi "Asensio ameliyat olacak" açıklaması geldi. Ama Asensio'dan çıt çıkmadı...
Bandı iki ay geri saralım. "Asensio’nun sakatlığı ciddi, ameliyat gerekebilir" haberleri çıktığında oyuncu kameranın karşısına oturtuldu, haber yalanlandı. Bugün aynı Asensio iki aydır ortalıkta yok ve konuşulan şey ameliyat masası.
İnsanlar inanmayınca kızıyorsunuz, faturayı basına kesiyorsunuz. Kusura bakmayın, tribün de gazete de bu oyunun perdelerini artık ezbere biliyor. Zamanın gerisinde kalmış bir dünya görüşü ve dizginlenemeyen egolar yüzünden Fenerbahçe ağustostan beri, ipi yıpranmış bir salıncak gibi, her sallanışta kopacak mı diye izleniyor.
Kadronun geri kalanıyla aranızdaki mesafeye hiç girmedim bile. Sadece takımın 'kaptanı' Skriniar'ın alttan alta sizi hedef alan açıklamaları bile başlı başına yazı konusu olur. Dört beş 'evladınız' dışında soyunma odasında kimse ne forma dağıtımında adalet olduğuna inanıyor ne de sözünüzün bir ağırlığı kaldığını düşünüyor.
♦♦♦♦♦
Size olan saygımdan "yalan konuşuyorsunuz" demeyeceğim hocam. Fakat bu kadar çok yalanın, iletişim faciasının biriktiği bir odada, bir kardeşiniz olarak tabloyu masanıza bırakmayı kendime hak görüyorum.
Sorun medyada değil. Medya yalnızca ayna tutuyor. Aynaya kızan adam yüzünü düzeltmez, camı kırar. Kırık camda yüz daha çok parçaya bölünür.
Bugün sırtınızı sıvazlayan üç beş riyakar, yarın uçurumun kenarında sizi arkanızdan ilk itecek eller olacak.
Onlar ayna tutmaz hocam. Sadece alkış tutar.