Türkiye’nin bazı bölgelerinde petrol çıkarılıyor ama ilk kez yurtdışındaki bir petrol havzasına ortak olduk.
Irak Başbakanının Ankara ziyaretinde iki ülke arasında başta boru hattı olmak üzere imzalanan 5 anlaşmanın dışında bir de Kerkük petrollerinin ana ortağı olan İngiliz BP’nin yüzde 15 hissesine ortak olduk.
Bu anlaşma ile Türkiye kendi ülkesi dışında da petrol üreten ülke konumuna geldi.
Irak ile yapılan anlaşmalar gereği bu ülkeden günde 1 milyon varil petrol alacağız.
Bu da yılda 49 milyon 640 bin ton petrol demek.
Irak’la ayrıca terörsüz Türkiye hedefi doğrultusunda PKK ile ilişkiler konusunda da anlaşma yapıldı.
Bunların hepsi iyi güzel ancak nedense Erdoğan ile Irak başbakanı arasında hiç konuşulmayan bir konu var.
Bir ay kadar önce Fransa’daki tahkim mahkemesi Irak’ın şikâyeti üzerine açılan davada Türkiye’yi 1 milyar 470 milyon dolar tazminat ödemeye mahkum etmişti.
Irak Türkiye’de petrol boru hattı üzerinden hükümet düzeyinde kaçak olarak petrol çekildiğini iddia etmiş, uluslararası mahkeme de bu iddiayı doğru bulmuştu.
Irak’la yapılan son anlaşmalarda bu tazminat da ele alındı mı acaba?
Şimdi günde 1 milyon varil petrol alacağımıza göre Irak tazminattan da vazgeçti mi?
Garip olan basın toplantısını izleyen gazetecilerin aklına bunu sormak hiç gelmedi.
İletişim başkanı soruları dağıtırken bu konuyu koymamış anlaşılan.
KOMİK
Emme basma tulumba gibi
Körfez’deki savaş başlayalı 150 günü geçti.
Sonu ne olur hala bilemiyoruz ama Trump ve İran arasındaki söz düellosu beni çok sıktı, siz ne düşünüyorsunuz acaba?
Trump da İranlı yetkililer de emme basma tulumba gibi iki günde bir aynı şeyi söylüyorlar.
Haberleri şöyle bir taradım, bu 150 günün en az 60’ında Trump İran’ı yok edeceklerini, çok büyük bir güçle saldırıya hazır olduklarını söylemiş.
En az 60 kere de “İran anlaşmaya çalışıyor, şu sıralar ateşkes imzalanmasına çok yakınız” demiş.
Aynı şekilde İranlı yetkililer de “Amerika’ya bölgeyi dar edeceklerini, Amerikalıların bulunduğu her yerin hedefte olduğunu ya da Amerika ile anlaşma olabileceğini” ifade etmişler.
Peki sonuç ne?
İnen çıkan altın, petrol, maden fiyatları nedeniyle birileri acayip paralar kazanıyor.
O halde savaş adı altında laf dalaşına devam.
YENİ ÖĞRENDİM
Gagavuz Türkleri çok dertli
Gagavuzlar büyük topluluk olarak Moldava’da yaşayan ana dil olarak Türkçe konuşan Gök Oğuz Türkleri.
Moldova topraklarında 120-130 Gagavuz Türk’ü var.
1994’de dönemin cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in büyük çabaları ile dünyaya da örnek olan özerklik yasasına kavuşan Gagavuzlar temmuz başından bu yana çok endişeli.
Çünkü Moldova anayasa mahkemesi bu özerklik durumunun, anayasanın üniter devlet yapısına aykırı olduğuna ve durumun yeni bir kanunla düzenlenmesi gerektiğine karar verdi.
Eğer bu yasal değişiklikler yapılırsa Gagavuz Türkleri ciddi hak kaybına uğrayacak.
Türk vatandaşlarının vizesiz hatta kimlik kartı ile girebildiği Moldova’daki Gagavuz Türkleri şimdi Türkiye’den destek bekliyor.
Konuyu ben de yeni öğrendim, Dışişleri elbette durumu biliyordur ama hatırlatmakta da yarar var.
ŞAKA GİBİ
1 lira için bile çırpınan halk
Çevreyi korumak amacıyla başlatılan bir DOA seferberliği var biliyorsunuz.
DOA logolu şişeler kurulan makinalar aracılığı ile 1 liralık depozito iadesi yapıyor.
Sistem basit, DOA logolu şişeleri makinaya atıyorsunuz, telefona indirdiğiniz uygulama sayesinde her şişe için 1 lira hesabınıza yatıyor.
Yetkililere göre bu projeye büyük destek olmuş.
Çok sayıda kişi ellerindeki şişeleri makinaya atıp 1’er lira alıyormuş.
Ancak bazı kişiler çok sayıda şişe toplayıp makine başına geçtiği için sorun yaşanıyormuş, zaman açısından.
Formülü bulmuşlar.
Toplu halde 200 şişe getirene 1 lira değil de 50 kuruş verilecekmiş.
Niye?
Amaç doğayı korumak ve geri dönüşümü sağlamak ise çok şişe biriktirenler niye cezalandırılıyor?
Bırakın insanlar topladıkları kadar şişe toplasınlar ve depozitosunu alsınlar.
Ama asıl dramatik olan şu; insanlar artık o kadar çaresiz halde ki, şişe başı bir lira alabilmek için bile kıyasıya yarışır hale gelmişler.
Ben kendi hesabıma evde 4 çöp torbası koyuyorum.
Birine çöpleri, birine plastik maddeleri, birine kâğıt ürünlerini birine de camdan ürünleri atıyorum.
Sonra da bunları geri dönüşüm kutularına atıyorum.
Maddi gelirim yok bunu sorumlu vatandaş duygusuyla yapıyorum.