ACAYİP YAZILAR
Siyaset çok ilginç bir uğraş.
Namuslu, ahlaklı, ilkeli yapılırsa, vatan millet önde tutulursa işler gayet iyi gider.
Ama siyasetin bir de öbür yüzü var.
Namus, ahlak kavramları bir kenara bırakılmışsa, ilke yoksa, ülke ve halkın çıkarı yerine kişisel çıkarlar ön plana alınmışsa işte o zaman felaket.
Bilgi, beceri ve deneyim de çok önemli.
Günün koşullarına göre davranmak o an için ilgi çekebilir ama yaptıklarımız sadece günün koşullarına uygunsa, o koşullar ortadan kalktığında büyük bir açmaza düşme tehlikesi de var.
Örneğin muhalefet yıllardır “tek adam” rejimi olduğunu söylüyor, bu yüzden başta yargı olmak üzere bütün kurumların keyfi biçimde kullanıldığını dile getiriyor.
Yargı tek adamın kontrolünde mi?
Evet.
Bunu söylemek doğru mu?
Evet.
Ama her doğru her zaman doğru sonuç getirmiyor.
İşte şu sırada yaşadıklarımız…
Butlan kararı hukuksuz mu?
Yaygın kanaat böyle diyor.
Her şey tek kişinin emriyle mi yapıldı?
Buna da evet.
Peki Yargıtay butlan kararını iptal ederse…
O zaman ne diyeceğiz?
İptal olursa “hukuk var, yargı kontrol altında” diyecek miyiz yine?
Mahkemeye gitmiş her karşı konu için de geçerli değil mi bu?
Kısacası daha önce söylediklerimizin altında kalıp muazzam bir açmaza girmiş olacak mıyız olmayacak mıyız?
HOŞUMA GİDEN ŞEYLER
Trump hakem olursa şaşırma
Bu pazar için gazeteci Erdem Beliğ Zaman yine çok hoş iğnelemeler göndermiş. Birlikte okuyalım;
Fiyatlarda haksız artış yaptıkları gerekçesiyle ülkenin en büyük tavuk üreticisi firmalarına kayyım atanmış!.. Tavuk uçamıyor doğru ama iktidar gerçekten uçuyor!...
HHH
Restorasyon gören Selimiye Camii’nin yeniden açılışında konuşan AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan, CHP’yi “dövüş kulübü”ne benzetti… K.K. yancılarıyla Özgür Özel taraftarlarının birbirlerine yönelttikleri hakaretlere bakılacak olursa “dövüş”ten çok “sövüş” kulübüne benziyor!
***
ABD’de yapılan futbol dünya kupasında yaşanan ayrımcılıkların ve ırkçı skandalların ardı arkası kesilmiyor! Bazı hakemlere vize çıkmadı! Trump, “ben futbol kurallarını da çok iyi bilirim” diyerek onların yerine futbol maçını yönetmeye kalkarsa şaşırmayın! Yönettiği dünya ortada olduğundan asıl maç kavgasız sonuçlanabilirse şaşırın!
ÇOK GÜLDÜM
Üç pazar fıkramız var
Bu hafta Yıldırım Tuna’dan gelen fıkraları beğeninize sunuyorum:
ÇOK FAZLALAR
Uzak mı uzak ülkenin birinde adamın biri yolda yürürken TV’lerde sürekli ekranlarda olan bir milletvekilini karşısında görünce “Keşke meclisimizde sizin gibi 20 milletvekili olsa, vallahi bu ülkenin sırtı yere gelmezdi” diye önüne atlamış.
“Bunu sokaktaki seçmenlerden duymak çok harika bir şey beyefendi” diye cevap vermiş milletvekili…
“Biliyorsunuz medyada aleyhimde her gün çok farklı şeyler söyleniyor, parti değiştirmem konu ediliyor, akçeli işlere bulaştığıma dair mevzular dillendiriliyor, yine de böyle düşünmeniz beni mutlu etti doğrusu.”
“Biliyorum” demiş adam, “Gerçekten sizin gibi 20 milletvekili olsaydı inanın bu bölgede yıldız olurduk. Sorun şu ki sizin gibilerden en az 200 tane var, o da belimizi büküyor!”
LİSAN
Uzakdoğulu göçmen adamın karısı yüksek ateş nedeniyle yatakta kıvranmaya başlayınca hayli tedirgin olup ambulans çağırmak için bozuk İngilizcesi ile 911’i aramış...
“Size nasıl yardımcı olabiliriz?”
“Eşim yatakta. Acayip ateşli. Kadın resmen yanıyor.”
“Aa… Ne iyi be. Seni şanslı mikrop.”
ASKER KAÇAĞI
Savaşa girmek istemeyen Amerikalı asker birliğinden kaçmış, peşinde inzibatlar. Koşarken bir yol ayrımına gelmiş, tam ortada bir rahibe duruyor.
“Aziz Rahibem” demiş heyecanla “Eteğinizin altına saklanabilir miyim? Sebebini sonra anlatırım.”
Rahibe kabul etmiş, iki dakika sonra koşarak gelen inzibatları da ters yöne göndermiş.
İnzibatlar gözden kaybolunca kaçak asker eteğin altından çıkmış…
“Size ne kadar teşekkür etsem azdır efendim” demiş, “Ben İran’a savaşa gitmek istemiyorum. Bu yüzden saklandım.” Duraksamış ve tereddüt ederek devam etmiş… “Bu arada lütfen beni kaba olarak değerlendirmeyin ve lütfen yanlış anlamayın, hayatta gördüğüm en güzel bacaklara sahipsiniz!”
“Öyle mi?” demiş rahibe. “Eğer biraz yukarı baksaydınız daha farklı şeyler de görecektiniz.” Sonra bir kahkaha atmış. “Tertip, ben de İran’daki savaşa gitmek istemiyorum!”